YAZARA MAİL GÖNDER Benim güzel ailem!..

YAZARLAR

Yeni yıla Ankara'da, ailemle girdim.. Kardeşlerim ve yeğenlerimle.. Öcal Ağabeyim eksikti.. Uçağa binmez ya.. "Karda kışta 10 saat otobüsle git, 10 saat gel"i gözüne alamamış..
Bir gece evvel, 30 Aralık Öndü'nün doğum günüydü. Kemal'in büyük oğlu.. Talihsiz oğlan, doğum günü ile yılbaşını birlikte kutlar. Öyle olunca da bir hediye ile ikisi de geçiştirilir yıllardan beri..
Bu defa eşi, NTV ekranlarından tanırsınız, Miray geleneği yıkmış, 30'una da bir sürpriz parti koymuş. Onlarda toplandık..
Öndü' ye sürpriz olacak ya.. Biz yedide geldik. Öndü, sekizde kapıdan girdi ama yüzünde zerre şaşkınlık izi yok..
"Şaşırmadın mı" dedi, Serpil.. "Niye şaşırayım ki?. Hepinizin arabaları benim bahçe duvarının oraya park etmiş. Ben bütün arabaları tanıyorum.."
Eh, Uluçlar'ın sürprizi de bu kadar olur işte..
Masaya oturduk. Genel kurul "Rakı"ya karar verince, ben de uydum. Senede bir uymak lazım.. Miray (NTV'den tanırsınız, o Miray işte) bir elinde şişe, bir elinde rakı bardağı geldi başıma.. "Ne kadar olsun" diye. O zaman farkına vardım. Bardağın üzerinde çizgi gibi yazılar var.. En altta "Yolluk.." Yani sonra direksiyona oturacaksan, yasal sınır.. Bir üstte "İçelim güzelleşelim.." Hani Rusların bir lafı var, "Çirkin kadın yoktur, az votka vardır.." Onun sınırı herhalde.. Bir daha yukarda, Türk Rakı sofralarının muhabbeti açılıyor.. "Ne olacak bu memleketin hali!.." En tepe artık arabesk!.. "Batsın bu dünya!.."
"Abbas yolcu" dedim.. "Yolluk"ta kaldık.
Yılbaşı partimiz Kemaller'deydi. Ailenin en küçüğü, daha bu yıl doğup Serpil'i "Babaanne" yapan, Zeyno'nun (Ailedeki tek kız yeğen oydu.) pabucunu dama atan Leyla'ya altı aylık olmadan çıkış izni vermediği için doktorları, yeğen Ömer ve Başak katılamadılar. Geri kalan hepimiz, masanın başında toplandık.
Kemal'in eşi Nükhet bir ağırlama harikasıdır. Masayı öyle mezelerle donatmış ki, sıcaklara geldiğinde sıra, millette hal kalmadı..
İki gecenin ortak özelliği, sımsıcak olmalarıydı.. Sevgi, aile sevgisi bambaşka bir şey.. İnanın onun yerini başka şey tutmuyor..
Bir insanın sahip olacağı en büyük zenginlik işte bu.. Sevgi dolu bir aile..
..Ve ben Karun kadar zenginim!..
Yemeğin ardından, en neşeli an geldi.. Holly'den kalma bir gelenek.. Rengarenk bir yılbaşı ağacı ve altında rengarenk kutular. Ailenin birbirlerine aldığı hediyelerin açılması.. "Aaa"lar.. "Ooo"lar.. Sarılmalar, öpüşmeler..
O hediyeler de, her yılbaşı yayınladığım O.Henry öyküsüdür aslında. Maddi değerleri, işlevleri somut yanlarıdır sadece.. O armağanları paha biçilmez kılan soyut anlamlarıdır..
O kutulardan "Sevgi" çıkar, daima..
Ne iyi ettim, Ankara'ya, aileme, kardeşlerime ve yeğenlerime gittim bu yılbaşında!..
Allahtan Türk Hava Yolları, yükleyip geldiğim "Sevgi"yi tartmadı.
İlave bagaj parası ödemeye gücüm yetmezdi ki..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.