YAZARA MAİL GÖNDER İç ve dış politikada beklentiler ve gerçekler

YAZARLAR

WASHINGTON

Siyaset ve psikolojinin ortak bir kuralı var. Beklentiler ne kadar yüksek olursa, hayal kırıklığı da o kadar yüksek olur. Son dönemde yüksek beklentilerin yarattığı hayal kırıklığı hem iç hem de dış politikada gözle görülür hale geldi. İç politikada günün konusu malum demokratikleşme paketi. Beklentileri yüksek olan, hatırı sayılır bir kesim bu reform paketini yeterince tatmin edici bulunmadı. Özellikle BDP ve Kürt toplumsal tabanında, yüksek beklentilerin yarattığı hayal kırıklığını en güze ifade eden "dağ fare doğurdu" deyimi sık sık kullanılır hale geldi. Kürtler açısından dağ ve fare durumunu en iyi yansıtan örnek Kürtçe eğitim konusunda yaşandı. Yüksek beklentileri olanlar arasında Kürtçe eğitimin gene sadece özel okullar çerçevesinde sınırlandırılması derin bir hayal kırıklığı yarattı. Sadece Kürtler değil, daha geniş birçok toplumsal katmanda beklenti yaratan konuysa tabii ki yüzde 10 barajının indirilmesiydi. Bu alanda ciddi beklentileri olanlar açısından meselenin sadece tartışmaya açılıyor olması doğal olarak tatmin edici bulunmadı.
Peki, konuya iktidar partisi ve onun beklentileri açısından bakınca ne görürüz? Burada durum tabii ki farklı. En büyük zorluk beklentiler ve gerçekler arasındaki hassas dengeyi kurmak. AK Parti açısından temel öncelik ve beklenti gayet açık: Yaklaşan yerel seçimlerden 2011'deki genel seçim zaferine yakın oy çıkarmak. Mart 2014 seçimleri, Çankaya hesapları üzerindeki etkisi nedeniyle Türkiye'nin önündeki 10 yılına damgasını vuracak. Durum böyle olunca Kürtçe eğitim konusunda dev bir açılım yapmak veya anti-terör yasasında (zaten PKK ile müzakere gibi ciddi bir siyasi risk alınmışken) radikal adımlar atmak AK Parti açısından tek bir anlam ifade ediyor: Tabandaki milliyetçi oyların MHP'ye kayması. Beklentiler ve gerçekler, idealler ve siyasi hesaplar, partinin reformcu ve milliyetçi- muhafazakâr kimliği arasındaki hassas dengeyi tutturmak AK Parti açısından bu nedenle son derece zor.
Peki ya dış politika? Bu alanda da benzer zorluklar yaşanıyor. Özellikle Washington'da AK Parti'den yüksek beklentisi olanlar hayal kırıklığı içindeler. Aynı durum Ankara'nın ABD'den beklentileri için de geçerli. Sonuçta her iki taraf da benzer bir ruh hali içinde. Ankara Suriye ve Mısır konusunda beklediği tepki ve politikaları Washington'dan alamıyor. Mısır'da darbeye darbe denmiyor olması, Suriye'dew askeri operasyon beklerken Şam'da rejimin şimdi kimyasal silah diplomasisi sayesinde meşruiyet kazanıyor olması Ankara'da kaygı yaratıyor. Obama yönetimiyse, İsrail-Türkiye normalizasyonu için bu kadar çaba gösterilmesine rağmen sonuç gelmemesi, Gezi olaylarına farklı yaklaşım, Mısır'da darbenin İsrail'e bağlanması ve de son olarak Türkiye ve Çin arasında imzalanması muhtemel füze savunma sistemi anlaşması nedeniyle derin bir hayal kırıklığı içinde. Sonuç olarak her iki taraf da kendi yüksek beklentilerinin ve bu beklentilere tekabül etmeyen gerçeklerin kurbanı oluyorlar. Tıpkı iç politika ve Kürt sorunundaki dinamikler gibi, dış politika alanında da beklentiler daha iyi yönetilmediği takdirde Ankara ve Washington arasındaki gidişat yakın gelecekte bir krize doğru yol alıyor gibi.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.