YAZARA MAİL GÖNDER Merkel Schröder'e teşekkür etmeli

YAZARLAR

WASHINGTON

Almanya'da pazar günü yapılan seçimleri eğer büyük bir sürpriz yaşanmazsa bir kez daha Angela Merkel kazanacak. Alman seçimleri bütün Avrupa ve dünya tarafından yakından izlendi. Genelde kendi içine kapalı yaşayan Amerika'da bile bu seçimlere ilgi vardı. Neden mi? Çünkü Avrupa ekonomisi ABD'nin kendi ekonomik performansını yakından ilgilendiriyor ve Almanya demek Avrupa ekonomisi demek. İki yıldır sürekli gördüğümüz gibi Avrupa'da bankalar sorun yaşayınca hemen Amerikan finans sistemi ve New York borsası tehlike sinyalleri veriyor. Globalizasyon nedeniyle Avrupa ve Amerika arasındaki finansal ağlar o kadar derin ve iç içe geçmiş durumda ki, biri hastalanırsa hemen virüsler öbürüne bulaşıyor.
Almanya bugün Avrupa'nın en sağlam ekonomisi durumunda. Avrupa'da yaşanan bütün ekonomik sorunlara ve finansal krize rağmen Alman ekonomisi dimdik ayakta. Berlin sadece Yunanistan, Portekiz, İspanya gibi "Club Med" ülkelerine fon sağlamakla kalmıyor. Almanya aynı zamanda son derece düşük işsizlik oranı ve yüksek ihracat kapasitesiyle hasta Avrupa kıtasından bir başarı sembolü. Ekonomik göstergeler bu kadar güçlü olunca, tabii Merkel'in bu seçimleri kazanma şansı da aynı oranda artıyor. Ne de olsa siyasetin ve seçimlerin altın kuralı belli: Ekonomi iyi gidiyorsa, seçmen mutlaka iktidarı mükâfatlandırır. Bu seçim ve ekonomi dinamiği Türkiye'de, Avrupa'da, Amerika'da aynıdır. Bill Clinton'un unutulmaz siyasi danışmanı James Carville zaten tam da bu nedenle, "neden Clinton kazanıyor" sorusuna hep: "it's the economy, stupid" diyerek cevap verirdi.
Peki Merkel bu ekonomik başarıyı hak ediyor mu? Kanımca Merkel çok şanslı. Çünkü Almanya'da ekonominin iyi gidiyor olmasının asıl nedeni kendisinden önce, Schröder döneminde, temelleri atılan yapısal reformlar. Bundan yaklaşık 10 yıl önce 2002-2003 yıllarında Almanya Avrupa'nın hasta adamı olarak bilinirdi. Temel sorun işsizliğin yüzde 12 seviyesinde (bugün neredeyse yüzde 6) dolaşıyor olmasıydı. Bu yapısal bir sorundu zira işsizlik doksanlı yılların sonundan beri bir türlü yüzde 10'un atına düşmüyordu. Temelde sorun sosyal devletin piyasa ekonomisine ve emek pazarına fazlaca müdahale etmesinden kaynaklanıyordu. Devletin sağladığı işsizlik sigortasının çok yüksek olmasından tutun, işe alma ve işten çıkarmanın yüksek sosyal sigorta vergileri nedeniyle girişimciliği caydırıcı hale gelmiş olmasına kadar birçok alanda sorun vardı. Piyasa ekonomisi ve arz-talep mekanizması çalışamaz durumdaydı. Bu kötü gidişat karşısında Schröder, 2002'de, iktidarının ikinci dönemine girerken, sendikaların ve Alman solunun düşmanlığını kazanmak pahasına neo-liberal yapısal reformlar yapmaya cesaret etti.
"Agenda 2010" denen bu reform paketi sayesinde Almanya'da işsizlik sigortasının süresi azaltıldı, iş piyasasında esneklik yaratan deregülasyonlar yapıldı ve işverenleri zorlayan sosyal sigorta vergileri indirildi. Bu yapısal reform sürecine "Agenda 2010" denmesinin nedeni reformların meyvelerinin ancak uzun dönemde gelecek olmasıydı. Nitekim öyle oldu. Schröder 2005'te seçimleri kaybetti. Kendi partisi SPD ve koalisyon ortağı Yeşiller bile Schröder'e yeterince destek olmadılar. Ama sonuçta bugün Almanya o vizyon ve reformlar sayesinde rekor ihracat ve düşük işsizlik yaşıyor. Merkel bu nedenle yatıp kalkıp Schröder'e dua etmeli.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.