Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Arda, hele de Kasımpaşa maçında Galatasaray camiasının yıllardır özlemini çektiği kaptan olma yolunda nasıl dev adımlar attığını gösterdi.. Takımını tam bir lider olarak içerden başarıyla yönettiği gibi, futbol dışı olaylara olumlu müdahalesiyle alkışlandı. Geçmiş yıllarda bu tür olayların göbeğinde, hatta çıkarıcısı, tahrik edicisi olarak görmeye başladığımız Arda bu defa, sakin, soğukkanlı, yatıştıran, öfkeli arkadaşlarını olayların içinden çekip alan kaptandı.
Arda olmasa, en az iki Galatasaraylı kırmızı kart görebilirdi.
Gerçi o hakem kırmızı kart gösterebilir miydi, bilmiyorum. Bunu derken de, Ali Güneş pozisyonlarını kast etmiyorum. Bakıyorum medya, maçın çaylak hakemine fena halde yüklenmiş, beşinci dakikada penaltı verip Ali Güneş'i kırmızı kartla oyundan atmadığı için.
O pozisyonu, cepheden bakan orta hakem kaçırabilir. Ali Güneş'in topa müdahalesi belli belirsiz. Yavaş çekimde dikkatle izlenirse fark ediliyor. Penaltı verme görevi yan hakemde.. Çünkü o çizgi üzerinde ve elin topa dokunduğunu tam görmese bile, topun yön değiştirdiğini görecek konumda. Ali Güneş diyelim topu daha içerden çevirse, topun tamamının çizgiyi geçip geçmediğine, yani "Gol mü, yoksa penaltı ve kırmızı kart mı" ya kim karar verecek?. Yan hakem..
Şimdi bu yan hakemden de işaret almayan orta hakem, maçı beşinci dakikada nerdeyse bitirecek düdüğü, kesin emin olmadan çalabilir mi?.
Dokunmadıysa ve Kasımpaşa maça 1-0 yenik ve 10 kişi başlayıp kaybederse, hakem ne olur?.
İkinci Ali Güneş pozisyonu eleştirileri, daha da haksız.. "Son adam" diyorlar, Kewell için. Kuralda "Son adam" diye bir şey yok.. "Bariz gol şansı" var.. Kewell'ın bariz gol şansı var mıydı?. Bu bir yorum meselesidir. Bence de yoktu.
Hakemi eleştirmeyen Rijkaard'ı yürekten kutlarım..
O hakem, bariz kırmızı kartı hak eden Keita'yı atamadı.. Keita'yı bir başka pozisyondan da, Arda çekip kurtardı. Daha başkalarını da çekip kurtardığı gibi..
Şimdi bu mükemmele doğru hızla giden kaptan, futbol açısından zikzaklar çiziyor..
Bir maçı tek başına kurtarıyor. Ötekinde sahada varlığı, yokluğu belli değil.. Hocasının (Terim veya Rijkaard) ona nasıl 90 dakika tahammül ettiğini merak ediyorsunuz..
O maçlarda Arda, yorgun ve bitkin görünüyor.. Oysa, genç futbolcunun gece hayatı yok. Çok yakından izleniyor. Bilinen evine zamanında gittiği, kampta odasına zamanında çekildiği.. Antrenman da aksatmıyor.. O halde???

***

Emre, Fenerbahçe'nin en pahalı futbolcusu.. Aziz Yıldırım paralı askerlerden vazgeçip, takımın iskeletini "Fenerbahçeli"lerden kurmaya karar verdiği zaman, merkeze, tonla para verip Emre'yi koymuştu.
Mehmet Topuz için Beşiktaş'la kapışmasının sebebi buydu. Doğru yoldaydı, ama kolay caydı. Gene paralı askerlere döndü. Şimdi Fener, devşirmeler dahil sahaya sekiz yabancı ile çıkıyor, onlar da takıma o kadar sahipleniyorlar.
Emre "Oynadığı" maçlarda mükemmel.. Takımı da oynatıyor ve skora etkili oluyor.. Ama çok az maçta oynuyor. Çoğu zaman "Niye oyunda" dedirtecek kadar eli belinde dolaşıyor. Emre hatta "tarikatçı" olduğu ileri sürülen inançlı bir futbolcu. Gece hayatı yok..
O zaman ne oluyor?..
***

