YAZARA MAİL GÖNDER Bir "Dev"i daha kaybettik!..

YAZARLAR

1960'lı yıllardı, düşünebiliyor musunuz?.
Ankara'da gazetecilik yapıyorum.. Genç kızların iki sahne sanatçısının evinin kapısında kuyruk olup imza almak için beklediklerini hatırlıyorum..
Birisi Kartal Tibet'ti.. Genç, yeni tiyatro oyuncusu.. Daha sinemaya adımını atmamış.. Ama Meydan Sahnesindeki Caligula rolüyle öyle bir gönülleri fethetmişti ki.. İyi oyunculuğu yanında çok da yakışıklıydı da.. Onu böylesi popüler yapan biraz da fiziğiydi tabii..
Öteki Mete Uğur.. Hadi tiyatro neyse, ama Mete operacıydı. 1960'lı yıllar ve kolejli kızların kapısında beklediği bir bariton.. Akla sığar mı?.
Ama Mete, öylesine yakışıklı bir toreador olmuştu ki, Carmen'de.. O zaman sokaklar İspanyol modası zaten.. Yüksek beller, cepsiz, geniş paça pantolonlar, yanağın altına kadar inen favoriler.. Ve herkesin ezber bildiği melodiyi hem de türkçe söyleyen Mete.. Toreador kılığı da nasıl yakışmış üstelik..
"Toreador hazır ol..
Toreador, toreador!..
Sen dövüşürken düşün
O güzel gözler bakar
Toreador, sevda seni, sevda seni bekler!.."
O zamanlar operalar türkçe oynanırdı. Şimdi de yılda bir tane olsun, türkçe oynasak ah!..
Kaç defa gitmiştim Carmen'e.. Ezberlemiştim Toreador'un şarkısını.. Kızları artık siz düşünün..
Mete, Opera'nın bu ülkeye yerleşmesinin kahramanlarındandır.. Operayı popüler yapanların başında gelir..
Sadece yakışıklı değildi tabii.. Sesi ve sahne yetenekleri de müthişti.. Şu kariyer notlarına bir göz atar mısınız?.
İtalya'da, La Scala!.. Sovyetler Birliği'nde Leningrad (Şimdi St. Petersburg), Kiev, Bakü, Riga, Talin, Kuybişev, Kazan, Gomel ve Frunze Operaları.. Romanya, Bükreş.. Polonya, Warşova, Vroslaw ve Bydgoss.. Yugoslavya, Belgrad ve Üsküp operaları.. Uğur, İtalya, Fransa, Tunus ve Kıbrıs'ta konserler..
..Ve baş rollerinden bazıları..
Sevil Berberi, Macbeth, İl Trovatore, Maskeli Balo, Aida, Atilla, Hofmann'ın Masalları, Carmen, La Bohem, Mm.Butterfly, Konsolos, Midasın Kulakları, La Traviata, Rigoletto..
.. En güzeli de neydi bilir misiniz?.
Yıllar yılı süperstarı olduğu operayı hiç bırakmadı.. 79 yaşında ölene kadar, hemen her opera ve bale temsiline gittiğimde Mete'ye rastladım.. Hiç birini kaçırmaz, sessiz sedasız gelir, sessiz sedasız da giderdi.. Bir Macide Hanımı (Tanır) bilirim, bir de Mete'yi, onca yaş, onca sağlık sıkıntısına rağmen, sanatını terketmeyen, her temsile ölene dek koşup gelen..
Her gördüğümde koşardım yanına.. Sarmaş dolaş olurduk..
Operamız, kültür dünyamız, bir muhteşem adamı, bir eşi bulunmaz sanatçıyı, operanın bu ülkede sevilmesinde, yerleşmesinde, popüler olmasında baş rol oynayan bir ustayı, bir tarihi kaybetti..
Bu satırlar bitince, Pendik yollarına düşeceğim.. Onu ülkem adına, teşekkürlerle uğurlamak için!.

***

Kayıplar üst üste yığılıyor. Ersin Bortecen de gitti. Galatasaray'da voleybol şubesinden sorumlu yöneticiyken tanımıştım onu.. Dünya tatlısı bir dosttu.. Hoşsohbet, neşeli.. Bilir misiniz, bu ülkede ilk ponpon kız ekibini Galatasaray voleybol takımları için o kurmuştu..
Nalan Seçkin ölmüş.. Ankara yıllarımızda meslektaşımız..
Sevgili Dostum Salih Memecan da babasını kaybetmiş hafta sonunda.. Başın sağolsun Memecan!..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.