YAZARA MAİL GÖNDER Cumhurbaşkanı'na açık dilekçemdir!..

YAZARLAR

Cumhurbaşkanlığı Yüksek Katına,
Çankaya, Ankara Sayın Cumhurbaşkanım,
Bir İstanbul yaşayanı olarak, bu kentin her gün azarak büyüyen ve kenti yaşanmaz hale getiren Trafik sorunu ile ilgilenen tek sorumlu, yetkili bulamadığımdan, sonunda size baş vurmak zorunda kaldım.
Sayın Cumhurbaşkanım,
Bu kent sahipsiz. Halkın sorunları ile uğraşan, çözümleri arayan, ne seçilmiş, ne atanmış bir tek kişi yok.
Vali kentin valisi değil. Emniyet Müdürü kentin Emniyet Müdürü değil. Bütün işleri güçleri, Ankara'dan İstanbul'a gelen yüksek zevatın boş yollarda seyahat etmelerini sağlamak ve onların emirlerini yerine getirmek.
1 Mayıs günü 14 milyon İstanbullu'ya işkence etmekten çekinmediler. Geçen hafta cumartesi de, yıkılacak statlarına son defa toplanıp birlikte gitmekten başka suçu olmayan taraftarların üzerine, emir kulu polislerini, tabancalarını ateşleterek ve biber gazlarını gözlerin içine içine sıktırarak saldırttılar.
Sizi rahatsız etme sebebim bu değil.. Çünkü bu konu görevleriniz arasında yok, biliyorum.
Ben, olmadık yerde devlet terörü yaratan İstanbul polisinin olması gereken yerlerde niçin hiç görünmediğini, size bağlı Devlet Denetleme Kurulu'nu görevlendirerek araştırtmanızı diliyorum.
Bu Kurul, Ahmet Necdet Sezer'in Cumhurbaşkanlığı sırasında, benim TRT'yi soyduğum iddialarını araştırmakla görevlendirilmiş ve temize çıkmamı sağlamıştı. Güvenilir, sağlam, işini bilen ve yapan bir kuruldur.
Dilerim, İstanbul Trafiği konusundaki korkunç iddiaları da araştırır ve onların da temize çıkmalarını sağlarlar.
Sayın Cumhurbaşkanım,
İstanbul Trafiğini felç eden iki şey var..
1- Tek metre yol yapılmadan, ana arterler genişletilmeden ve bu arterlere paralel yeni yollar açılmadan, Ana Kent Belediyemiz durmadan gökdelenler ve kule siteler inşa izinleri veriyor.
Bakın, kentin en yoğun yerlerinden biri, Zincirlikuyu Mezarlığı önünden başlayıp Beşiktaş yönüne giden yüz metrelik yol..
Bu yüz metreyi, geçen hafta içinde üç kez saat 17.00- 18.00 arasında geçmeye teşebbüs ettim. Bu 100 metre içinde sağa, Mecidiyeköy yönüne kent içine giriş var. E-5 Karayolu çıkışı var. Boğaz Köprüsü çıkışı var. Bu 100 metre içinde, Metrobüs durağı var. Otobüs durağı var. Metrobüsten inenleri bekleyen taksi durağı var. Sıra sıra dizilip bekleyen, hatta duble park edip yolu iki şerit daraltan servis durakları var.
Ne yok?.
Trafik polisi.. Ortada görünmeyen tek şey trafik polisi..
Şimdi Sayın Cumhurbaşkanım,
Buradaki Tatlıcı Kuleleri henüz kapalı.. Efendim depreme dayanıklı değillermiş. Yani deprem olursa iki gökdelen kentin en kalabalık meydanının üzerine çökecek, öyle duruyor. Yıkılacaksa yık. Cinayet kulesi gibi orda durur mu?.
Ama Ana Kent Belediyemiz göz yumuyor. Neden?.
Müfettişleriniz önce onu araştırmalı.. Ve de bu kuleler açılır ve hepsi arabalı binlerce insan oraya gelip gitmeye başlarsa ne olacak ona bakmalı.
Zorlu Center inşaatı bitmek üzere.. Yani o alana binlerce araç daha gelecek o merkez açıldığında.. Hangi yoldan?. Nasıl?. Müfettişleriniz, Zorlu Center'e izin veren Belediye yetkililerine bu soruyu da sormalı.. "Binlerce arabayı zaten kilit, zaten felç bu alana çekecek yepyeni bir kente izin verirken, hangi yolu kullanacaklarını dikkate aldınız mı?. Siz nasıl bir belediyesiniz ki, ortada yol yokken her isteyene kule dikme izni veriyor, hatta kentin dünyaca ünlü Yarımada siluetinin üzerine gölge düşmesine bile göz yumuyorsunuz" demeli.
Bu izinlerin nasıl verildiği konusundaki korkunç iddiaları da soruşturmalı Devlet Denetleme Kurulu Sayın Cumhurbaşkanım.
Şimdi acil olan sorun trafik..
Trafiğin kilit olduğu noktalarda, özellikle servislerin ortaya çıktığı saatlerde trafik ekipleri gözden kayboluyorlar. Bilinçli gibi.. İstanbul halkına sorarsanız, bazı trafik görevlileri ikinci maaşlarını servis şirketlerinden alıyorlar da ondan.
