Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Pazar sabahı Serpil'e kahvaltıya gittim, Tuzla'ya.. Bacının kahvaltıları iyi oluyor.. Bahçe serindi biraz, salona geçtik..
Televizyonda müzik kanalı açık..
"104'ü aç" dedim Serpil'e.. "Kemal öğretti bana.. Eski günlerden klipler yayınlıyorlar ara sıra hoş oluyor.."
Açtığımızda Cem Karaca vardı. Sonra bir yeni program başladı.. İki Irmak diye.. "Doğan Canku" adını görünce takıldık. İyi de oldu takıldığımız..
Doğan bir enfes Karatoprak söyledi.. Ardından adını ilk kez duyduğum bir genç kız.. "Madem Doğan Canku konuk" dedi ve bir flamenco söyledi ki olmaz böyle şey.. Doğan da "Flamenco" dendi mi dünya çapında çalar.. Kız flamencoyu bir türküye bağladı.. Flamenco zaten, Endülüs Emevileri ile İspanyol Çingenelerinin birbirlerini özümlemiş müziği değil mi?.
Ama kız harika.. Mircan Kaya imiş adı.. Sonra programın ev sahibi, orkestranın da şefi, saz ustası Okan Murat Öztürk kapanış türküsünü söyledi, o da harika..
Serpil "Tam sizin programa göre bir ekip" dedi.. Bizim program dediği, Yaşamdan Dakikalar.. Bütün yaz sordular bana gene "Ne oluyor" diye..
Olmuyor dostlar.. Bu ülkede, kültür sanat programı için tek kuruş harcayan televizyon yok.. Hepsi "Sponsorunla gel" diyor.. Bize sponsor olmak da işadamlarının işine gelmiyor.. Öyle olunca Yaşamdan Dakikalar da ekrana gelmiyor.. Umut yok.. Biz de ipin ucunu bıraktık artık..
Neyse.. Mircan da harikaydı, Okan da.. Bu ikisini ilk defa duyuyor ve dinliyorsam, kendimden mi utanmalıyım, yoksa birileri mi fena halde utanmalı, siz karar verin!..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER