Türkiye'nin en iyi haber sitesi

WASHINGTON

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun bugün başlayan Washington temasları Ortadoğu dinamiklerinin ve Türk- Amerikan ilişkilerin yeni bir dönemece girdiği döneme denk geliyor. Her ne kadar Türk-ABD ilişkileri çok boyutlu ve çok bölgeyi (NATO, Rusya, Balkanlar, Kafkaslar, Ortadoğu) kapsayan bir derinlikte olsa da Ortadoğu ve de özellikle Suriye, İran, Irak ve İsrail 25 yıldır Ankara ve Washington arasındaki sorunların merkez üssü. Bu nedenle "gündem nedir?" sorusuna verilecek en kestirme cevap şu: Suriye, İran, Irak ve İsrail konusunda karşılıklı beklenti ve stratejilerin değerlendirilmesi. Tabii ki bu listeye son haftalarda Obama yönetimi açısından büyük önem taşıyan Çin füzeleri meselesini de eklemek gerekiyor.
Şimdi sırayla bu konulara bakalım ve Suriye'den başlayalım. Washington'da Türkiye'nin Suriye konusunda son dönemde sağlıklı bir revizyon yaptığı izlenimi hâkim. Bunun en açık belirtisi Türkiye'yi bazı radikal Sünni gruplara desteği nedeniyle eleştiren söylemin son bulması. Bu şikâyetlerin yerini, Ankara'nın önümüzdeki ay toplanması beklenen Cenevre 2 zirvesi çerçevesinde, siyasi ve diplomatik çözüme destek olacağı izlenimi aldı. Ankara'nın hem Türkiye'de hem de Suriye'de PKK ile yürüttüğü diyalog Washington tarafından takdir edilen başka bir konu. Peki ya Ankara'nın Obama'dan Suriye konusundaki beklentisi? Bu beklenti değişmiş değil: ılımlı muhalif gruplara çok daha kapsamlı askeri destek verilmesi. Ankara için başka bir hassas konu kimyasal silahların yok edilmesi konusunda yürütülen diplomasi. Türkiye, Esad rejiminin bu diplomasi sayesinde uluslararası meşruiyet kazanıyor olmasından endişeli. ABD'nin bölgesel bir müttefiki olarak Türkiye, Obama'nın kırmızı çizgiler ve ciddi beklentiler yarattıktan sonra, son derece sınırlı olacak bir askeri operasyondan bile vazgeçmiş olmasının getirdiği prestij ve inandırıcılık kaybından en azından Suudi Arabistan ve İsrail kadar rahatsız.
Türkiye'nin bu iki ülkeden ayrıldığı nokta İran meselesi. Suudi Arabistan ve İsrail'in aksine Ankara, Obama yönetiminin İran ile daha ciddi bir diplomatik diyalog kurması taraftarı. Yeni iktidara gelen Ruhani yönetiminin nükleer konuda vereceği bazı tavizler karşılığında ekonomik yaptırımların azaltılması Türkiye'yi Riyad ve Tel Aviv kadar rahatsız etmiyor. Zaten Türkiye'nin İran ile ekonomik ilişkiler ve yaptırımların etkisi konusunda en başından beri Batı'dan farklı düşündüğü malum. Bu nedenle İran meselesinde ABD ve Türkiye arasında artan bir uyum söz konusu bugün.
Irak konusuna gelelim. Türkiye'nin Maliki ile daha yapıcı diyalog içine giriyor olması takdir ediliyor. Erbil ile ilişkilerdeyse Türkiye'nin kendi ekonomik çıkarlarını koruyacağı artık gittikçe kabul görüyor. Türkiye'nin genel beklentisiyse Bağdat üzerinde son dönemde artan ABD baskısının devam etmesi. Maliki'nin ancak bu baskı sayesinde İran yörüngesine girmek ve mezhepçi, dışlayıcı ve otoriter politikalar izlemek konusunda frenleneceği izlenimi Ankara'da hâkim.
Peki, Suriye, Irak ve İran'da uyum varsa Ankara ve Washington arasında sorun nerede? Bu soruya kısa cevap İsrail ve Çin füzeleri. İsrail konusunda ABD'nin tüm çabalarına rağmen bir türlü normalizasyonun gerçekleşmiyor oluşu Obama yönetimine göre daha çok Türkiye cephesinin bu konuda yeterince iyi niyet ve siyasi irade sahibi olmayışından kaynaklanıyor. İsrail sorununa ek olarak Türkiye'nin Patriotlar yerine Çin füzelerini tercih ediyor gözükmesi Davutoğlu-Kerry görüşmesinde her şeyin tozpembe olmayacağını gösteriyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER