YAZARA MAİL GÖNDER Beş günde başaran kim?.

YAZARLAR

Hükümetin akil adamı, başbakanın Nabi Ağabeyinin, "Muhalefetin senelerce uğraşsa da başaramayacağı bir şeyi, 5 günde başardık.
Normal koşullarda bir araya gelmesi düşünülemeyecek olan birbirinden çok farklı kesimleri, fraksiyonları toz duman içerisinde birbirleriyle buluşturduk"
deyişindeki gerçek payını inkar etmek mümkün değil..
Düşünebiliyor musunuz, bir yanda Doğu Perinçek'in en ulusalcıları, öte yanda BDP'li Sırrı Süreyya Önder Gezi Parkı için omuz omuza..
Peki bunu başaran kim?.

***

Sokağa çıkın.. Önünüze gelen 10 kişiye "İstanbul Emniyet Müdürü kim" diye sorun.. İkisi bilsin ben kalemi bırakırım..
Düşünün sekiz gündür İstanbul'da yer yerinden oynuyor.. Halk ile polis karşı karşıya..
Polis, halka düşman gibi davranıyor..
45 derece açıyla havaya atılması gereken biber gazı bombalarını nişan alarak, hedefe yolluyor. Kafasına bomba yiyen yığınla insan hastanelerde..
Nişan alıp ateş eden polislerin fotoğrafı simge..
3 adımdan gözüne biber gazı fışkırtılan kırmızılı kadının fotoğrafı simge..
Su fışkırtan panzerin önüne dikilmiş siyahlı kadının fotoğrafı simge..
Cumhurbaşkanı, Meclis Başkanı, Başbakan, İçişleri Bakanı, polisin orantısız güç kullandığını açıkça ve ısrarla söylüyorlar..
Peki kim bu polislerin müdürü bilen var mı?. Yolda görseniz, hem de bu televizyon ve internet çağında yolda görseniz tanır mısınız?.
Emniyet Müdürünü gören var mı?.
Duyan var mı?.
Yok!..
Çünkü İstanbul'da Emniyet Müdürü yok..
Peki kim var?.
Vali!.
Kriz yönetiminden zerre haberi olmayan, hiç bir şey olmayacak 1 Mayıs günü kararları ve uygulamalarıyla İstanbul'u nasıl cehenneme çevirdiğinin farkında olmayan ve zerre ders almayan vali..
Ben Mekteb-i Mülkiye'de "İdare" okudum.. "İl İdaresi" okudum.
Okutan hocalarım "İdare bir bilim olduğu kadar sanattır" dediler..
İstanbul Valisi'nin ne bilimden haberi var, ne sanattan nasibi..
Yanlış değerlendiren ve Başbakanı yanlış bilgilendiren de o.. "Çapulcu" lafını eden kişinin Vali olduğundan eminim.. "Sayın Başbakanım, bunlar üç çapulcu, bir kaç saatte hallederiz" deyip yanıltan o..
Yeni Şafak'ta Osman Özsoy çok açık ve net yazdı..
"Başbakan Erdoğan'ın karşıt cepheyi kemikleştiren değil, çözen bir iletişim stratejisine ihtiyacı var.
Üstelik dikkat ediyorum, giderek sertleşen üslubunun sevenleri üzerinde de bir kaygı oluşturduğunu görüyorum"
demişti, 1 Mayıs günü ayni valinin feci yanlışları üzerine..
Bu defa "Bu sözlerin üzerine daha ne denilebilir ki? Biraz da özeleştiri gerekiyor" diyerek bitirdi.
Öz eleştiri, Başbakanı yanıltan çevresi üzerine yapılmalı.. Yanlış bilgilendirenler ve yapılan yanlışlara sessiz kalanlar eleştirilmeli..
İstanbul Valisi doğru değerlendirme yapsa, yapabilseydi, Gezi Parkı olayları başladığı gündeki sessizlik içinde bir kaç yüz kişiyle devam eder ve kendiliğinden biterdi.
Ama polislerini sabahın beşinde, narkotik canilerini basar gibi Gezi Parkı'na yollaması, çadırları yaktırması, orda toplanıp oturmaktan başka hiçbir şey yapmayan bir kaç kişiyi biber gazıyla boğmağa kalkışması olayları ülkede Sıkı Yönetimi düşündürecek boyutlara getirdi. Basit bir park protesto eylemi, önce İstanbul'a, sonra tüm yurda, yüz binlere, milyonlara genişledi. Nabi Avcı'nın dediği gibi, birbirinden en uzak uçları, kişileri de bir araya getirdi.
Pazartesi gecesi arabama bindim ve kenti dolaştım.. En zengin sitelerden, en fakir gecekondulara.. Etiler'e, Reşit Paşa'ya, İstinye'ye gittim. Ara sokaklara kadar doluydu.. Herkesin elinde tencereler, kapaklar.. Bayraklı arabalar korna çalıyor.. Balkonlardan bayraklı tencereli destekler..
Bunların hepsi, kriz yönetiminden habersiz, yönetimden habersiz İstanbul Valisi'nin eseridir.. Ve de olmayan Emniyet Müdürü'nün..
Polisi halkın üzerine savaşa sürer gibi sürenler, polisle halkı birbirine düşman edenler, olayların gelişmesi konusunda zerre istihbaratları, fikirleri ve durum muhakemesi yapma gücü olmayanlar Başbakanı da yanıltınca, bu manzara ortaya çıktı.
Her şeyi ama her şeyi ile iyiye giden cennet vatan, üç günde cehenneme döndü.
Gösteriler bütün illere yayıldı. İnsanlar yarınlarından korkar hale geldiler. Ekonomi sarsıldı. Borsa feci düştü, dolar euro arttı.
Uluslararası ekonomik reyting şirketleri, yükseltmeye başladıkları notumuzu yeniden düşürdüler.. Dünya medyası sert eleştiriler yayınlamaya başladı. Beyaz Saray, polisin sert tutumunu, ifade özgürlüğüne darbe olarak yorumladı.. Daha neler neler..
Aldığımız yara büyük..
Olayı büyüten ve yayan eylem, orantısız güç kullanımı olmuştur.
Orantısız ve acımasız..
Kendisi de İstanbul Valiliği yapmış İçişleri Bakanı Muammer Güler "Orantısız güç kullanımı soruşturuluyor" dedi.
Soruşturulması gerekenler, emir kulları değil, emri verenler ve bugün ülkenin bu hale gelmesinden asıl sorumlu olanlardır.
Emir makamında oturanlar da İstanbul Valisi ve Emniyet Müdürüdür!.
(Yazım biterken, canlı yayında konuşan Başbakan Vekili Bülent Arınç "Haklı bir protestoyu bu hale getiren polisin yoğun biber gazı kullanmasıdır" dedi. Soruşturma açıldığını çok net, çok kesin belirtti.)

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.