YAZARA MAİL GÖNDER Siyonizm ve antisemitizm

YAZARLAR

WASHINGTON

Geçen gün Brookings'de çalışan bir Amerikalı meslektaşım Erdoğan'ın siyonizm sözleri üzerine bana şu soruyu sordu: "Sizin başbakan siyonizm kavramından ne anlıyor acaba?" Ben de ona "zaten bütün sorun burada" diyerek cevap verdim.
Normalde insanların dinleri konusunda konuşmayı sevmem. Ama yazının bütünlüğü ve anlaşılması açısından bu soruyu soran Amerikalı arkadaşımın Musevi olmadığını belirtmem gerekiyor. Nedeni şu: İrlanda asıllı Katolik bu Amerikalı arkadaşımın belirttiği gibi Amerika'da bile siyonizm kavramı konusunda Museviler ve Musevi olmayanlar arasında bir kavram kargaşası yaşanıyor. Bu kavram kargaşası Amerika'da sayıları 40 milyonu bulan Evanjelist cemaatlerin siyonizm destekçisi olmalarıyla daha da çetrefil bir hal alıyor. Zira bu Evanjelist kesim içinde siyonizmi destekleyen ama anti-semitik önyargılara sahip olanlar var. Hiç antisemit siyonist olur mu diye sormayın. Oluyor. İsrail devletini destekleyen ama Musevilerden hiç hoşlanmayan bir sürü Evanjelist var bu ülkede.
Peki o zaman nasıl tanımlamak gerekiyor bu siyonizm kavramını? Musevi Amerika ve dünya Musevileri açısından, siyonizm İsrail devletinin kurulması amacını içeren bir felsefe ve siyasi proje. Bugün İslam dünyasında lanetleniyor olmasına rağmen, ırkçılık amacı güden bir proje değil siyonizm. Tam tersine Musevilere karşı yapılan ırkçılık nedeniyle, yani anti-semitizm sebebiyle doğuyor siyonizm. Avrupa'da 19. yüzyılda Theodor Herzl önderliğinde, ayrımcılık ve anti-semitizm nedeniyle bu yaşlı kıtada artık kendilerine yer bulamayacaklarına inanmış bir grup Musevi aydının Ortadoğu'da kutsal topraklar üzerinde bir Musevi devleti kurmak istemeleri üzerine doğuyor siyonizm. Kanımca Avrupa'da anti-semitizm olmasaydı ve anti-semitizm Hitler döneminde akıllara durgunluk veren Musevi soykırımına sebep olmasaydı belki de siyonizm bugünkü haline gelmeyecekti.
Bugünkü haliyle siyonizm sadece İsrail devletinin kurulması olarak algılanmıyor. İsrail devletinin Filistin toprakları üzerinde yayılmacı politikası, Arapları ikinci sınıf vatandaş konumuna getirmesi ve Musevilerin seçilmiş bir ırk olarak kendilerini üstün görmeleri hep siyonizm hanesine yazılan negatif unsurlar. Musevi olmayan Amerikalı uzmanlar siyonizmin bu yönüne aşina. Arap ve İslam dünyası, hatta Avrupa'da sol aynı nedenle siyonizme olumsuz yaklaşıyor. Zaten tam da bu nedenle Brookings'deki arkadaşım yazının başında belirttiğim soruyu sordu. Onun gözünde de siyonizm sorunlu bir kavram. Ayrıca Erdoğan'ın yaptığı konuşmada antisemitizm kavramını da insanlığa karşı bir suç olarak nitelemesi İslam dünyasında pek duymaya alışmadığımız bir bakış açısı.
Sonuç olarak şurası kesin: Erdoğan siyonizmi lânetlerken anti-semit bir önyargı ile hareket etmiyor. Siyonizm bugünkü haliyle İsrail solunun bile kabul etmekte zorlanacağı bir proje ve felsefe. Filistin toprakları işgal altında kaldıkça, yasadışı yerleşim merkezleri Batı Şeria'da kurulmaya devam ettikçe, İsrail pasaportu taşıyan Araplar ikinci sınıf vatandaş olarak kaldıkça, siyonizm sorunlu bir kavram olmaya devam edecek. Ama bütün bunlara rağmen Türkiye ve İsrail'in ilişkilerini düzeltmesi gerekiyor. Eğer Başbakan bağcıyı dövmek yerine üzüm yemek istiyorsa siyonizmi eleştirirken yanlış anlaşılacağını hesaba katmalıydı. Zira İsrail Türkiye yakınlaşması şimdi artık daha da zor hale geldi.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.