Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Başbakanımız "Kutlu Doğum Haftası"nı açarken, bu yılki, ana temayı da ilan etti..
"Kardeşlik.."
Hele de günümüzde en çok ihtiyaç duyduğumuz şey.. Çünkü, giderek artan bir hızla, lise kitaplarında okuduğumuz Terliksi Hayvanlardan daha hızlı bölünüyoruz..
Her ama aklınıza gelen her konu bizi bölmeye, ama nasıl.. "Düşman gibi" bölmeye yetiyor..
Farklılıklar, ayrımlar, çeşitliliktir.. Güzelliktir.. Yaşamdır.. Bizde "Kan Davası" sebebi oluyor..
Her ama her konuda "Öteki" yaratıyoruz.. Ölümcül, öldüresiye Ötekiler!..
Tepeden tırnağa, beynin dahil, klonlanmış "Ben" değilsen eğer, ötekisin.. O zaman kahrol!. Kutlu Doğum Haftası açılışından harika bir fotoğraf var gazetelerde.. Başbakanla, Ana Muhalefet Lideri, ikisi de orda ve el sıkışıyorlar..
Ne güzel değil mi?.
Ama daha 18 saat geçmeden, ertesi sabah, Meclis'te, gurup toplantısında, yani kendi adamları önünde haftalık olağan "Saldırı" saati başladı.. Bir gece evvel el sıkarak, herkesin gönlüne " Bahar" serpen iki lider, birbirlerine ağızlarına geleni söylediler, her salı olduğu gibi..
Üstelik onlar, ülkenin İmamları.. O zaman varın cemaatin halini düşünün..


***
Kardeşlik nedir?..
Anlatayım mı?..
Aklımın başıma geldiği yıllar, Bandırma'daydık.. Ağbimle ilkokula giderdik.. Savaş sonrası yılları.. Oyuncak yok.. Oyun yok.. Sinema, tiyatro yok.. Televizyonu geç, doğru dürüst radyo yok..
Eee.. Nasıl geçecek vakit?.. Tartışarak.. O Galatasaraylı, ben Fenerli olunca, tartışmak için konu aramak zor değil.. Sonra o meşhur maçtan sonra, hani yenerlerse Galatasaray şampiyon olacak diye, Beşiktaş'ı yenmemek için sahaya iki lisanssız oyuncu ile çıkıp, hükmen yenilmişti ya Fener.. Tepem atmıştı. İstifa etmiştim Fener'den, yedi yaşımda.. Eee.. Ben de Galatasaraylı olursam, en önemli tartışma konumuz ortadan kalkacak. Gittim Beşiktaşlı oldum.. Farklı olursak, tartışırsak güzel oluyordu çünkü..
***
Kardeşlik nedir?.
Anlatayım mı?.
İkimiz de büyüdük.. Koca adamlar olduk.. İkimiz de meslek olarak gazeteciliği seçtik..
Hani şimdi yeniden tartışılmaya başlayan 12 eylül günleri var ya.. Daha doğrusu ülkeyi 12 eylüle getiren günler..
Kurtarılmış bölgeler vardı.. Bu bölgelerin simgeleri de o mahallede görünen gazetelerdi.. Tercüman ile Cumhuriyet iki kampın simgeleri idiler. Ankara'da ülkücülerin semtlerinde Cumhuriyet paketini yanlışlıkla açan bayi dövülürdü. Devrimci mahallelerde ise, cebinde Tercüman'la yürümek, dayak yemenize yeterdi. Öylesi.. O dönemde, Ağabeyim Tercüman'daydı. Ben Cumhuriyet'te.. Hayır.. Ekmek paramız oralardan geldiği için değil.. Öcal Uluç, Tercümancıydı.. Hıncal Uluç Cumhuriyetçi.. Ağabeyim hâlâ gurur duyar, Tercümancılığıyla.. Ben de Cumhuriyetçiliğimle..
Öcal Uluç İzmir'de yaşıyor. Gidin sorun.. "Hayatta en sevdiğin insan" diye.. Cevabın anında geleceğini biliyorum.. "Hıncal" diyecektir.. Bana sorulduğunda "Öcal" diyeceğim gibi.. Hafta sonu İstanbul'daydık.. İki kardeş nasıl mutlu, keyifli iki gün geçirdik anlatamam.. Gittiğinde nasıl bir hüzün çöktü içime.. Nasıl bir yalnızlık duyusu geldi.. Ama çabuk attım..
"Hemen şurda" dedim.. "Hemen koşar gelir, her zaman koşup geldiği gibi.." Kardeşlik işte budur..
Hayat boyu, ağabeyimle çok ender uyuştuk. Fikir ayrılıklarımız, bizi ayıran değil, birleştiren unsur oldu hep.. Bu kadar tartışmasak, bu kadar sever miydik birbirimizi, hep düşünürüm..
İki kopya olsak, ne monoton, ne sıkıcı, ne usandırıcı olurdu hayat..
Yüreğin sevgi, için sımsıcak duygularla dolu kucaklaşmak.. Farklı düşüncelerin o sevginin, o sıcaklığın içtenliğini anlatması..
İşin güzel yanı bu..
Kardeşlik işte tam da bu..
***
Ben 1957'de gazeteciliğe başladım. 55 yıldır hayatım birilerinin, ötekilerle kavgasını izlemekle geçti.. Ötekiler hep vardı. Hep yarattık, elbirliği ile ötekileri..
Yetti artık..
Başbakan "Sabah erken kalkanın darbe yapamayacağı günlere geldik" diyor..
Ben sabah insanların, polis baskını, kaldırılıp götürülme korkusu olmadan yatak keyfi yapabilecekleri, istedikleri kadar "Geç kalkabilecekleri" günleri istiyorum.. Ben, bu ülke siyasi liderlerinin, siyasal tartışmalarını, saldırmadan, hakaret etmeden, aşağılamadan yapabilecekleri, öfkeyle bağırıp çağırmadan konuşacakları, gerçek "Demokrat"ın nasıl olduğunu tüm ülke insanlarına örnek olarak gösterecekleri günü özlüyorum..
Ben "Öteki"leri artık olmayan, ben artık geçmişle hesaplaşmaları bitmiş, yaraları durmadan kaşıyıp kanatan değil, hoşgörü içinde geleceğe hazırlanan bir Türkiye'de uyanmak istiyorum.. Fikirleri farklı ama özünde de, sözünde de "Kardeş" insanların yaşadığı bir Türkiye'de!..
Çok mu şey istiyorum, Sayın Başbakanım?. Yüzde 50 oyunuz var. Bu ülkenin en güçlü liderisiniz..
O zaman, "Kutlu Doğum Haftası"nda ilan ettiğiniz "Kardeşlik" temasını sözden yaşama taşımada ilk adımı atma görevi kime düşüyor, sizce?.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER