YAZARA MAİL GÖNDER Büyük Sahra'yı aşan kırlangıçlar..

YAZARLAR

Kırlangıçlarla, babamın tayini Van'dan Bandırma'ya çıkınca tanıştım. Yazları ağbimle babaanneme, köye gitmeye başladık. Manyas'ın Çavuşköy'ü.. Babaannem yaylı arabayı yollardı.. 60 kilometre falan.. Ne eğlence olurdu bize, o yol..
Geniş bahçe içindeki evin saçağının altında yuva yapan avuç kadar çatal kuyruklu kuşu ilk orda gördüm..
Babaannem "Kırlangıç bunlar" dedi.. "Göçmen kuşlar.. Kışın sıcak ülkelere giderler. Yazın gelir burada yuva yapar, yumurtlarlar. Kış gelince de yeni yavrularla gene sıcak ülkelere giderler.."
Sıcak ülkelerin Afrika olduğunu dördüncü sınıfta öğrendim.. O minnacık kuşlar, tüm Türkiye'yi ardından tüm Akdeniz'i, daha da ardından haritalara sığmayan Büyük Sahra'yı aşıp, kışlık yerlerine ulaşıyorlardı.. Sonra yazın ayni yollardan geri dönüş.. Bu ne akla sığmaz bir maceraydı ve tüm maceracı kimliğimle, o minik kuşlara nasıl gıpta ediyordum..
Spora yeniden başladım ya.. Haftada üç gün Bebeköy'de Figen Hocamla beraberiz. Evdeki koşu bandı da yeniden çalışmaya başladı. Evde de yürüyorum. Bandın önünde ekran var.. Meraklı bir şey izlerken, 20 dakika kolay geçiyor.. NTV ve CNN'nin dış kaynaklı belgesellerini keşfettim. Onları kaydediyor, yürürken bakıyorum.. BBC muhteşem doğa belgeselleri yapıyor..
Geçen gün bir baktım, karşımda Kırlangıçlar.. Sahra adlı bir dizinin bir bölümü..
Uçsuz bucaksız kum yığını.. Filmlerde çok görmüşsünüzdür. Kırlangıçlar, bu sahranın güneyine iniyorlar kışın.. Yani, kuş uçuşu 2 bin kilometreye yakın mesafeyi yılda iki kez aşıyorlar..
Peki nasıl aşıyorlar?. Kırlangıcın vücudu, ancak bin kilometreye yetecek su depolayabiliyor. Sahra 2 bin.. Nasıl oluyor peki..
Tam 1000 kilometrede bir göl var, iyi mi?. 2 bin yıllık falan.. Amma velakin tuz gölü.. İki bin yıldır buharlaşa buharlaşa tuz oranı da öyle yükselmiş ki felaket.. Yani kırlangıcın işine yaramaz.. Ama yarıyor.. Bakın nasıl yarıyor..
Belgeselci gölü çekmiş.. Suyun yüzü görünmüyor.. Üzerinde milyonlarca sinek uçuyor bulut gibi de, ondan.. Bu sineklerin tek besini o tuzlu su.. İçiyorlar.. İçiyorlar.. Suyun içindeki mineralleri ve suyu ayrıştıran bir sistemleri var. Mineralleri kendi yaşamları için tüketirken, suyu saf olarak depoluyorlar. Kırlangıçlar, bu gölge mola verip, o sineklerden yüzlercesini yiyince, susuzluklarını giderip, bin kilometre daha gidecek suyu da temin ediyorlar..
Yani bu nasıl bir mucizedir.. Bu nasıl bir doğal dengedir?. Bu nedir?.
Sahra bitmez tükenmez kum çölü değil mi?. İçinde yaşayan tek bitki yok değil mi?. O sahrayı yeşillendirsek, ağaçlandırsak, yağmur ormanları yapsak, geleceği garanti eden ne sular, ne gıdalar elde ederiz değil mi?.
Öyle sanın.. Ben de öyle sanıyordum..
Sahranın öylesine "Cansız" olması da bir mucizeymiş meğer..
Binlerce yıllık sahra.. İçinde canlı olmadığı için, içerdiği mineralleri, yaşam için şart mineralleri zerre tüketmeden koruyor.. Okyanusun hemen ötesinde balta girmemiş Amazon Ormanları var.. Yemyeşil yağmur ormanları.. Amerika kıtasının yaşam temellerinden.. O da iki bin bilmem kaç yaşında.. Ama o uçsuz bucaksız ormanın milyonla ağacı, Amazon topraklarında onları besleyecek zerre gıda bırakmamış iki bin yılda.. Ama ormanlar yaşıyor.. Nasıl?. O fırtınalar, kasırgalar, Sahra'nın mineral zengini doğal gübre kumlarını Okyanusun ötesine taşıyor ve Amazon Ormanlarının üzerine serpiştiriyor durmadan..
Yani yaşamayan Sahra, yaşayan Amazon'u besliyor.. Tabii Avrupa'yı da.. Bizim bahçelere zaman zaman kum fırtınalarıyla gelenler de bize bedava gübre oluyormuş meğer..
Doğanın dengesine bir daha bakar mısınız?.
Peki bu mucize ne?. Kim kurdu bu dengeyi?.
Kurban Bayramınız kutlu, mutlu, hayırlı, uğurlu, barışlara, dostluğa, sevgiye vesile olsun?.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.