YAZARA MAİL GÖNDER Dağların Beyaz Atlı Öğretmeni..

YAZARLAR

Ergun Hiçyılmaz ile Bugünden Düne..

"Şimdi okullu olduk/ Sınıfları doldurduk.." diye sürüp giden, Yerli Malı haftası ile güzelleşen daha doğrusu hayatımızı renklendiren o dörder kişi oturduğumuz sıralı, kara tahtalı,tebeşirli dünyamıza geri dönebilmeyi isteyenler parmağını kaldırsın bakalım.
Teneffüslerin işaretini veren kampana çalışından, zil sesine kadar uzanan yıllar bilgisayarlı dönemi yaşıyor. Naftalin kokulu siyah önlüklerimiz kerrat cetvelimiz, minkale ve sarı defterimiz kim bilir hangi sandıkların içinde.
Yakın günlerin sabahında çocuk sesleri ile uyandım. Bir telaş, bir telaş... Anneler ve çocuklar okulların yolunu tutmuş, geleceğe doğru yola çıkıyorlar. Bu okul yolculuğunda ben de eski "Taş mektep"imi hatırladım.. Öğretmenlerimizi ve bilhassa Sıdıka Avar Hocayı hatırladım. Yönetmelikler, notlar, şunlar bunlar değişse de değişmeyen okul hayatıydı.
3 Mart 1924'te çıkarılan Tevhid-i Tedrisat Kanunu çağdaş eğitimin habercisi olmuştu. Öğretimin birleştirilmesi anlamına gelen bu kanunla bütün eğitim kurumları Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlanmış, kız ve erkek öğrenciler aynı eğitim sistemi içine alınmıştı
Cumhuriyetin ilk yılları... Şimdi İzmir Kadınlar Hapishanesine gidiyoruz. Kadın mahkûmlara ders alanı açılması gündeme gelmişti. Ancak bu işi üstlenecek biri aranıyordu. Bu arayış sürerken hapishane müdürünün odasına okuldan yeni mezun olmuş, zayıf, ufak tefek bir genç kız girdi ve öğretmenliğe talip oldu.
Sıdıka Avar'ın hikâyesi asıl bundan sonra başladı.
Hapishanedeki başarısı Atatürk'ün de kulağına gitmişti Ankara'ya çağrılmıştı.. Atatürk'ün karşısına çıktığında kendisini yeni bir görevin beklediğini bilmiyordu.
Atatürk genç öğretmene şöyle diyecekti: "Sen bir öncü olmalısın Meslektaşların senin ışığını görmeli. Git.. Memleketin içlerine git.. Dağ köylerine uzan, orada kendi dilini dahi konuşamayan ve bizden ışık bekleyen yarının annelerini, babalarını bulacaksın."
İşte 1901'de İstanbul'un Cihangir semtinde doğan Sıdıka Avar'ın at sırtında dağ dağ dolaşıp gezici öğretmenliği böyle başladı...
Elazığ, Tunceli, Bingöl çevresindeki yol vermez, geçit tanımaz dağları at sırtında tırmanıyor, dağ köylerinden köy kızlarını toplayarak mektebine götürüyordu. O artık "Beyaz atlı öğretmen"di. Birdiler, on oldular... Sonra yüz.. Sonra bin...
Sıdıka hoca öğretmenliğe ömrünü vermiş ve yarının Sıdıkalarını yetiştirdi. İçlerinden öğretmenler, milli eğitim ileri gelenleri, kadın hakları savunucuları çıktı..
Beyaz atı dağ tepe gitmeye dayanamamış ve ölmüştü. Emekli olduğunda öğrencileriyle resimlerinden, hatıralarından ve takdirnamesinden başka hiçbir şeyi yoktu.
Avar Öğretmen, Yurttaşlık Bilgisi ve Hal ve Gidiş derslerinden hayat boyu hep 10 almıştı.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.