YAZARA MAİL GÖNDER Ne hoş sürpriz!..

YAZARLAR

Kültür Bakanlığı Basın Danışmanı sevgili kardeşim İbrahim Serttaş aradı, "Selam Hıncal Ağabey, sana bir sürprizim var" diye.. "Bak sana Yervant Bostancı'yı veriyorum.."
Yervant..
21 yıl sonra, Los Angeles'tan Diyarbakır'daki köyüne dönen udi kardeşimiz..
Kürt, Ermeni karışımı bir aileden geliyor. Hikayesini yazdım. Bir Müslüman kıza aşık olunca, tehditler almış. Ölümcül.. Kaçmış. İstanbul yetmemiş, Los Angeles'a kadar.. Orada yerleşmiş.. Los Angeles Ermenilerin en yoğun yaşadığı Amerikan kenti.. Çok iyi sanatçı. Çok iyi işler bulmuş.. Her düğün, dernekte o..
Ermenice, Kürtçe, Türkçe türküler söyleyip beyler gibi yaşamış yıllarca.. Ama "Memleketin içinden çıkabiliyorsun ama memleketi içinden çıkaramıyorsun" ya hani.. Diyarbakır'da kapıyı çekip çıktığı evi, köyü içinde cehennem, 21 yıldır, yakıyor da yakıyor..
Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir, tüm göç edenleri geri çağırınca, artık daha fazla dayanamamış, kalkmış gelmiş..
Televizyonda dinlemiş, oturup yazmıştım.. Memleketin içinden çıkmakla, memleketi içinden çıkarmak arasındaki fark üzerine.. Sıla üzerine..
"Hıncal Ağbi yazını okurken nasıl duygulandım bilemezsin" dedi, candan..
Sonra gözlerime bir daha yaş doldurttu..
"Hıncal Ağbi, ben de çok sıkı Galatasaraylıyım.. Seni Los Angeles'tan izlerdim.. Duyardım ara ara oraya geldiğini.. 'Yahu beni Hıncal Ağabey'le buluşturun' diye kaç kişiye söyledim, denk gelmedi bir türlü.. Ama burda, memlekette buluşacağız artık" dedi..
İbrahim'den telefonumu almış.. İstanbul'a gelince arayacak.. Sarmaş dolaş olacağız..

***

Yervant, bir başka unutulmaz Los Angelesli'yi hatırlattı bana.. Kaç kez yazdım. Yeri geldikçe her defasında yazarım..
Leon Usta..
Nur içinde yatsın, Kazım Baba, Los Angeles'a gidince, boş olduğumuz her gece, Century Mall'a götürürdü beni.. Orada Türk çocukların kafesi var. Akşamları buluşma yeri..
O korkunç deprem faciası günleri, bir akşam gene ordayız.. "Biz de burdan yardım yapalım depremzedelere" diye bir teklif atıldı.. İstanbul göçmeni kuyumcu Leon Usta hemen yanımda oturuyor.. "Ben Atatürk rozetleri yapayım" dedi.. "Gümüşleri 10, altınları 50 dolardan satar, toplanan parayı konsolos beye veririz.."
Hemen cüzdana davranıp 60 dolar çıkardım.. "Bana birer tane yap Usta" diye.
"Mal teslim edilmeden para alınmaz" diye gülerek elimi itti..
Bir kaç gün sonra dönmek zorundayım. Leon Usta'dan ses yok.. Aradan aylar geçti.. Biz yaz, Ortaköy'de, Ertekin'de oturuyorum.. İki genç.. Bir kız, bir oğlan.. "Hıncal Bey" diye geldiler.. "Buyrun, benim" dedim..
"Biz Los Angeles'tan geliyoruz" dediler.. "Leon Usta'nın yeğenleriyiz. Size bir emanet var. Dayımız yolladı.."
Küçük bir paket.. İçinde ne var, adım gibi biliyorum ama gene de heyecanla açtım..
Biri altın, biri gümüş iki Atatürk rozeti..
Cüzdanıma davrandım hemen..
Genç kız gülümsedi..
"Leon Usta "Hıncal Beye 'Bunların parası Los Angeles'ta ödendi' deyin" dedi..
Ecevit'in dizeleri ya..
Rumla, Ermeniyle, Kürtle, memleketindeki herkesle, hepsiyle kardeş olduğunu sıla derdine düşünce daha iyi anlıyor insan.. Çok iyi anlıyor..
Ender ceket giyerim.. Giydiğimde yakamda gördüğünüz Atatürkler, hayatımın en anlamlı armağanlarıdır. Leon Usta'nın el yapımı Atatürkleri..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.