YAZARA MAİL GÖNDER Suriye.. Kenya.. Küresel terör ve Türkiye tabii..

YAZARLAR

Bugün köşemi tek bir yazıya ayırdım. Ben de yazmadım üstelik. Bu bir Tv şovunun çevirisi. Çeviride de, DigiTurk'un çevirmenine büyük ölçüde sadık kaldım.,
Bu bir söyleşi.. Ünlü Talk Show ustası David Letterman, Amerika eski başkanlarından Bill Clinton ile konuştu. Letterman bu yıl Beyaz Saray'a davet edildi ve Başkan Obama'nın elinden gösteri sanatlarında Amerikan kültürüne hizmet edenlere verilen "Yaşam Boyu" ödülünü aldı.
Bill Clinton, küresel terörün başladığı yıllarda Dünyanın bir numaralı lideri, ABD Başkanı'ydı. Şu anda, Afrika'da her yıl milyonlarca çocuğun ölümüne sebep olan ishalle uğraşan bir vakfın başkanı. İshalin sebebi içilen suların pisliği. Clinton "Temiz İçme Suyu Vakfı" kurdu. Kenya baskınında öldürülen Elif bu vakıfta çalışıyordu.
Amerika'yı, Afrika'yı, dünyayı en iyi bilenlerden biri.. Konuların bir bölümü, doğrudan Türkiye ile yakından ilgili.. Bir bölümü, Küresel terör üzerine. Yani dolaylı olarak gene bizi yakından ilgilendiriyor.
Başından sonuna dikkatle okur, satır aralarındaki bize yönelik mesajları çözmeye gayret ederseniz, Dünya'da, Ortadoğu'da neler olduğu, Rusya ve Amerika'nın tutumlarının iç yüzünü öğrenir, bizim nasıl davranmamız gerektiğine de karar verebilirsiniz.
Her satırı önemli bir konuşma bu.. Kesip saklamanızda da yarar var..

***

Letterman- Nairobi'den başlayalım. Bir alışveriş merkezine korkunç bir saldırı ve terörizm kesinlikle. Kenya terörist yuvası mı? Orda daha önce böyle şeyler oldu mu?
Clinton- Somali kökenli terör örgütü olan El Şebab, Somali'nin geçici hükümeti için korkunç sorunlar çıkardı. Kenyalılar da geçici hükümete yardım için askerlerini Somali'ye gönderdi. El Şebab, hem Kenya'dan intikam almak, hem de yeni yardımları engellemek için 10-15 intihar komandosunu Kenya'ya sızdırdı. Bu zor bişey değil. Somali ile Kenya sınır komşusu çünkü. Sızmak zor değil.. Hatırlayın. Ben Başkanken 15 sene önce iki defa Kenya Amerikan elçiliği önünde patlayan bombalar yüzünden insanlar ölmüştü. Maalesef uluslararası terörle daha senelerce uğraşacağız. Ben Başkanlığım yıllarında gelişmeye başladı küresel terör ve devam ediyor. Dünya çapındaki terörist eylemlerinin ilki 93'teki Dünya Ticaret Merkezi saldırısıydı, sonra devam etti. Pek çok saldırıyı da engelledik. Amerika'da çok fazla engelledik. Birkaç tane dışarıda engelledik. Ama bu beyzbol değil. Engellediklerin puan sağlamaz. Durmadan engellemek zorundasın.. Her gün, her dakika hayat kurtarmak zorundasın. Her zaman da yapamayabilirsin.
L- Şimdi katliamlarla biten terörü düşünelim. Sizin zamanınızda Ruvanda'da da yüz binlerce insan öldü. Bu teröristlere gidip, "Peki dediğini anlıyoruz" desek, "Haydi konuşalım, orta noktada bulaşalım" desek. "Haydi ödün verelim. Bunu durduralım" desek, çözüme ulaşabilir miyiz?.

