YAZARA MAİL GÖNDER Her şey, bir şeyi hatırlatınca..

YAZARLAR

"Her şey bir şeyi hatırlatmaya başladı bana.. Demek artık yaşlandığımı kabul etmem gerek" demiştim geçen haftalarda..
Yani, anılar öyle birikmiş ki, karşıma çıkan her şey, bir anıyı çağrıştırıyor.. Anı nasıl birikir?. Zamanla..
Ali Kestaneci dostum Turgut Reis'ten bir mesaj yollamıştı hemen..
Bay Vitali (Hakko) onun lokantasına gelirmiş İstanbul'da ara ara, köftesini yemeye..
Ali bir gün "Artık yaşlandık Bay Vitali" diyecek olmuş.. Vitali Üstad, lafını kesmiş..
"Kaç kravatın var.."
"Çookk" demiş Ali..
"Peki gençken kaç kravatın vardı?."
"İki.."
"Haklısın" demiş Bay Vitali.. "İnsanın yaşını kravat sayısı belli eder. Sen yaşlanmışsın gerçekten.."
Ali diyor ki.. "Ben seni hiç kravatlı görmedim Hıncal Ağbi.."
Sen görünüşe bakma Ali.. Hani "Dışı seni, içi beni yakar" demiş eskiler.. Benim eve gel de sana gıcır gıcır, hiç kullanılmamış tonla kravat göstereyim..

