YAZARA MAİL GÖNDER Rüya gibi bir Giselle!..

YAZARLAR

İzmir/ Öcal Uluç

Çok kişi itiraz edebilir, üstelik onları haklı da bulabilirim, ama benim tercihim, benim tercihimdir; aynı gece bir sahnede Kuğu Gölü, bir sahnede Giselle olsa, ben "Giselle" derim ve oraya giderim; zira, Adolphe Adam'ın müziği ile dansların uyumundan doğan, dahası "evrensel sanatın romantizm sürecine 1842'de unutulmayacak bir görsel ve işitsel imza atan" Giselle Balesi beni büyüler!..
Taa Almanların düşünce devrimcisi Heindrich Heine'in "De l'Allemagne" adlı eserine kadar uzanan konusu, Donizetti'nin bir operasını seyrederken sahnedeki bir İtalyan dansçıya aşık olan Fransız şair, yazar ve sanat eleştirmeni Theophile Gautier'in, onu düşünerek yazdığı senaryosu ve libretto yazarı Saint George'un çalışmasıyla "Giselle" balesi doğar, bestecisi de Fransız Adolphe Adam olur!..
Önce aşk, sonra konu, sonra libretto ve sonra da beste, üstelikle "ilk" Giselle de bellidir; Gautier'in aşık olduğu İtalyan dansçı Carlotta Grisi!..
Elbette o yılların efsanelerinden Carlotta Grisi'yi sahnede izlememe imkân yoktu, ama İzmir Devlet Opera ve Balesi'nin nostaljik ve romantik Elhamra Sahnesi'nde izlediğim Giselle (Burcu Olguner), beni, rüyadaymışım gibi o günlere götürdü; danslarıyla, oyunuyla, güzelliğiyle!..
Hele ikinci perde... Hiç bitmesin ve güneş doğmasın istedim. Zira biliyordum ki, güneş doğduğunda, aşık olduğu Kont'un bir asilzade ve bir prensin kızı ile nişanlı olduğunu öğrendikten sonra hassas bünyesi sebebiyle ölen ve efsaneye göre hayalet olan köylü kızı ebediyen ölüler dünyasında kalacak ve sabaha kadar dans ederek ölümden kurtardığı Kont ise yaşamaya devam edecek ve de perde inecekti!..
"Şu Çılgın Türkler" bir müsamere gibi idi, anlaşılıyordu ki, "10 Kasım için çok aceleye getirilmişti" ve tam bir hayal kırıklığı oldu!..
"Muhteşem Süleyman" ise "çok emek verilen pahalı bir kantat (yoksa opera mı?) idi, salondan çıkarken bir arkadaşım kulağıma eğildi ve dedi ki; "Muhteşem bir yana, sahnede Süleyman var mıydı?.."
Doğrusu ya, üçüncü gecesinde seyrettiğim muhteşem Süleyman'da eğer sahnede Pargalı İbrahim (Levent Gündüz) ve Hürrem Sultan (Burcu Kılıç) olmasa, ben de kendi kendime soracaktım; "Ne seyrettim?.."
Ama, İzmir'de ilk defa 1987'de sahneye konan ve 1999'da ikinci defa sahnelenen Giselle'in 7 Şubat'taki üçüncü İzmir prömiyeri her şeye değdi; emek veren herkesi kutluyorum, J.Perot / J.Coralli / M.Petipa üçlüsünün koreografisini sahneye koyan Serhat Nüfusçu'yu, şef Gaeyano Soliman'ı ve orkestrasını, dekor için Nihat Kahraman'ı, Giselle Balesi için çok önemli olan ışıklar için Oktay Kanca'yı, kostüm için Nursun Ünlü'yü...
Elbette hak ettikleri alkışları salondan bol bol alan Burcu Olguner başta, Olcay Tunceli (Kont Albrecht), Dolun Doyran' (Hilarion - Giselle'in köylü aşığı), Yasemin Altınel (Myrtha) ve diğer dansçılara da alkış!..
Ve böyle bir balenin prömiyerine bile gelmeyen İzmir'in resmi - özel bütün yerel yöneticilerine de selâm ederim. Neden İzmir'i hâlâ ve hâlâ çoktan hak ettiği bir opera - bale sahnesine kavuşturmadıklarını da böylece dünya âleme ilân ettiklerini de üzülerek yazarım!..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.