C- Bazı yerlerde olabilir, bazı yerlerde olamaz. Şunu söyleyeceğim... Bugün Tanzanya'daki muhteşem çalışanlarımızdan biriyle çektirdiğimiz resme bakıyordum. 33 yaşında Hollandalı bir hemşireydi. (Çifte vatandaşlığı olan Elif'ten söz ediyor). Daha yeni doktorasını almış. 9 aylık hamile. Bebeğin babası da o yanında. Hepsi öldürüldü. Afrika'ya yardım için kurduğumuz vakfın önemli insanlarından birini kaybettik. 6 hafta önce çektirmiştik bu fotoğrafı. El Şebab gibi teröristler ölümü göze almış, intihar komandolarıdır.. Çünkü onlar, her şeyi, her değeri, her inancı reddeden nihilistlerdir. Onlarla bir yerde buluşamazsınız. Eğer yerel insanlar, bu grupları temsil eden insanlara artık sıkıldıklarını, uzlaşma ve barış istediklerini haykırırsa, o zaman durum değişiyor, ortam farklı oluyor. Kuzey İrlanda'da olan buydu. Barış görüşmelerine katılanlar aslında hazıra kondular. Yerel insanlar şiddetin, kan dökülmesinin sona ermesini istediklerini, ortak bir gelecek düşündüklerini, barış istediklerini söylemeseler, Katolikler ve Protestanlar, karşılıklı ödünler vermezler ve hiç bir şey olmazdı. Masaya oturanların elinde "Halkın kesin barış arzusu" olmazsa, uzlaşmak çok zordur.
L- Peki bu olaylarda Amerika'nın payı ne?. Kendimize de zarar veriyor muyuz?.

C- Geçtiğimiz 200 sene içinde hatalar yaptık. Ama bence Kenya alışveriş merkezinde sivilleri öldüren radikaller Suriye'ye de geldi. Orada başlangıçta demokratik bir protesto eylemi vardı. Taa ki Bay Esad insanları öldürmeye başlayana kadar. Sonra Suriye ayaklandı. Muhaliflerin yardımına, dışarıdan radikal guruplar geldi. Bu radikaller, aslında kendi etki alanlarını genişletebilecek iktidara sahip olmak istiyor ve en şiddet yanlısı fedaileri kullanıyorlar. Böyle ortamda uzlaşma daha da zor. Ama eninde sonunda yörenin insanları isyan ediyor ve "Yetti" diyor. O zaman değişim geliyor. Bütün dünyaya bakarsanız, iyi giden ülkelerin hepsi, herkesin masaya oturabildiği ve kimsenin altından koltuğunun çekilmediği yerlerdir. Çoğunluk yönetimi vardır ama karar alma sürecine bütün taraflar katılır.. Dürüstçe, hem sorumluklar, hem faydalar bölüşülür. Bunun olduğu ülkelerde durum bayağı iyi. Böyle olmayan yerlerde sorun var.
L- Yani insanların canına tak ettiği noktada değişim olur diyorsunuz. Yani Amerika bu işlerden uzak dursun, Suriye halkının canına tak etmesini beklesin demek mi bu?

C- Hayır, her şey ve her yer için geçerli ortak kurallar yok demek. Mesela Afganistan ve Irak'taki deneyimlerden sonra, bizim desteklediğimiz Suriyeliler de dahil, hiç kimse asker çıkarmamızı istemiyor. Biz girersek, kötü olan durum, iyice berbatlaşır. Kimse Suriye'nin üzerinden uçak da geçirmek istemiyor. Çünkü dünyanın en güçlü 4'üncü hava savunma sistemi Suriye'de.. Yani Bosna'ya uçmak gibi kolay değil, ya da, Kosova'ya, hatta Sırbistan'a. Ama muhaliflere silah gönderebiliriz. Ruslar ve Esad'la kimyasal silah kullanılmasının sona ermesi konusunda uzlaşabiliriz. Umarım daha büyük barış görüşmesi için Cenevre'ye gelmelerini sağlarız. Bu arada oradaki ezilen Suriyeliler için savaşanlara da yardım edebiliriz.
L- Putin araya girince Obama'nın müdahaleden vazgeçmesini pek çokları gibi zayıflık işareti olarak mı görüyorsunuz? Yoksa akıllıca bir hareket mi? 20-30 sene sonra insanlar Vladimir Putin ve Obama'nın dünyanın o bölgesini kurtardığını söyleyecek mi? Putin'e güvenebilir miyiz?.

