YAZARA MAİL GÖNDER Koşa koşa gidin!..

YAZARLAR

Bunu yürekten söylüyorum.. Herkes gitsin.. Öyle sanattan falan anlamaya gerek yok.. Görebiliyorsanız yeter.. Bayılacaksınız.. Son zamanlarda beni bu kadar etkileyen bir sergi daha hatırlamıyorum..
İnci (Aksoy) gene harika bir iş başarmış.. Bir dehaya açmış kapılarını..
Fatih Merter.. Dededen fotoğrafçı bir genç.. 31 yaşında.. Sergide fotoğrafları var..
Ama daha kapıdan girdiğiniz an göreceksiniz ki, bunlar başka.. Bunlar bildiğiniz gibi değil..
Bir defa fotoğrafa değil, yağlı boya tabloya benziyorlar. Bir zamanlar ressamlar, fotoğraf gibi resim yaparlardı. Şimdi, Fatih resim gibi fotoğraflar yaratmış..
Bu lafa dikkat.. "Yaratmış.."
Çünkü, mesele gidip görmek ve deklanşöre basmak değil..
Fatih'in yaptığı, üç boyutlu İstanbul'u, fotoğraf filminde ikiye indirirken, dördüncü boyutu, yani zamanı ekleyip ortaya çıkan üç boyutu yoğurmak..
O eski, elle ayarlanan, içinde film olan makinelerde çekilen fotoğraflar, digital ortamda bir hayal gücüyle birleşip, bambaşka birşey olmuşlar.
Mesela, bu bindirmelerle, çıplak gözle asla yan yana gelmeyecek bir İstanbul manzarası çıkmış ortaya, kubbenin altında.. Ama gök kubbenin değil.. Gök kubbe yerine Ayasofya Kubbesini yerleştirmiş Fatih.. Yıllar önce, restore edilirken ki darmadağın kubbeyi..
Bir muhteşem Haydarpaşa görüntüsünün fonu, yakına gidip bakarsanız, 40 yıllık bir Cumhuriyet gazetesinin küçük ilanlar sayfası..
Benim bayıldığım Boğaz'ın bir yakasından karşıya bakış.. Ama karşıda bütün İstanbul var, enfes bindirmelerle.. 15 milyonluk koca şehir.. Ve bu taraftaki bomboş sahilde o milyonlara bakan yapayalnız bir genç kız..
İletişim çağında, kalabalıklar içinde yalnızlığın dehşeti, bu kadar mı güzel ifade edilir?.
İstanbul ve Ara Güler aşığı Fatih, İstanbul'u, Ara'nın kadrajlarını arayarak çekmiş.. Sonra bu bambaşka resimleri, gerçekten çözümlemeli bakarsanız fark edeceğiniz bir gizem içinde birbirine katmış. Serginin adı o yüzden Saklı Senfoni..
Yığınla saz ve bu yığınla sazı çalan sanatçıların yarattığı müziği toplayan, birleştiren, armoniyi ve tempoyu belirleyen şef gibi Fatih Merter...
"Büyük bir ekip çalışması var bu senfonide" diyor zaten.. "Benim yaptığım, orkestrayı yönetmek.."
İstanbul'daysanız, ya da gelebiliyorsanız, 1 mayıs kadar Ritz'in altında Ekav galeriye gidin mutlak, ama mutlak..
Hiç imkanınız yoksa, o zaman Ekavart.tv yazın bilgisayarınıza.. Bir parmak bal.. Seyredin, fikriniz olsun.. Ama bu fikir asla, gördükleriniz olamayacak!..


Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.