YAZARA MAİL GÖNDER Bu da "Benim" Balem!..

YAZARLAR

Yani Aspendos, Aspendos olalı böylesine görkemli bir şölen gördü mü, bilmem.. "Aspendos olalı" dediğim de 2 bin sene.. İsa'dan sonraki 164 yılında kapılarını açmış bu dünyaca ünlü Antik Tiyatro..
Roma İmparatorsu Marcus Aurelius devrinde.
Mimarı Zenon..
Beni göz yaşlarına boğan muhteşem şölenin mimarı da Mehmet Balkan..
Geçen yaz Karşıyaka'da derme çatma bir yazlık tiyatronun nerdeyse olmayan olanakları içinde izlemiş ve hayran kalmıştım, Balkan'ın yorumuna..
Bu defa Aspendos'ta, tarihin ve Aspendos'un verdiği geniş imkânlar içinde, İstanbul Devlet Balesi'nden seyrettim ve dinledim Kuğu Gölü'nü.. Doyamadım..
Bitsin istemedim.. Aspendos'u dolduran, yerli yabancı binlerle insan da istemedi zaten.. Işıklar yandı yandı söndü.. Sanatçılar dans etmekten değil, defalarca eğilip selam vermekten yoruldular, 20 dakika..
Ben Los Angeles'tan, Sydney'e dünyanın dört bir yanında, Londra Royal Bale'den, Kirov, Moskova Bolşoylar'a dünyanın en ünlü ekiplerini 50 yıldan beri izleyen biri olarak söylüyorum..
Bu görkemde bir Kuğu Gölü'nü dünyada oynayacak kumpanyaları saymaya, bir elin parmakları yeter.. Anlayın Türk Balesi nerelere gelmiş..
Madam Ninette de Valois, yukarlarda bir yerdeydi mutlak.. Daha ben lise öğrencisi iken balemize ilk adımlarını attıran "Kurucu" olarak seyrediyordu eserini ve o da benim gibi göz yaşları içindeydi mutlak..
Yani nerden bakarsan bak, muhteşem..
Bir defa orkestra..
Yukarda "Seyrettim ve dinledim" dedim.. Orkestra çukurlu salonu olmayan Avrupa Kültür Başkenti İstanbul'da play back, ya da oda orkestrası büyüklüğünde guruplar eşliğinde bale izlemekten bir hal olmuştuk.
Aspendos'ta İstanbul Devlet Opera ve Bale Orkestrası'nı nihayet bütünüyle ve bütün hünerleriyle dinlemek fırsatı bulduk. Bakın yeminle söylüyorum. Sadece onları dinlemek için bir geceliğine Antalya'ya gitmeye, Aspendos yollarına düşmeye değerdi.
Çaykovski bu kadar mı güzel çalınır?.
Bu nasıl bir orkestradır?. Bu nasıl bir harp, obua, flüt, keman sololarıdır?.
Biz programlara her şeyi yazarız da, orkestra elemanlarını da yazmayı bir türlü öğrenemedik. Şef Elşad Bagirov yönetti o harika insanları tamam da, o insanlar niye isimsiz?.
..Ve.. Ve sıra geldi, anlatmak için sözcük bulmakta zorlandığım baleye..
Bir defa kordo bale.. İnanın dünya çapında bir ekip izledik..
Daha ilk perdedeki o 32 kişilik danslarıyla gösterdiler bizi nasıl büyük bir gecenin beklediğini.. Sonuna dek harikaydılar.
Ve solistler..
Soytarıda olağanüstü bir Erhan Güzel vardı, alkışlara boğuldu zaten, her dansının ardından ve finalde..
Siegfried'de Selim Borak dünya çapında bir dansçı zaten.. Harikaydı gene..
Mehmet Balkan, Siyah ve Beyaz kuğuları Odile ve Odette'i ayrı dansçılara vermişti..
Türk Balesinin iki kraliçesinden Deniz Zirek, Beyazı, Modern Dans hatasından cayıp, tekrar baleye dönen İlke Kodal, Siyah'ı dans ettiler.. Ama nasıl ettiler?.
Olmaz böyle şey.. Aspendos'u büyülediler..
Harika üstüydüler..
İlke'yi özellikle kutladım, "Seni yeniden Kuğu olarak görmek ne güzel" diyerek..

***

Bu ülkede yıllardan beri "Benim bakanım, benim valim, benim polisim, benim şuyum, benim buyum" laflarını dinlemeye alıştık da, hafızamı yokluyorum..
Hiçbirinin "Bu benim sanatçım" dediğini hatırlamıyorum..
Onlara "Neden" diye sormuyorum bile..
Yazımın başlığı, duygularımı ifadeye yeterli sanırım..
Bu da "Benim" Balem!..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.