Türkiye'nin en iyi haber sitesi

"Kamil" dediğim Kamil Şükun.. Bir sanat savaşçısı.. İstanbul Resitalleri'ni başlatalı tam beş yıl oldu. Doğru dürüst salonu, seyircisi olmayan bir kentte, bir adamın tek başına klasik müzik peşinde koşması ve başarması ne demek?.
Kamil beş yıldır, sponsor buluyor, destek buluyor, dünya çapında sanatçıları buluyor, ikna ediyor ve bu konserleri sürdürüyor.
İlk başladığında "Aklını peynir ekmekle yemiş birinin hevesi. Çabuk geçer" demiştim. Çabuk geçti gerçekten.. Beşinci yılın son konserine gittim geçen hafta, Sabancı Müzesi'nde ve Kamil elime, altıncı yılın programını sıkıştırdı..
5 Ekim 2013'te başlayacak ve 5 Haziran 2014'te bitecek yeni sezonun programı şimdiden hazır. Anlaşmalar yapılmış. Program bastırılmış bile..
Bir insanın inancı neler yaratıyor, bakar mısınız?.
..ve de.. 12 sayfalık program kitapçığında katkısı olan insan kurumlarının hepsinin adı yazılı.. Bir tek bir yerde "Kamil Şükun" yazmıyor..
İnanamadım..
Yahu yıllar önce New York'un o dünyaca ünlü Lincoln Center konser merkezindeki Modern Folk Üçlüsü Nükhet Duru konserinin, Amerikalılar tarafından hazırlanan program kitapçığı bile "Hıncal Uluç sunar" diye başlıyordu. Elime aldığımda, şaşkınlıktan düşüyordum..
Sezonun son konseri harikaydı.. Jean -Efflam Bavouzet'i dinledik.. Dinlemedim, seyrettim ben..
Adam piyano çalmıyor.. "Ne sihirdir ne keramet, el çabukluğu marifet" yapıyor sanki.. O parmakların şovu nedir öyle.. Hızı benim gözlerim takip edemiyordu inanın..
The Tempest /Fırtına, Beethoven'in en sevdiğim iki piyano sonatından biridir.. Öteki Ay Işığı Sonatı.. Harikaydı.. Arkadan gelen öteki Beethoven The Hunt/ Av'da artık resmen öldüm ve arada düşündüm. "Bunun arkasından ne çalabilir ki?."
Liszt çaldı.. Grosses Konzertsolo.. Liszt bu parçayı zamanın en ünlü piyanisti Adolf Von Henselt'e ithaf etmiş ve bitirir bitirmez notaları ona yollamış.. von Henselt'ten yanıt gelmiş.. "Sen üşüttün galiba.. Bu eseri çalmak mümkün değil. Yazdıkların insan limitlerinin üstünde.."
"Ben çalmaya çalışacağım, şimdi" dedi Bavouzet ve çaldı..
Kamil bir sürpriz yaptı, konserden sonra.. Müze içindeki Çanga'da oturduk, sanatçıyla yan yana..
Nasıl konuşkan, nasıl şakacı, nasıl espri dolu.. Aynen bizim Fazıl.. Harika bir gece oldu..
Ayrılırken yolumun üzerinde duran ve bu köşkle özdeşleşen, adını veren At Heykeli'ne baktım.. Hani Milli Saraylar'ın alıp Beylerbeyi Sarayı'na hapsetmek istediği heykele.. Ve dünyanın en güzel köşkünü, Atlı Köşk'ü müze yaparak Sabancı Üniversitesi'ne armağan eden Sakıp Ağama bir Fatiha daha yolladım..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER
;