YAZARA MAİL GÖNDER Buruk tebessümün kısa öyküsü..

YAZARLAR

Kasabanın hem berberi, hem dişçisi ama geveze ve dedikoducu biriydi. Koltuğuna oturan müşterilerini bin cambazlıkla konuşturur, öğrendiği dedikoduları sonra şantaja, yani paraya çevirirdi. Ama öyle akıllı, becerikli ve işinde öyle başarılıydı ki, ondan vazgeçemezlerdi. Hem dişçilik, hem berberlik aletlerini kendi imal ederdi.. Eee.. 500 sene öncesi için bu maharetler de önemliydi hani.. Ava da meraklıydı. Vurduğu hayvanların doldurulmuş kalanları malikanesinin duvarlarını süslerdi.
Kadın, takma dişleri için saatlerce oturduğu o koltukta, bir de geveze berberi dinlemekten fena halde sıkılmıştı.. Üstelik migreni de azmıştı ki, dişçi ispirto ocağında ısıttığı balmumunu hazırladığı diş kalıbına döktü. Kalıbı kadının ağzına uzatırken, sıcak balmumunun bir damlası, kadının eline düştü. Deri hafif kızardı.
Dişçi damağın kalıbını aldı ve sonra geçici bir protez taktı. "Haftaya son provayı yapar, bitiririz" dedi. Kadın yağmurda biraz yürüyüp kendisine geldikten sonra, bir araba çevirdi ve modellik yaptığı ressamın adresini verdi.
Eli yanıyor, başı ağrıyordu. Bu sırada arabanın atı da, gözlerinin önünde patır kütür etmez mi?. Kadın öğürerek arabadan indi. Allahtan gelmişlerdi. Koşarak ressamın atölyesine girdi. Geç kaldığı için özür diledi. Bekletildiği için kızgın ressam kuru bir yanıt verdi. Kadına, oturacağı koltuğu gösterdi. Kadın şimşir tarağıyla saçlarını tararken, kepeklerin siyah elbisesine döküldüğünü görüp huzursuzlandı. Üstelik başı ve dişi ağrıdığı için kendisini çok daha kötü hissediyordu. Ressam ona bir karanfil tanesi uzattı.. "Çiğne, iyi gelir" dedi. Karanfil, kadını gerçekten rahatlattı. Gülümsedi. Balmumunun yaktığı elindeki kızarıklığı gizlemek için öbür elini üzerine kapadı ve "Ben hazırım" dedi.
"Dilini ve dudaklarını uyuşturan karanfilin, boğazını yakan acımtrak tadı, migreninin ağrısı, diş etlerinin sızısı balmumundan haşlanan elinin kaşıntısı, saçlarından dökülen kepeklerin tedirginliği, kararsız bir tebessüm olarak dudaklarına asılı kaldı.."
Ne anlattığımı tahmin etmeniz için sizi zorlamaya niyetim yok.. İki isim her şeyi açıklamaya yeter..
Ressam, Leonardo da Vinci.. Model kadın, Mona Lisa'ydı..
Öykü mü?.
Fevkalade yetenekli sanatçılarımızdan Feridun Oral, Mona Lisa'nın asırlardır tartışılan gizemli tebessümünü böyle hayal etmiş.. Hayal etmekle kalmamış, onu çok şirin, resimli bir öykü kitabına geçirmiş.. Ve öyküde anlattığı her şeyi, kendi elleriyle imal etmiş.. Dişçi/ Berber koltuğundan, şimşir tarağa, karanfil tanelerinden, hayvan heykelciklerine.. Kitabı süsleyen onlarca eser Arnavut Köy'de, Galeri Selvin'de sergileniyor..
Nasıl keyif alarak dolaştığımı tahmin edersiniz..
İnanın siz de ayni keyfi alacaksınız.. Bu kadar hoş bir düşünce ve bu kadar hoş bir yaratıcılık..
Yaşa Feridun.. Yaşa Selvin!..
Tabii sergide, hem kitapçığı, hem de sergilenenlerden hazırlanan hatıra eşyalarını da alabilirsiniz. Feridun'un öyküyü anlatan tablolarını da tabii..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.