C- Güvenmemiz gerekmiyor. Ne yaptığına dikkat edeceğiz. Hava kuvvetlerimizden korkuyorlar. Müdahalemizle dengelerin Esad'ın aleyhine bozulmasını istemiyorlar. Çünkü Ruslar Esad'a silah veriyorlar. İran'ı, Lübnan'daki Hizbullah'ı da yardıma teşvik ediyorlar.. Putin diyor ki.. "Rusya'nın güneyinde Müslüman halkım var. Orada da sorunlar olmuştu. Onları çözdüm." Çeçen savaşını ve Dağıstan'daki sorunları hatırlarsın. "Bunu da deneyeceğim" Başkan şunu düşündü.. "Denemekle ne kaybederiz? Amerika zaten savaş yorgunu.. Ülke müdahale konusunda ikiye bölünmüş durumda. Bu kimyasal silahlar korkunç. Belki bundan bir şey çıkar." Bazen daha önce kimsenin fark etmediği gibi bir kapı açılıverir. İnsanlar yepyeni bir ışık görürler. Bence Amerika için kayıp değil. Tabii kandırılmazsak. Rusya'yı ve Suriye'yi yaptıklarından sorumlu olacakları bir arenaya getirebilirsek, bu işi geçiştiremezler. Putin'in menfaat sağlaması için bir sonuç elde etmesi lâzım. Eğer kimyasal silâh tehlikesini ortadan kaldırabilirse harika olur. Hele bu başarının tadını alıp barış sürecini başlatabilirse daha da iyi olur. Ama "Kimyasal silahlar kalktı her şey günlük güneşlik" derse olmaz. Çünkü Suriye'nin elinde tanklar uçaklar, muhaliflerin elinde olmayan birçok silah var. Kimyasal silah olmadan da insan öldürüyorlar.. Kimyasal silahlardan arınma birinci adım. Kendi başına da iyi. Ama sonrası barış süreci olmalı.
L- Bugünkü durumla başa çıkmanın en kolay ve etkili yolu insansız uçaklar kullanmak olabilir mi?:

C- Duruma bağlı.. Suriye'de diyelim ki kimyasal silahlar olayı çözüldü. Ama savaş devam ediyor. Esad'a karşı savaşta, Batı yanlısı diyemesek bile daha bağımsız muhaliflerle iş birliği yapabiliriz. O zaman Esad'ın tanklarının bir kısmını yok etmek ve hava üstünlüğünü bitirmek için insansız uçakları kullanabiliriz. Ama bugün için bence Obama haklı. Önce barış süreci denenmeli. Şurası gerçek.. Savaşı kazanacağını düşünen kimse uzlaşmaya yanaşmaz. Kimyasal silah işinden sonra Rusya barış sürecine yönlendirilmeli. Yeni İran Başkanı gerçekten ılımlıysa şunu söyleyebilir: "Esad, barış sürecine katıl, yoksa ben İranlı askerleri oradan çekerim." ..Ve tabii, tüm Suriyelileri masaya oturtmak önemli. Bugün Suriye'ye bak... Sünniler, Şiiler, Hıristiyanlar var. Büyük bir Kürt nüfus var. Karmakarmaşık bir yer. Bunların hepsinin kurulacak hükümetin parçası olabileceği bir anlaşma yapılması gerek..
L- Oh my God!..
(Artık nasıl tercüme ederseniz!..)

BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.