YAZARA MAİL GÖNDER Bir gazeteci, bir "Park", bir özlem!.

YAZARLAR

Tevfik Yener'le, Dünden, Bugünden..

Londra Hyde Park'ın evimize karşı bölümünde dolaşırken içim cızz ederdi.
O, ölümüne doğru London Clinic'teki 433 numaralı odasından içinde bulunduğum manzaraya bakmıştı.
Londra'da Hyde Park.
İstanbul'da Park Otel.
Onun yaşamının önemli mekanları.
Hyde Park öldüğü yer.
Park Otel yaşadığı yer.
O, hayran olduğum az kişiden biriydi.
Cumhuriyet Gazetesi sahiplerinden
Doğan Nadi, yazar ve centilmen.
Ekim 1979'da Hyde Park'ta dolaştığımda, Doğan beyin ölümünün onuncu yılıydı. 6 Ekim 1969'da yitirmiştik onu...
Park Otel'in ceviz barına dirsek dayarsan yüksek sohbeti duyardın.
Hürriyet'in eski sahibi anlı şanlı Erol Simavi ile ünlü edebiyatçılar, Doğan Nadi'yi saygıyla dinlerdi. Üst zekaya hitap eden esprilerdi. Lafa girmek? Daha neler?.
O yüksek gazeteci, biz A takımı adayı çaylaklar: Egemen Bostancı, Örsan Öymen, ben. Gazeteci için Park Otel barına tünemek, bir basamak yüksekte durmak.
Gazeteciliğin tornado gibi estiği yıllar.
Başbakan Adnan Menderes'in birinci katını kapattığı Park Otel'den çıkarttığın haberle rakipleri atlatmanın doyumsuz keyfi. Baskı makinesinin başında beklemek.
Çıkan sıcacık gazeteler. Kendi haberine dokunmanın şehveti.
Dünya medya anlayışı 1950'lerde değişti. TV, gazeteleri zorluyordu.
Haberleri bir "konuşan kafa" anlatıyordu.
Canlı ve sesli.
Türkiye televizyonla tanışmadan, ofset gazete baskı tekniği bastırdı.
Günaydın'ı çıkardığımızda, Türk basını ağır şok yaşadı: Renkli fotoğraflı ilk günlük gazete! Yıl 1968.
Televizyon 5 yıl sonra geldiğinde kömür gibi siyahtı zaten...
Doğan Nadi vefat etmişti. Gazetesi Cumhuriyet bize "boyalı basın" demekten başka yenilik yapamazken...
Günaydın'da Başbakan Demirel'in kravatının rengi, Deniz Gezmiş'in yanık teni, 12 Mart Muhtırası'nı veren generallerin kırmızı apoletleri görülürken...
Milyon satışlara dokunduğumuz gazetelerimin ve gazeteciliğimin özlemiyle yanıyorum.
Neyse. Lafımıza devam edelim.
Ve siyah beyaz gazeteler öldü. Parası olanlar renkli baskı makinesi aldılar. Ve orada kaldılar. Teknoloji ile yetinildi.
Gazeteciliğin "yeni fikirler cephaneliği" doldurulmadı. Düşen tirajların suçlusu TV gösterildi. Omuzların üstünde kafa olduğu unutuldu.
"İkiye yarık" televizyon haberciliğini "yazı" ile aşmak ancak gazeteciliğin ustalığını bilmekle "kafa ile" mümkündür.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.