Okan, Galatasaray'da en çok eleştirdiğim, ama en sevdiğim futbolculardan biriydi. Çünkü adam gibi adamdı. Bunca eleştirime rağmen, sevgi ve saygısını yitirmez, beni gördüğünde selamlar, durum uygunsa yanıma gelir "Selam ağbi" derdi. İki satır yüzünden, sırtını dönenlerden değildi.
Nihan Akkuş, Türkiye'nin geleceği en parlak top modellerinden biriydi. Yedi Tepe'de kumaş ve giyim tasarım okumuş, başarıyla mezun olmuştu. Kendi planlayıp sunduğu televizyon programlarında büyük başarılara ulaşmıştı. Bu köşenin okurları, Nihan adının o yıllarda sık sık geçtiğini hatırlarlar.
Okan, Nihan'la tanıştığında alışılan bir futbolcu manken ilişkisinin başladığını sananlar yanıldılar..
İkili kısa zamanda evlendiler. Nihan bütün kariyerini bırakıp, evinin kadını oldu. Birkaç ay önce de, aile kalabalıklaştı. Bir bebekleri oldu.
Geçen hafta sonu, ikiliyle yapılmış şirin bir röportaj okudum..
Bir satırın altını çizdim..
Nihan "Okan'ı sadece playstationdan kıskanıyorum. Bir kapandı mı, saatlerce başından kalkmıyor" diyordu..
İşte yukardan beri yazdıklarımın anahtar sözcüğü bu.. "Playstation!.."
Arda'nın yakınlarından bana ulaşan bilgi bu..
"Arda, bazı geceler sabahlara kadar playstation oynuyor.."
Emre'den gelen haberler de farklı değil..
"Emre tam bir playstation hastası.."
***

Bu üç futbolcunun üçünün de gece hayatı, bildiğimiz anlamda yok.. Ama hayatlarında bir Playstation var ki, müptela oldukları, o çok şeylerini etkiliyor.. Kafalarını o an oynadıkları maça vermelerine, maç üzerinde yoğunlaşmalarına dahi engel olabilecek bir tutku bu. Sadece uykusuzluk değil, başka şeye konsantre olma sıkıntısı, konsantrasyon bozukluğu dahi yaratabilir.
***

Playstation, aslında bizim değil, dünyanın derdi.. Amerika'dan Japonya'ya, çocukları ve gençleri saran bu hastalıkla mücadele için bilim adamları, ruh doktorları kolları sıvadılar..
Playstation oynama, damara eroin verme gibi bir şey olabiliyor ölçüyü kaçıranlarda.. İnsanın kanına işleyen bir hastalığa dönüşüyor... Ona her şeyi unutturabiliyor..
Geçen sene İzmirli bir delikanlıyı yazmıştım. Tesadüfen dinleyen İngiliz otoriteler Royal Müzik okulunda burs teklif etmişlerdi. Ama delikanlı aylardır evde duran piyanoya el sürmüyordu. Ailesiyle yemek için salona bile gelmiyor, odasında sandviçle idare ediyordu.. Çıkmadığı, kendi kendisini hapsettiği odasında playstation vardı çünkü..
Okul, arkadaşlar, aile, sosyal yaşam, müzik, her şey, ama her şey unutulmuş, sadece playstationla yaşanır olmuştu.
Aileden bir daha haber alamadım. Çözdüler mi, çözmediler mi bilmiyorum..
Bildiğim..
Bu ülkede de, birileri bu playstation denen oyun kutusunun, eğlence ve boş vakit değerlendirme sınırlarını aşıp, hastalığa, Playsationmania'ya dönüşmesini engellemek için bir şeyler yapmaya başlamalı artık!..
Kendilerini playstationa kaptıranlar da, gerekirse profesyonel yardım da alarak bu hastalığı yenmeliler.. Yoksa genç yaşlarında tüm yeteneklerine rağmen, hatta her şeylerini kaybedebilirler..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER