Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Milli Takımımızın, İsveç ile oynadığı hazırlık karşılaşmasında futbolcularımızın büyük çoğunluğu maç eksikliğine rağmen umut veren bir futbol sergiledi. Tüm oyuncularımızda iyi futbol oynama ve kazanma arzusu üst düzeydeydi. Bir önemli artı da topa sahip olma oranımız beklenenin üstündeydi. Ama unutulmamalı ki, hazırlık maçları saha içi eksikleri teşhis etmek için önemli bir fırsattır. İsveç karşısında ilk devre kontrol tamamen elimizde olmasına ve oyunu sürekli karşı alana yıkmamıza rağmen üretkenlik sağlayamadık. Buna karşılık rakibimiz bu yarıda 3 kez kalemize gelebildi. Üçünü de golle sonuçlandırabilirdi. Buradan şu sonuç çıkıyor: Ofansif anlayışımızda pozisyon veriyoruz.
İkinci yarıda ilk 20 dakikada etkili hücumlar yaptık ve pozisyonlar bulduk. Bunun nedeni skor dezavantajında olan İsveç'in risk almasıydı. Biz de karşı alandaki genişlikten faydalandık. Bizim kapalı savunmalara karşı set oyunumuz yeterli değil. Tabii bir de alışılmış, kalemize gelen duran top rahatsızlığımız var. İsveç maçın kısa bir bölümünde baskı kurdu. Bu bölümde kullandıkları tüm duran toplar tehlike yarattı, bir tanesi de gol oldu.
Burak'ın nükseden sakatlık problemlerini gözönüne aldığımızda bir santrfor sıkıntısı yaşadığımız konusunda herkes hemfikir. Büyük maç eksikliğine rağmen Cenk Tosun'un performansını takdir etmemek mümkün değil. Ama yine de maç oynamamak önemli bir handikap. Beşiktaş'ın alışılmış bir sistemi var. Eğer skorda bir sıkıntı yoksa maçların son bölümlerinde çift santrforlu düzene geçilmiyor, doğrusu da bu. Gomez önemli bir santrfor. Her zaman çok iyi oynamasa da usta bir golcü. Tabii ki Şenol Güneş'in tercihi de bu yönde oluyor. Şampiyonluk yarışının da nefes nefese gittiğini düşünürsek Cenk mecburen kulübede başlıyor.
Yukarıdaki paragrafta Cenk'in durumunu anlatmaya çalıştım. Milli Takımımız'ın Euro 2016'daki en büyük sorunu birçok futbolcunun maç eksiklikleri. Maç eksiği bir futbolcuyu hem fiziki kondisyon olarak olumsuz etkiler hem de maç içindeki icraatlarına kısıtlama getirir. Ozan Tufan, Fatih Terim'in en güvendiği isimlerden. Ama Fenerbahçe'de çok az şans buluyor. Arda da, Milli Takımımız için çok önemli. İsveç maçında çok özverili ve hırslı olmasına rağmen fiziki yetersizliği kendisini gösterdi. Zaten bu yılki şartlardan istenilen güçte olması mümkün değil. Atletico Madrid'in oyun modeli, mücadeleye dayalı tüm oyuncuların üst düzey fiziki direnç gösterdikleri bir takım. Arda, Atletico'da sürekli görev alıyor, savunmaya yardım ediyordu. Oyunu teknik açıdan dizayn ettiğinden de ağır mesai harcıyordu.
Bu yıl durum çok farklı. Ocak ayına kadar transfer yasağına takıldı. Görev aldığında da Barcelona pas trafiğinde fiziki olarak zorlanmıyor. Zaten Arda'nın yapısı orta saha formatına uygun değil, ileri uçta da öyle oyuncular var ki, ceza ve sakatlık dışında şans bulması mümkün değil. Her şeye rağmen Arda, kendisini özel olarak hazırlayarak ve Avrupa Şampiyonası kampında da performansını zorlayıp elinden geleni yapacıktır. Bu gece Avusturya ile hazırlık maçını oynayacağız. Avusturya, iyi bir çizgi yakaladı. Bu bakımdan kendimizi bir kere daha test etmek için iyi bir fırsat.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER