YAZARA MAİL GÖNDER Tecelli'den Abuzittin'e mektuplar

YAZARLAR

Abuzittincim
Yeni gündemimiz, ".. öğrencilerin kaldıkları evler "meselesi.. Artık bu seçimlere kadar gider mi yoksa araya yenileri mi girer bilmem.. Ama pek ilgisi olmasa da, Başbakanımızın söyledikleri bana İran'ı hatırlattı..
Biliyorsun, İranlılar bu kadın erkek meselesini, recme varan insanlık dışı ağır cezalara rağmen çözemediler. Benim Tahran'a gittiğim yıllarda yüksek duvarlı evlerin, köşklerin arkasında her türlü eğlence vardı. O tarihlerde fuhuş iyice tırmandığından "Müta nikahı" denen, bi çeşit kadın kiralamaya izin veriliyordu. Müta nikahıyla, saatlik evlenme...60 dakika yani! İstersen iki saat, üç saat... uzatabiliyordun. Peki ne demek bu? Şimdi, anladığım kadarıyla, durum o hale gelmiş ki Müta nikahı resmen kanunlaşmış.. "Cariyelik" adı altında, bi kılıfa sokmuşlar. 3 bin küsur yıllık bi medeniyetin kadınları da buna katlanıyor! Ama ne yapsınlar.. Çaresizler.. Ayrıca her sokak başı bi hayat kadınına rastlayabiliyormuşsun..
Neyse... deyip pazar günü keyfinizi daha da kaçırmayalım.. Ben gene mutat konuma, Vitamin D3'e döneyim. Artık bizim doktorların da bu vitaminin insan sağlığındaki önemini kabul etiğini sevinerek izliyorum. D3'ün savunucularından Prof. Dr. Osman Müftüoğlu, bi kaç gün önce, gene çok güzel bi yazı yazdı. İnternetten bul, oku. Ben haddim olmayarak bi ekleme yapayım.
Amerika'da bazı doktorların iddiasına göre, kanında en az 50 ng/ml D3 serumu bulunan kadınların göğüs kanserine yakalanma riskleri yüzde 65 daha az!
Bi başka güzel haber, alternatif tıbbın modern tıpla birlikte uygulanabileceği fikri. Bizde de yavaş yavaş hayata geçiyor galiba. Adnan Akar'la bunu konuştuk. Daha önce de yazmıştım, Adnan Akar bitki özlerinden preparat hazırlayan modern bi tesisin hem kurucu hem de yöneticisi. Türkiye' de ilk defa bi tıp merkezi (Lifemed - Istanbul) kemoterapi tedavisi sırasında bitkisel takviyelerden yararlanabilmek amacıyla Akar'a başvurmuş.
İmmu-nat'ın "Osmanlı Kök Şurubu"nu kullanıyorlarmış.
Bu çok önemli bi gelişme kardeşim. Yakın bi tarihe kadar alternatif tıbba karşı olan Mayo Clinic bile " Book of Alternative Medicine" diye kocaman bi kitap yayınladıktan sonra bizim geleneksel tıpçıların da artık silkelenmesi lazım diye düşünüyorum.
Ben böyle düşüne durayım, alternatif tıpla modern tıbbın birlikte uygulanabileceği görüşüne ısrarla karşı çıkan bizim yetkililer "çörek otu"nu da Negatif Bitkiler listesine koymuş. Kullanmayın diyor.. Abuzittincim, kardeşim, "çörek otu" batı aleminde üzerinde en çok araştırma yapılan bitkilerden biridir. Bizde de halk arasında ".. ölümden başka her derde deva" diye bilinir. Avrupa ve Amerika'da , Black seed oil veya Nigella Sativa denen (çörek otu) içerikli preparatlar bağışıklık sistemini güçlendiricisi diye, eczanelerde satılıyor..
Araştırmalarsa, bu bitkinin hangi kanser türlerine çare olabileceği konusunda. Mesela, Tulane Üniversitesi'nden (USA) Dr. Depasis Mondal, çörek otu içindeki Thymoquinone adlı maddenin agresiv prostat hücrelerini öldürdüğünü, bu nedenle prostat kanserini önleyebileceğini öne sürüyor. Kolon kanseri, pankreas ve diğer bazı kanser türleriyle ilgili çalışmalar da var.
Durum böyleyken sen kalk çörek otunu "Negatif Bitki" listesine koy. Şimdi buna ne demeli?
En iyisi, başıma bi dert gelmeden, münasip yerlerinden öpüp mektubu bitirmek.
Kardeşin Güneş. tecelligunes@yahoo.com.tr

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.