***

Perşembe uzandım divana, salonda. Klasik gazete okuma konumum.. En tepede Herald Tribune duruyor..
Açtım kocaman bir resim ve kocaman bir yazı.. Amazon Ormanlarına dev stadyum..
Brezilya Dünya Kupası için bir stat yapıyormuş, o dünyanın en büyük, hani balta girmemiş, içinde hala keşfedilmemiş yerlilerin ve canlıların yaşadığı tahmin edilen ormanların dibine.. FİFA "8 stat yeter" demiş ama, Brezilya hükümeti 12 stat yapmaya karar vermiş. "12 stat inşaatı yeni iş imkanları yaratır, bize de yeni oylar sağlar" diye.. Spor Bakanı "Bu statlar, hem stat, hem kültür merkezi olacak.. Buralarda fuarlar açılacak, kongreler toplanacak, konserler verilecek" diye bas bas bağırıyormuş..
Amazon Ormanlarının dibinde 45 bin kişilik stat.. 227 milyon dolara mal olacak diye hesaplanmış. Şimdiden 350 milyon dolara varmış maliyet. Çoktan bitmesi gerekirken, henüz yüzde 70'i bitmiş. Kasıma dek bitmesi şart. Çünkü yağmur başlıyor..
Niye uzamış iş?. Niye hesaplar şaşmış?.
Çünkü malzemenin çoğu Portekiz'den geliyor. Portekiz'den kalkan gemi okyanus, ardından Amazon nehrine girip, 20 gün sonra stat alanına ulaşıyor.. Okurken, Fitzcarraldo aklıma geldi..
Yıl 1982.. İspanya'da Dünya Kupası'ndan dönerken, kuzen Ahmet'in (Kışlalı) bastırmasıyla Paris'e uğramıştım.. Ailecek bir süre taşınmışlar, Ahmet bir burs bulmuş..
Champs Elysee'de dolaşıyoruz. "Bu filme girelim, seveceksin" dedi Ahmet.. Aslında, o zamanlar aşık olduğum Claudia Cardinal çekti beni salona..
Bir müthiş film çıktı.. Bir İrlanda asıllı kolonici, müthiş Caruso meraklısı.. Kafaya koymuş, Amazonlar'ın içine Opera yapacak.. Önce o yıllar hızla gelişen kauçuk işine girmiş, kazandığı paraları da Opera İnşaatına yatırmış. 1896'da açmış Operasını iyi mi?. Klaus Kinski oynuyordu, Peruluların Fitzcarraldo adını taktıkları Fitzgerald'ı.. Werner Herzog harika bir film yapmıştı. Hala unutmam.. Tabii, Sevgili Ahmet'i hiç unutmam..
Akşam Açık Havaya konsere gittik.. Alessandro Safina.. Çok severim.. Behzat'ın Enbe Orkestrası ve solistleri.. Bir de Sevgili Meyra olunca hele.. Konser başından sonuna "Anılar resmi geçidi.."
"Singing in the rain" le girdi, ben gittim, 1994 Dünya Kupası, Los Angeles'ına.. Üç Tenor konseri var, Dodge City stadında.. Saha içinde en ön sıradaki koltukların ortasında Frank Sinatra ile Gene Kelly yan yana oturuyorlar. "Hollywood'a selam" dediler, Pavarotti, Carreras ve Domingo.. Yan yana öne geldiler. Önce Sinatra'nın önünde eğildiler. My Way söylediler.. Ayrıntıları büyük ekrandan izliyoruz, biz tribündekiler.. Sonra Gene Kelly'ye selam verip Singing in the Rain'e girdiler.. En sevdiğim yıldızların başında gelen Kelly ayağa kalktı.. Gözleri sırılsıklamdı.. Ertesi yıl ikisini de kaybettik..
Meyra "Histoire d'une amour"u söylerken koca bir gençliği yaşadım..
Miguel Amadour, Ankara Palas gece kulübünde, pistin ortasına diz çöküp söylerdi. Bitmiştim şarkıya.. Hangi çayda, partide (O zaman disko falan yoktu), bu şarkı çalarken kiminle dans etsem, aşık olurdum.. Öyle çarpardı beni.. 1986'da Mexico City'ye gittiğimde, Dünya Kupası için Perez Parado'nun gece kulübünü keşfettim. Koştum hemen tabii.. O Tekila şarkısı ile dünyayı feth eden adam, 6 kişilik gurubu ile masa masa dolaşıyor ve 1 dolar verene (Sonunda düşen 0 falan yok. Bir dolara.. Anlayın Meksika'nın halini..) istediği şarkıyı söylüyorlardı. Bilin bakalım, hangi şarkıyı istedim?.
Allessandro, Santa Lucia'ya girince, koptum gene Açıkhava'dan.. Venedik'e uçtum.. 1961 yılına.. Kapı komşu Sofya'yı saymazsak, ilk yurt dışına çıkışım..
Vapurla gittik, İstanbul'dan.. İnince, dolan Allah dolan, yaz günü Venedik'te boş otel odası bulunur mu?.
Koca bavulla iki saat daracık, dolambaçlı yollarda yürüye yürüye, 3 saat sonra bir mucize yer bulduk. Cebimdeki paranın yarısı otele gidecek ama çare yok..
Odaya çıktım.. Bavulu yatağın üzerine attım.. Pencereden Büyük Kanal görünüyor. Meğer benim otel, Grande Canale'nin sahilindeymiş. Ondan pahalıymış.. Camı açarken, içeriye Santa Lucia doldu.. Eğildim camdan.. Otelin dibine bir gondol yanaşmış. En arkada bir tenor, elimde gitarıyla Santa Lucia söylüyor, düşünebiliyor musunuz?. O an unutulur mu?.
Ben de unutmadım tabii.. Kaç sene geçmiş aradan.. 1961.. 2013.. Hesabı siz yapın..
"Yaşlandık be Ali.." demeye kalmadı, Behzat'ın dört solisti ile birlikte Safina "Uzun ince bir yoldayım'a girmez mi?.
İki kapılı bir handa yürüyoruz, dünyaya geldiğimiz andan beri.. İkinci kapıya da yaklaşmışız artık.. Safina ne kadar güzel, ne kadar temiz bir Türkçe ile, ne kadar temiz okuyor, Veysel'i..
1970 yılında Ankara Kapalı Salon konserinde Modern Folk Üçlüsü Kara Toprak'ı söylerken yanımda oturan Veysel'e bakıyorum durmadan, "Ne diyecek" diye.. O sırada TRT'ye hakim yobazlar, Türk Müziğinde çok seslendirmeye karşı.. Denetim "Yasak" diyor başka şey demiyor. Veysel "Bu çocuklar harika" diyor.. "Beni dünyaya tanıtacak onlar.."
İşte dünyaca ünlü tenor Safina, Veysel söylerken, bir solo trompet giriyor ki, Olmaz böyle şey.. Yani bana sorarsanız, gecenin doruk noktası o solo.. Elmar Azimov üflüyormuş..
Veysel haklı.. Bir kapıdan girdik, ötekinden çıkıyoruz, artık.. Ama Han güzeldi be, Ali..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.