YAZARA MAİL GÖNDER ABD ile Suriye ve Irak sorunu

YAZARLAR

WASHINGTON

Türkiye-ABD ilişkileri İsrail'in özür dilemesi sayesinde daha rahat bir döneme girebilir. Fakat bu durum her şey tozpembe anlamına gelmiyor tabii ki. Özellikle Suriye ve Irak konuları önümüzdeki dönemde ilişkileri zorlayacak. Peki, Türkiye ve ABD neden Suriye ve Irak konusunda farklı analizler yapıyorlar? Ayrılma noktaları neler? Suriye'den başlayalım.
Aslında stratejik hedefler aynı. Ankara ve Washington yeni bir Suriye görmek istiyorlar. Ama o yeni Suriye'ye nasıl varılacak o konuda tam anlaşamıyorlar. Ankara, ABD'nin elindeki diplomatik ve askeri gücü yeterince etkili şekilde kullanmadığını düşünüyor. Rusya'nın BM'de ikna edilememesinden tutun, Suriye'deki muhalefete daha kapsamlı askeri ve siyasi destek verilmiyor olmasına kadar birçok konuda Ankara Washington'dan şikâyetçi. Washington ise Ankara'nın Müslüman Kardeşler yörüngesindeki Suriye muhalefetine açık çek vererek Suriye genelindeki etnik ve mezhep dengeler konusunda yeterince hassas davranmadığını düşünüyor.
Başka bir sorun Obama yönetiminin Esad sonrası Suriye konusunda kötümser oluşu. Esad gidince, tıpkı Saddam sonrası Irak gibi, şimdikinden daha da kanlı bir iç savaş ve hesaplaşma riski Obama'yı korkutuyor. Türkiye ise daha iyimser. Ankara'ya göre Esad gidince sandık gelecek ve demokratik seçimler ülkenin kim tarafından yönetileceğini belirleyecek. İlginç bir tezat var ortada. Bundan 10 yıl önce, 2003'te Bush yönetimi Irak'ta Ankara'nın desteğini almak için Türkiye'ye: "Merak etmeyin, Saddam gidince demokrasi gelecek, her şey iyi olacak" diyordu. Türkiye ise gayet şüpheci ve gerçekçi bir şekilde "Saddam gidince kaos gelebilir, asıl mesele ondan sonra başlar" korkusu içindeydi. Şimdi Suriye'de roller değişti. Bu sefer ABD oldukça temkinli ve Türkiye çok iyimser. Irak'tan ders alan Obama yoğurdu üfleyerek yeme taraftarı. Türkiye ise heyecanla "Beşar gider demokrasi gelir" tezini işliyor. Tarihin cilvesi işte.
Peki ya Irak'ta neden Ankara ve Washington farklı noktalarda? Temelde sorun iki tarafın Irak Başbakanı Nuri el- Maliki konusunda farklı düşünmeleri. Ankara en başından beri Maliki yerine Irakiyye Partisi Başkanı İyad Allavi'yi destekledi. ABD'nin geçmişte aynı şekilde hareket etmeyişi Ankara'da halen ciddi bir eleştiri konusu. Türkiye'nin gözünde Maliki, İran yörüngesinde hareket eden, mezhepçi bir diktatör. ABD ise her ne kadar Maliki'ye bayılmıyor olsa da gene de onunla çalışma taraftarı. Maliki'nin İran'a yakın olmasından ABD de şikâyetçi. Ama bundan biraz da Suudi Arabistan ve Türkiye'nin Irak'ta Sünni cepheye verdikleri desteği sorumlu tutuyorlar. Aynı Suriye'de olduğu gibi, Washington, Ankara'nın gene fazlasıyla Müslüman Kardeşler'e destek vermesini eleştiriyor. Maliki'nin her şeyden önce bir Arap olduğunu hatırlatıp onu "İran'ın kucağına atmanın bir anlamı yok" diyorlar. Ankara ve Washington arasında şimdi bir de Kuzey Irak meselesi var. Türkiye'nin Erbil ile iyi ilişkiler içinde olması genel anlamda olumlu karşılanıyor. Ama enerji anlaşmaları ve boru hatları nedeniyle Erbil ve Bağdat gerginliği ülkeyi bölecek korkusu var Washington'da. Gene tarihin cilvesi işte: Türkiye Erbil ile bütünleşme hayalleri yaparken, şimdi artık ABD Irak'ın toprak bütünlüğünün önemi konusunda Ankara'ya diskur çekiyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.