YAZARA MAİL GÖNDER Yeni dönemde Türkiye-ABD ilişkileri

YAZARLAR

İSTANBUL

Geçtiğimiz haftayı Ankara ve İstanbul'da geçirdim ve bu sayede hem Türkiye-ABD ilişkileri üzerine görüşlerimi paylaşma, hem de Türkiye'nin özellikle Kürt meselesi konusunda içinden geçmekte olduğu kritik dönemi daha iyi anlama fırsatım oldu.
Türkiye'den dünyaya bakınca dış politikada birinci sorunun Suriye olduğu hemen anlaşılıyor. Suriye krizi aynı zamanda Ankara'nın Rusya, İran ve Irak ile ilişkilerini de son derece olumsuz etkiliyor.
Washington'dan yazan ve dünyadaki gelişmeleri Türkiye'ye daha çok ABD dış politikası perspektifinden aktarmaya çalışan bir analist olarak, bana en çok sorulan soru doğal olarak neden Obama yönetiminin Suriye konusunda bu kadar pasif kaldığı oldu. Yakın zaman kadar Türkiye'deki genel izlenim Washington'un seçim dönemi nedeniyle Suriye konusunda bir türlü harekete geçemediğiydi. Buna bağlı olarak, özellikle Başbakan Erdoğan nezdinde beklenti kasım seçimlerinden sonra Obama'nın Suriye'de çok daha aktif bir politika izleyeceğiydi. Seçimlerin üzerinden üç aya yakın süre geçti. Buna rağmen Obama'nın Suriye konusunda dişe dokunur bir adım atmadığı görülüyor. Türkiye doğal olarak bu durumdan endişeli ve şikâyetçi.
Kendi adıma ABD'nin neden pasif kaldığını anlatmaya çalışırken üzerine vurgulama yaptığım en önemli husus şu oldu:
Obama ikinci döneminde yeni bir ivmeyle içeriye odaklanıyor. Ülkenin önünde ekonomik durgunluktan, bütçe hesaplarına, altyapı sorunlarından, eğitim ve sosyal sigorta reformuna, göçmenlik yasası değişiminden, silah satışı kontrolüne kadar uzayan bitmek bilmeyen son derece ciddi yapısal siyasi, ekonomik ve toplumsal sorunlar var.
Obama bütün ikinci dönemindeki başkanlar gibi şimdi daha rahat hareket etme fırsatına sahip. Bütün ikinci dönemindeki başkanlar gibi tarihe de geçmek istiyor. Ama elindeki siyasi sermaye Amerikan toplumunun beklentileriyle sınırlı ve Amerikan toplumu Ortadoğu'da yeni bir askeri macera istemiyor. Tıpkı geçmişte yaşanan Vietnam sendromu gibi şimdi bir Ortadoğu sendromu var Amerika'da. Irak ve Afganistan sonrası bir savaş yorgunluğu bu. Tamam, dış politika stratejisi ve ulusal çıkarlar tabii ki kamuoyunca belirlenmiyor. Obama yeterli derecede siyasi irade ortaya koysa Suriye'de taşları yerinden oynatacak adımlar atılabilir. Ama bu siyasi irade şu anda yok. BM süreci ve diplomasi süreci tıkanmış durumda. Rusya, İran ve Çin ile yeni gerilimler yaşamak istemiyor Washington.
Ayrıca Suriye'deki muhalefet, radikal unsurlar ve Esad gittikten sonra daha da şiddetlenecek yeni bir iç savaş konusunda ciddi endişeleri var ABD'nin. Bütün bu nedenlerlesınırlı da olsa yeni bir askeri girişim istemiyor Beyaz Saray. Sonuç olarak yeni dönemde Türkiye-ABD ilişkilerini belirleyecek en önemli konu Suriye ve Washington Suriye'de ciddi bir adım atmak niyetinde değil. Başbakan herhalde en çok bu nedenle Obama'yı ikna etmek için Washington'a gelmek ve bire bir kendisiyle görüşmek istiyor.
Şurası kesin: Ortadoğu ve İslam dünyasında on yıldır girdiği bataklıktan çıkmak ve Asya-Pasifik bölgesine odaklanmak için can atan bir ABD'yi Suriye'ye müdahale konusunda ikna etmek hiç kolay olmayacak.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.