YAZARA MAİL GÖNDER Ne mutlu "Fazılım var" diyene..

YAZARLAR

Hayatımın en keyifli gecelerinden birini yaşamamda baş rolü oynayan Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül'e teşekkür ederim..
Efendim, Fazıl Say'ın Haliç Kongre Merkezi'nde konseri olduğunu son anda öğrendim. Hemen aradım. Merkezin 600 kişilik küçük salonunda İTÜ Vakfı adınaymış konser.. Yer falan bulmak zor.. Bana buldular..
İTÜ Rektörü kibar adam. Gelmeyeceğini bildirmiş. Yerini bana verdiler. Yıllardan beri Fazıl konserlerini yüklenen Sevgili Kadir (Dursun) benim, sahneye çok yakın olmaktan hoşlanmadığımı, piyanistin ellerini en iyi göreceğim yerde oturmak istediğimi bilir. Yerimi dördüncü, beşinci sıralarda solda ayırır, bu yüzden. Fazıl'ın ellerini çok izledim konserlerde.. Ama ilk defa, yüzüne karşı oturuyorum, sağda ve en önde.. Eller görünmüyor, ama yüz..
Fazıl'ın çaldığı eseri nasıl yaşadığına ilk defa bu kadar ayrıntılı şahit oldum..
O cıvıl cıvıl Mozart da, eserini İmparatorun önünde, aynen bu neşeyle çalmıştı herhalde.. Üstelik Fazıl fena halde gripmiş. Ateşi varmış, sahneye öyle çıkmış.
Ardından beni öldüren Beethoven geldi. Ay Işığı sonatı.. Klasik müzik izlerken dalarım.. Müzik alır beni götürür, kendi hikayeme..
Pürüzsüz bir deniz.. Ay Işığı sonsuzdan sahile doğru minik minik kıpraşan bir ışık denizi gibi akar içime, birinci bölümde.. Adagiolar hep romantiktir. Bu edn muhteşemidir benim için.. Sahilde oturur biri tek başına ve o ışığa bakarak aşkını düşünür.
Sonra ikinci bölüm.. Hafif bir rüzgar başlamış, denizdeki ışık nehri çırpıntılı hale gelmiştir. Coşkulu.. Adam tanışma günlerini hatırlar..
Üçüncü bölüm, rüzgar fırtınaya dönüşmüştür. Ay ışığı dev dalgaların üzerinde sörf yapar şimdi.. Sahile çarpan suların bembeyaz köpükleri arasında yok olur.. Aşk gümbür gümbür yaşanmaktadır artık..
Fazıl nasıl çalıyor Ay Işığını olmaz böyle şey.. Nasıl yaşıyor, çalarken ve nasıl yaşatıyor.. Yani coşkunun, heyecanın, yaşamın tadının doruklarındayım..
Bunun sebebi de onu çok iyi görmemi sağlayan yerim.. Normal koşullarda hiç istemeyeceğim yerim.
Rektör gelse, orada olmayacağım. Ama gelmiyor. Gelmez. İTÜ'nün geçen rektörünü tanıyorum. Bu köşede, başarılarını yazmıştım da. Öğrencileri tarafından bu kadar sevilen bir rektör görmedim hayatımda. Geçen yıl rektör seçimlerinde oyların yüzde 50'sini alarak birinci oldu. Ama Sayın Cumhurbaşkanı onu değil, oyların yüzde 34'ünü alan ikinci sıradaki adayı atadı.
O ikinci sıradaki adayın da Fazıl Say konserine gelmesi herhalde beklenmezdi.
Sayın Gül'e teşekkürüm bu yüzden.
Asıl teşekkürüm, konseri organize eden İTÜ Vakfı Sosyal ve Kültürel Hizmetler Komitesi'ne. Gelir, vakfın burs kampanyasına gitti.

***
Yarın, yüz yıl, 200 yıl, ne bileyim kaç yüz yıl sonra, Türkiye'nin ve dünyanın tarihini yazacaklar, 2000'li yılların başı deyince "Fazıl Say"ı hatırlayacaklar ve onun adını düşecekler kayıtlarına.. "Çağının müzik dehalarından biri" diye..
Bunu bilerek izledin mi, bir başka coşuyor, bir başka gurur duyuyorsun, onun çağdaşı, onun milleti olduğun için..
"Ne mutlu Fazılım var" diyorsun..
Ne mutlu Fazılım var!..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.