YAZARA MAİL GÖNDER 'Günaydın' demenin de yeri var!..

YAZARLAR

Bu sütunlarda kaç kez "Günaydın" üzerine yazı yazdım.. "Güne bir 'Günaydın' ile başlamayı bir öğrensek" diye iç çekişim kaçtır?. Dış ülkelere yaptığım gezilerden imrendiğim örnekler getirdim "Ah" çekerek..
Ama ilk defa bir "Günaydın" lafına fena halde kızdım.. Öfkelendim.. "Pes yani" dedim İzmir'de kaldığım otel odasının kapısına bırakılan gazetemi alıp açtığım zaman..
"Günaydın Gezi!.."
Yani, bu nasıl bir buluştur?. Hafta sonu gazetelerde genelde en deneyimsiz arkadaşlar nöbetçi kalır, ben bu mesleğe girdiğim günden beri bilirim. Ama bu kadarına gerçekten pes..
Neyin Günaydın'ı arkadaşlar?.
İşgal Kuvvetleri Taksim'de karargah kurmuş da çekilmiş olsalardı, ne başlığı atacaktın, sevgili kardeşim, bir düşün bakalım?.
Karşımdaki ekranda Taksim'den canlı görüntüler var.. Görüntü canlı da, meydan ve park cansız.. İçinde in cin yok.. Oraya açılan yolları polisler tutmuşlar. Kimseyi bırakmıyorlar.
Taksim'e gelen metrolar, otobüsler yasaklanmış.
Bom boş.. Gezi Parkı'nda "Günaydın" diyecek canlı yok. ..ve de günün aydın olmasına Allah bile razı değil sanki.. Nasıl puslu, sisli, bulutlu..
Hani "Pis hava" derler, aynen o..
Bu mu şimdi, "Günaydın Gezi!.."
Gezi Parkı'nda eylem yapanlara karşı olabilirsin. Eylemin gelişmeleri üzerine bin türlü eleştiri yapabilirsin.. Bu gazete özgür. Lehinde olan da yazıyor, aleyhindekiler de.. Sen de yazarsın, altına imzanı atıp, engel olan yok.. Ama bu meslekte yanlış olan, bu meslekte ayıp olan bir şey var..
Haberde, hele de başlıkta yorum yapmak!.
Haberi doğru, yorumsuz, ver.. Yanına bir çerçeve koy. Düşüncen neyse yaz.. "Taksim boşaltıldı" de mesela manşetinde, ki olan da bu zaten.. Sonra yanından imzalı yorumunu in, "Günaydın Gezi" başlığı altında ve Gezi'nin gününün niçin aydın olduğunu anlat.. İsteyen okur, isteyen katılır.. Neyse ne?.
Ama "Günaydın Gezi"yi haber başlığı yaptın mı, her şeyi geç, bu gazete tiraj kaybeder..
Başbakan öfkeleniyor da, okur öfkelenmez mi?. Öfkelenen okurun eylemi ne olur, bir düşün bakalım?.
Bu meslekte en zor şeydir okur kazanmak.. En kolay olan ise, okur kaybetmektir. Onlarca yılda kazandığın binlerce tirajı bir günde yitirebilirsin..
Bakın "Yazar"ın okur kazandırdığı, kaybettirdiği bir efsanedir.. Hele günümüz internet ortamında, herkes istediği yazara istediği anda iki tıkla ulaşırken, kimse, yazar için gazete almaz. Yazarın peşinden gazete de değiştirmez.
Okur, gazeteyi "Gazete" olduğu için alır.
Gazeteyi gazete yapan şey de "Haber"dir..
Gazete olarak bir eğilimin olabilir.
Dünyanın bütün gazetelerinin, Le Monde'dan, The New York Times'a dünyanın en tarafsız bilinen gazetelerinin de eğilimleri vardır. Taraf da olabilirsin. İktidar, muhalefet yanlısı olmak ayıp değildir. L'Humanite dünyanın en bilinen taraflı gazetesidir. Fransız Komünist Partisi'nin resmi organıdır. Ama saygındır.
Bir gazetenin taraf olması, resmi organ olması, saygınlığına halel getirmez.
Her haberi veriyorsa.. Her haberi doğru veriyorsa..
Tarafını, haberi kullanış şekliyle belli eder..
Birinci sayfadan en büyük, ya da iç sayfalardan birinde küçücük tercihlerini, tuttuğu ve karşı olduğu taraflara göre yapar. Hepsinin haberini verir. Hepsini de doğru verir. İşine gelmeyen haberi görmezden gelmez. İşine geldiği için yalan olduğunu bildiği haberi sunmaz.
O zaman okur, kızsa güvenir gazetesine..
En önemli şey de budur, meslekte..
"Güven!.."

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.