Eskiler "Şuyuu, vukuundan beterdir" demişler Sayın Cumhurbaşkanım.. Ne varki servisler o kadar şuursuz, o kadar başı boş, o kadar korkusuz hareket ediyorlar ki, gayri ihtiyari söylenenlerin doğru olduğuna inanıyorsunuz.
Şimdi müfettişleriniz İstanbul Belediye Başkanına sorsunlar, kentte kaç servis minibüsü var?.
Bilmez. Umurunda değil çünkü.. Olsa önlem alırdı..
Binlerce var Sayın Cumhurbaşkanım. Bu binlerce minibüs, bütün gün kentin en kritik yollarında park etmiş bekliyor. Peki Belediye bunlardan "Yollarımı işgal ediyorsunuz" deyip park parası alıyor mu?. Her minibüsten maktu park parası?.
Peki trafik polisi, sabahtan akşama beklerken yolları tıkayan minibüsleri hiç çekiyor mu?.
Trafiğin en yoğun olduğu saatlerde, İstanbul'un zaten topu topu her iki yakada birer tane olan (Bağdat Caddesi ve Büyükdere Caddesi) ana arterlerine dizi dizi park eden, hem yanaşır, hem çıkarken trafiği kesen, adeta durduran, ama kendisi bir defa yola çıktı mı, tek kural dinlemeden, durmadan şerit değiştirerek, bir en sağa, bir en sola giden, "Savulun servis geliyor" diye üzerinize çıkan, trafiği tehlikeye sokan, emniyet şeritlerini babasının malı gibi kullanan bu araçlarla ilgili Belediyenin ya da trafiğin en küçük uygulaması var mı, müfettişleriniz gelip gözleriyle görsünler Sayın Cumhurbaşkanım.
Örneğin.. Dün, Zincirlikuyu- Köprü çıkışı arasındaki 100 metreyi tam 43 dakikada aldım. Neden?. Çünkü servis minibüsleri en soldan gittikleri yolda, tam mezarlık kapısının girişinde en sağa bastırmak için tüm akışı kestiler ve durdurdular. En sağda, E-5'e dönecek şerit boş, ordan hızla daldılar, ama E-5'e dönmeyip, zebra ile çizilmiş, yasak olan köşede, soldan gelen, daha doğrusu yarım saattir sıra bekleyen bizlerin üzerlerine araba sürüp, yasak dalış yaptılar.. Onlarcası.. O zaman bizim yasal şerit bir türlü akmadı.. Peki hem de 16.30- 19.00 gibi en yoğun saatte trafik ekipleri nerdeydi?.
Tam siper arazi.. İki polisi Köprü girişi önünde gördük. Sorunun bittiği yerde.. Başta, olmaları gereken yerde olsalar, minibüslere ceza yazmak zorunda kalacaklar çünkü.. Ama servise ceza yazmak yok. Niye yok?.
Sayın Cumhurbaşkanım,
Oto yollardaki servis hele de öğrenci servis rezaletini ayrıca yazmama gerek yok.. Çocuklarımızı, canlarımızı nasıl katil ruhlu insanlara emanet ediyoruz, onlara daha anaokullarından başlayarak nasıl "Kural tanımaz" olmayı öğretiyoruz, anarşist yetişmelerini nasıl sağlıyoruz, görmek için, denetçilerinizin iki gün bu okul servislerini izlemeleri yeterli. Ne okulların umurunda, ne velilerin, ne de atanmış, seçilmiş yetkililerin.. Bu "Görmezden gelme"nin sebebi ne?.
Söylenen şey hep ayni..
Rüşvet!..
Sayın Cumhurbaşkanım,
Devlet Denetleme Kurulu'nu görevlendirirseniz, müfettişiniz beni bulursa, ona her şeyi göstermeye söz veriyorum. Kimseler bilmeden, sivil plakalı bir araçla, onu sorunlu kavşaklara, otobanlara kendim götüreceğim. Belediyenin göz yummasıyla en kritik yolların otopark diye nasıl kullanıldığını ben göstereceğim. Trafik katili servis şirketlerinin nasıl pervasız, nasıl korkusuz, nasıl denetimsiz çalıştıklarını, trafik polislerinin "Erkekliğin onda dokuzu kaçmak, onda biri hiç görünmemek" ilkesi içinde, tam da servis saatlerinde nasıl ortadan yok olduklarını ben kanıtlayacağım..
Belediyenin bu kule izinlerini nasıl verdiği ve servislere neden göz yumduğunu, trafik polislerinin en kritik anlarda en kritik yerlerde neden görünmez olduklarını da onlar soruşturacaklar artık..
Sayın Cumhurbaşkanım,
İstanbul'daki trafik sorunu büyük ölçüde yol yokken yapımına izin verilen kulelerden ve trafiği katletmekle görevli gibi yolları pervasız kullanan servis şirketlerinden kaynaklanıyor.
Bunların tarafsız ve güvenilir bir denetleme kurulu tarafından denetlenmesi gerek.
Son umudumuz, sizsiniz..
Saygılarımla,
Hıncal Uluç
İstanbul Vatandaşı.

BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.