YAZARA MAİL GÖNDER Benim sahipsiz İstanbulum!..

YAZARLAR

Google'da yol tarif eden haritalar var. Girin.. Bulunduğunuz yere "Bebek", gideceğiniz yere "Baltalimanı" yazın ve tıklayın..
Şu ifadeleri göreceksiniz..
"Arabayla 5 dakika.."
"Yaya 37 dakika.."
Geçen hafta, harika bir cumartesiydi. Bahar gelmiş sahillerine memleketimin.. Hava pırıl pırıl.. Bebek'ten çıktık.. İçinden değil ha.. Sonundan.. Küçük Bebek'ten.. Saat 14.30.. Baltalimanı'na geldiğimizde saat 15.38'i gösteriyordu..
Normalde beş dakikalık, geçiniz, yürüsek, 37 dakikada gideceğimiz yolu tam bir saat 8 dakikada almıştık.. Kaldırımda yanımızda yürüyenlerin bizi geçip ilerde kaybolduklarını göre göre.. Çünkü onlar yürüyordu.. Biz ise duruyorduk. Resmen, alenen duruyorduk. O bir saat 8 dakika içinde görmediğimiz tek şey, trafik polisi oldu..
İşte İstanbul'un hem de nasıl sahipsiz, insanının hem de nasıl kaderine terk edilmiş olduğunun en şaşmaz işareti..
Çünkü bu bir saat 8 dakika sürpriz değil.. Çünkü İstanbul'da hele on senedir, her güzel havalı tatil gününde Beşiktaş-Sarıyer arasında trafik böyle durur.. Beşiktaş'tan Sarıyer'e ortalama 5 (yazı ile beş) saatte gidilir..
Bunu herkes ama herkes bilir de İstanbul Valisi bilmez mi?. İstanbul Emniyet Müdürü bilmez mi?. İstanbul Emniyeti Trafikten Sorumlu Müdür Yardımcısı bilmez mi?. İstanbul Trafik Müdürü bilmez mi?. Hepsi bilirler.. Peki neden düzeltmek için kıllarını kıpırdatmazlar?.
Çünkü umurlarında değildir.
Hiç birinin "U- mu- run- da" değildir çünkü. Umurlarında olsa yapacakları çok şey varken, umursamazlar..
Bakın nasıl?.
Ertesi gün pazardı. Evden çıktım, Etiler Tepecik Yolundan, Nişantaşı Atiye Sokak'ta Salomanje'ye gitmek için.. İstanbul'un en bela kilitlerinden geçeceğim.. Zincirlikuyu, Balmumcu, Beşiktaş, Teşvikiye.. Normalde bu yol her pazar 25 ile 35 dakika arası sürer.. O pazar, hani Baltalimanı'na bir saat sekiz dakikada gittiğimizin ertesi günü, yolu 9 (Sadece dokuz) dakikada aldık.. İnanılmaz bir mucize gerçekleşti. Kırmızı ışıklar dahil, frene basmadan Atiye Sokağa kadar geldi Muhammed.. Durmadan da gaza basarak..
Çünkü yol kenarına her 20 metrede bir dizilmiş polisler, ışık mışık dinlemeden "Yürü" diyordu, yoldaki araçlara..
Merak ettim, öğrendim..
Amerikan Dışişleri Bakanı John Kerry, Başbakanımızla, Dolmabahçe'deki İstanbul Çalışma Ofisinde buluşuyormuş o gün de, yolları, kesmeden, trafiği hızlandırarak açık tutuyormuş, İstanbul Valiliği..
Yani istenirse en bela yol bile hızlanıyor.. Amma velakin 15 milyon İstanbullu'nun John Kerry yanında on paralık değeri olmadığı için, onun her bahar ve yaz cumartesi ve pazarı Beşiktaş'tan Sarıyer'e 5 saatte gidebilmesi kimsenin umurunda olmuyor..
"Efendim gitmesinler.."
Tabii, emriniz olur, güzel bir bahar sabahı dünyanın en güzel sahil yoluna gitmeyiz biz de.. Peki ama orda oturanlar ne olacak?.
John Kerry'nin canı can da, Emirganlı Hasan'ınki patlıcan mı?.
Baltalimanı'na varınca gördüğüm ve yaşadıklarımı unutmam imkansız.
Orda bir kavşak var. TEM'den gelenlerin ve TEM'e gideceklerin sahil yolu ile buluştukları nokta..
Ayni Nişantaşı kavşağı olmuş.
Bebek yönünden gelip sola, TEM'e doğru girecekler girmiş kavşağa, Emirgan- Bebek yönünde gidenlerin yolunu kesmiş. Emirgan- Bebek yönünde gidenler de kavşağın içinde. Onlar da, sahilden TEM'e döneceklerin yolunu kesmişler.
Yeşiller, kırmızılar durmadan renk değiştiriyor ama santim ilerleyen yok. Çünkü tam kilit.. Hem de nasıl kilit?. Kim bilir ne zamandır öyle.. Ve kimsenin umurunda değil, yolu tıkadığı, açmazsa, kendisinin de orda saatlerce kalacağı..
Ve de İstanbul Trafik Müdürü kardeşim kim bilir nerede keyif yaparken ve on yıldır "Bu sahil yolu niye öyle" diye zerre düşünmediğinden, bir, tek bir polis bile yollamamış oraya..
Bebek'ten oraya gelene dek tek polis göremedim zaten.. Efendim kadro yok.. Tabii John Kerry gelirken, yüzlerce polis fabrikada o an imal ediliyor, o ayrı..
Arabamdan indim. Bir iki işaret.. Birkaç araba geri, birkaç araba ileri sıkıştı.. Kilit açıldı. Trafik açıldı, geçiş başladı. Biz bastık gittik. Arkamızdan gene ayni tas, ayni hamam, tahmin edersiniz..
İstanbul'un kaderi bu..
Bu kente sahip bir, tek bir yönetici gelse, her şey, bu sahil yolu dahil her şey, sihirli sopa dokunmuş gibi düzelir..
Biri umursasa, biri merak etse "Sahil yolunda trafik hızı niye sıfıra düşüyor" diye, biraz beyninde fosfor yakmağa zahmet etse, sebepler de çözümler de önünde duruyor..
Anında görür her şeyi..
Sadece ama, sadece "Umursasa.. İstanbul umurunda olsa, bir, tek bir yöneticinin.."
Yarın size sahil yolunun niye tıkandığını anlatacağım.. Çözümüyle birlikte..
Kristof Kolomb'un yumurtası kadar basit olduğunu göreceksiniz..
Siz de göreceksiniz, İstanbul'da trafik yönetimini sadece Başbakan ve konuklarına yol açmak sananlar!..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.