YAZARA MAİL GÖNDER Tecelli'den Abuzittin'e mektuplar

YAZARLAR

Abuzittincim,
Esasında bu gibi kazalarla dünyanın her yerinde karşılaşılabilir ama bizde olanlar daha bi acayip imiş gibime geliyor. Hafta başında Bodrum'daydım. Kaleye giden yolda.. Hani bi tarafı da liman.. Birbirinden şık güzel tekneler, demirlemişler, yan yana duruyorlar.
Burada orta şeritte lokantalar vardı, kaldırılmış. Bi iki tane kafe kalmış. İyi mi kötü mü olmuş pek anlayamadım ama eski havasının gittiği kesin. Kafelerden birine oturdum. Tam, orta şekerli kahvem geldi ki bi gümbürtü, kafenin üzerindeki koca gölgelik masaların üzerine çöktü.
Brandayı tutan kalın demir profillerden birinin saçlarımın üzerinden geçtiğini, rüzgarından hissettim. Uzun demir parçası hemen önümdeki masaya çakıldı. Çok değil iki üç dakika önce, o masadan üç çocuklu bi turist aile kalkmıştı.
Her şey bi anda olduğundan ortalığı çığlıklar kaplamadı.. Donup kalmıştık. Uzatmayayım, bi kaç saniye sonra tentenin altında kalanlar dışarı çıkmaya başladılar. Bereket az müşteri vardı ve tentenin diğer demir parçaları oturanların masalarına rastlamamıştı. Büyük şans.. Kazayı atlatanların hepsi yabancı turistlerdi.. Şaşkın gözlerle etrafa bakındıktan sonra fotoğraf makinelerini çıkartıp durumu fotoğrafladılar. Kimse bağırıp çağırmadı. Hatta küçük çocuklar vardı, ağlamadılar bile.. Otele döndüklerinde "Bu ne biçim memleket?" diyerek valizlerini toplayıp toplamadıklarını bilemiyorum ama olay sırasındaki soğukkanlılıkları beni şaşırttı.
Peki tente nasıl çöktü dersen, fırtınadan filan değil, kamyon çökertti.. Evet koca bi kamyon. Yani trafik canavarının böylesi de yalnız bizde olur !
Güya o yol trafiğe kapalı..Bi de başında güvenlikçiler var. Ama gelen araba geçiyor bilader. Kamyon bile giriyor. Adamın koca kasası var üzerindeki yükle de yerden bilmem kaç metre yüksekte. İşte o kamyon, daracık yolda, tenteyi tutan ayaklardan birine çarpınca olan oldu.
Yani Abuzittincim kafede oturup kahveni içerken başına düşen demirle pat diye ölebilirsin. Tuhaf bi ölüm di mi? Tam pisipisine gitmek böyle olmalı.. Araba çarptı, maganda kurşunuyla öldü veya polisler göstericileri dağıtırken sis bombasının kapsülü kafasını parçalamış... Bunları anlarım da kahveni içerken kafana tentenin demiri düşsün. Hayır, geride kalanlar için de, olayı anlatırken sıkıntıya sokacak bi durum.. "Rahmetlinin başına tente düştü!"
Bu tamamen insanlarımızın sorumsuzluğu, laçkalığından meydana gelen bi kaza.. Pek tabii şoföründe kabahati çok ama o daracık yola kocaman kamyonu niye sokuyorsun kardeşim.. Yolun başında bi kulübe var.. İçinde de bi sürü resmi elbiseli adam. Geçişi kontrol edecekler.. Yoo, ağızlarında çiklet turistleri seyrediyorlar. Bi laçkalık, bi umursamazlık.. Bütün yollarımız böyle.. Şoförler laçka, onları kontrol edecekler laçka, amirleri daha bi laçka.. Zaten bunun tersi bi durum olsaydı insanlarımızın hayatı bu kadar ucuza gelmezdi Abuzittincim. Geçen yıl mı yoksa önceki mi, AB, bi hesaplama yaptı ve bi AB vatandaşının değerini 1.5 milyon euro olarak saptadı.. Bizimkiler de bi hesap yapsalar acaba ne çıkar.. 250 euro mu.. Belki!
Münasip yerlerinden öperim kardeşim.
Güneş.
tecelligunes@yahoo.com.tr

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.