Türkiye'nin en iyi haber sitesi
ÖMER TAŞPINAR

İsrail seçimleri, ABD ve İran

WASHINGTON

İsrail'de haftaya yapılacak seçim hem bölge, hem Türkiye ile ilişkiler, hem de Washington'un İran politikası üzerinde belirleyici öneme sahip. Kamuoyu yoklamalarına göre İsrail'de radikal sağ güçlenirken, sol ve merkez partiler sürekli kan kaybediyor. Öyle ki, Türkiye'nin ve dünyanın gözünde radikal milliyetçi kampta yer alan Netanyahu artık İsrail standartlarında merkez sağın pragmatik siyasetçisi kabul ediliyor. İsrail'deki bu sağa kayış demografik değişimin kaçınılmaz sonucu. Soğuk Savaş sonrasında ülkeye akan Rusya Musevileri, artan Ortodoks nüfus ve de ortalama 5 çocuklu yerleşimciler İsrail'de radikal sağı güçlendiren temel unsurlar.
Netanyahu ve Likud gene birinci parti çıkacak gibi gözüküyor. Kuşkusuz, İsrail'de merkez sağ ve solun geniş tabanlı bir koalisyon yapması hem Washington hem de Ankara'nın lehine olacaktır. Böyle bir koalisyonda Livni gibi Türkiye ile ilişkileri bir an evvel düzeltme yanlıları kabinede görev alabilir. Ama Netanyahu'nun önünde sol zayıfladıkça daha da güçlenen başka bir alternatif var: Naftali Benett gibi sürekli güçlenen radikal sağdaki politikacılar ile daha milliyetçi bir koalisyona gitmek.
Böyle bir senaryo gerçekleştiği takdirde Washington üç ciddi sorun yaşayacak. Birincisi, İran konusunda İsrail daha da şahinleşen bir politika izleyecek. İkincisi, Filistin cephesinde iki devletli çözüm paradigmasından uzaklaşılacak. Buna bağlı olarak üçüncü sorun da Türkiye ve İsrail arasında sorunların gittikçe kronik hale gelmesi olacak. Obama yönetimi açısından en önemli mesele İran. Obama seçimleri kazandıktan sonra İran'a bir zeytin dalı uzatarak ikili görüşme talebinde bulunmuştu. İran'da rejim kararsız kaldı. İkili görüşme konusunda dini lider Hameney ile siyasi gücü gittikçe zayıflayan Ahmedinecad arasında uzlaşma sağlanamadı.
ABD yakında İstanbul'da yapılacak P5 +1 (BM Güvenlik Konseyi üyeleri ve Almanya) kapsamında İran'dan son derece net ve somut adımlar atmasını isteyecek. Bu arada İran'da haziranda seçimler var. Bu seçimler öncesinde Tahran muhtemelen adım atmak istemeyecek ve her zaman olduğu gibi oyalama taktiği izleyecek. İşte bu aşamada hazirandan önce İsrail'de yeni gelecek hükümetin İran'ın nükleer tesislerini vurma ihtimali devreye giriyor. Zira İsrail, İran'ın uranyum zenginleştirme ve nükleer silah oluşturma kapasitesi konusunda son derece kritik bir noktada olduğunu düşünüyor. Netanyahu 2013 bahar aylarını kırmızı çizgi olarak BM'de yaptığı konuşmada ilan etmişti.
ABD açısından İsrail'de göreve gelecek radikal sağ bir koalisyonun İran'ın nükleer tesislerini vurması son derece ciddi bir risk. Böyle bir durumda ABD bölgede inisiyatifi tümüyle kaybedecek ve Ortadoğu'da şu andakinden daha da büyük bir kaos yaşanacaktır. ABD'nin prestiji ve dinamikleri kontrol etme ihtimali de sıfıra inecektir. Böyle bir riski göze almak yerine, Obama İran'a karşı gittikçe kaçınılmaz gözüken bir askeri operasyonu ABD'nin kendisinin gerçekleştirmesini tercih edebilir. Öte yandan, İsrail'de geniş tabanlı bir merkez koalisyon oluşursa, hesaplar biraz değişebilir. Bu durumda diplomatik görüşmeler için biraz daha sabır ve tolerans olacaktır.
Sonuç olarak İsrail'de seçim ABD, İran, Türkiye ve tüm bölge açısından belirleyici öneme sahip olacak gibi gözüküyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA