YAZARA MAİL GÖNDER Cenazede protokol olur mu?.

YAZARLAR

Yani vasiyet etsem de, ölüm ilanımı şöyle verseler..
"Hıncal Uluç'un Cenaze Kokteyli İkindi namazından sonra Teşvikiye Camisi Bahçesindedir. Akşam ana haberlerde ve ertesi gün gazetelerdeki fotoğraflarda yer almak isteyenler erken gelerek protokole ayrılan en ön sırada veya o sıranın hemen arkasında yer almalılar."
Yani olacak şey değil.. Cenaze namazlarına gitmekten nefret eder hale geldim..
Orada, çok sevdikleri birine, sessizlik ve saygı içinde veda etmek isteyen bir avuç insan var.. Ötesinin, avluyu dolduran, itişen, kakışanların, camiyle, cenazeyle uzaktan yakından ilgileri yok..
Çoğu kokteyle gelir gibi geliyor..
Uzun zamandır görmedikleriyle buluşma yeri cenazeler. Ölen umurlarında değil. Gelenler lazım onlara.. Olur.. Biz sevdiklerimizde yaşamda değil, cenazelerde buluşuruz genelde.. Tamam da, bunu böyle ilan etmek, kahkaha dolu sohbet yerleri mi cenaze namazı avluları?.
Daha acısı..
Esas kalabalık, görülmek için gelenler.. Etrafa görünmek.. Gazetelerde görünmek.. Televizyonlarda görünmek.. Hele bir de mikrofon uzatırlarsa, tadından yenmez..
Gidiyorum.. Tabutun başında bir an duracağım.. Bir fatiha okuyacağım.. İçimden bir şeyler söyleyeceğim.. Yeşil çuhanın üzerinden son defa okşayacağım çok sevgili dostumu..
Ne mümkün.. Bir yığın foto muhabiri nöbete girmiş.. Seni ölünle baş başa bırakmıyorlar.. Şak.. Şak.. Şak.. Deklanşörler..
Sen de o resmin çekilsin diye oraya gelmiş duruma düşüyorsun..
Savaş Ay'ın cenazesinde iyice nefret ettim..
Yer kapmak için itişenlerden, hoca namaza başlayamadı, on dakika.. Durmadan anonslar..
"Protokol sırasına yer açalım. Herkes bulunduğu yerden bir adım gerilesin.."
Ne demek protokol sırası yahu?. Allah'ın evinde, Allah'ın huzurunda ne protokolü..
Oraya inançlı insanlar geliyor güya.. Bu nasıl inanç..
Savaş orada, bembeyaz bir kefen içinde yatıyor.. O kefen, Allah katında herkesin eşit olduğunun simgesi.. Ama Savaş'ın önünde protokol başlıyor.. Cenaze namazı kılınırken, kameralar tabutun arkasında.. Yani önünde olanlar görüntüye girer..
Kim onlar?.
Protokol..
Yahu tabutun önü, Savaş'ın ailesine aittir.. En yakınlarına.. Nerde?..
Siyasal Parti liderleri.. Bakanlar.. Taksim Muhafızı Valimiz, Emniyet Müdürü..
Yani Savaş'ı belki de hayatlarında ilk defa gören adamlar..
Nedir yani, ille de halkı itip kakmak.. İlle de halkın önüne geçmek..
Bir parti lideri, bir bakan, bir vali, cemaatin arasına karışsa, onlardan biri gibi saf tutsa ölür mü?. Yoksa dilden dile efsane mi olur?..
"Yahu bak.. Koskoca falanca, sessiz sedasız geldi, kimsenin önüne geçmedi. Korumaları milleti itip kakmadılar.. Geldiği yerde saf tuttu, namazını eda etti, aileye baş sağlığı diledi gitti.. Bu nasıl bir halk adamlığı, gönül adamlığıdır?."
Hayır.. İlle de en önde olacak.. Resimlerinin gazetelerde, görüntülerinin ana haberlerde yer almasını garanti edecek. Vatandaşla, halkla, insanla farkını da ortaya koyacak. Nasıl ayrıcalıklı, nasıl üstün olduğunu, hem de herkesin güya eşit olduğu Allah'ın evinde bile gösterecek..
Bu ne samimiyetsiz, bu ne saygısız, bu ne sevgisiz, bu ne inançsız cenaze namazıdır?.
Fatih Camisi avlusunda o ikindi, günaha girenler, sevap işleyenlerin en az on katıydı..
İnanca saygımız yok.. İnsana saygımız yok.. Ölüye saygımız yok..
Kendimize saygımız yok yahu.. Ah bir anlayabilsek.. Kendimize saygımız yok..
O gün o protokolde saf tutmak için, milleti ittirip kaktıranlar gözümde öyle ufaldı ki!..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.