YAZARA MAİL GÖNDER Yazdan kalma gecede, Rüya!..

YAZARLAR

Adıyla bu kadar örtüşürdü bir gece ancak, şubat ayında, hem de Ankara'da..
"Yazdan kalma" derler ya, öyle bir geceydi.. Büyük Tiyatro'da rüyada gibiydik..
.. Ve "Bir Yaz Gecesi Rüyası"nı izliyorduk. Shakespeare'in dünyaca ünlü eserinin "Modern Dans" uyarlamasını.. Gördüklerimize de inanamıyorduk, ailecek, bir kere daha..
Ben, başbakanın danışmanlarından biri olsam, şubat başında Almanya'ya, Angela Merkel'le buluşmaya giderken, çantasına bu gösterinin DVD'sini koyar ve "Şansölye Merkel'e armağan edin.. Edin ki, çağdaş Türkiye nedir, gözleriyle görsün.. Bu görüntüler ciltler dolusu laftan daha etkili olacaktır" derdim. Günümüzde, ulusların çağdaşlık savaşı, kültür ve sanat üzerinden oluyor..
Niye Soçi'nin açılışında Borodin Poloveç Danslarından, Çaykovski Kuğu Gölü'ne, "Bale" bu kadar fazla yer aldı, sanıyorsunuz ki?.
Üstelik, Bir Yaz Gecesi Rüyası, müthiş bir de jest olurdu, Merkel'e..
Çünkü gösterinin koreografı ve bizde de sahneleyeni bir Alman.. Hans Henning Paar, Münih Devlet Operası baş koreografı.. Keith Jarret, Miles Davis, Benny Goodman başta 60 ve 70'li yıllar müziğiyle hazırladığı eserinin dünya prömiyerini 16 Nisan 2010'da Münih'te yapmış.
Yani, tam da Merkellik bir gösteri.. Özel seçip sahnelesen bu kadar denk düşmesi zor.
Ankara Devlet Modern Dans Topluluğu'nu, Genel Müdür Rengim Gökmen bundan önceki genel müdürlüğü zamanında kurmuş.
Gençler bu çok zor eseri mükemmel sahnelediler.. Shakespeare'in baş karakterlerini canlandıran Kerem İnanç, Ali Akabalı, Müge Güleşen, Zeynep Körpeoğlu, İlke Sayıner, Nazlı Dirin, Seda Özyalçın, Emrah Keskin, Mert Okutan, Deniz Alp ve Beste Üstün başta..
Emre Kesim perküsyonla nasıl bir hava kattı, gösteriye anlatmak zor. Talat Ayhan dekorları, Gazal Erten'in kostümleri, Fuat Gök'ün ışıkları harikaydı..
Ankara Devlet Opera ve Balesi, gene dünyadaki tüm rakipleri ile yarışacak bir eser ortaya çıkarmış. Bu yıl gösteriler bitti. Artık seneye..
Bu ülkede opera ve bale, hayali bir üst sınıfa özel sanat sanılır. Oysa, ben bu 65 yıllık kurumu başından beri izleyerek büyüdüm. Yanımda kimler oturmazdı ki.. Önlüğünü sıyırmış, kapıyı çekmiş, ama kokusunu Opera salonuna mecburen taşımış kasabı hala unutmam mesela.. Yıl 1959!..
Operanın müdürü ve sanat yönetmeni Aykut Çınar, Milliyet'in Ankara ekine konuşmuş, ordayken okudum.
"Repertuar yaparken, herkesin, her kesimin kendisine yakın bir şeyler bulacağı eserleri özenle seçiyoruz" demiş.. Çocuklar ve gençler için, onlara özel, onlara cazip gösteriler hazırlıyorlarmış. Geçen sezondan devam eden eserlerin yanı sıra bu sezon yeni 10 eseri böyle seçip, programa almışlar.
Sadece operaya gelenler değil, gelemeyenler için de çalışıyorlarmış. Cezaevlerine, yaşlılar yurtlarına, çocuklara gidiyorlarmış. Açık alanlarda konserler yapıyor, 3500 kişilik ATO salonunda gösteriler yaparak en geniş kitlelere hitap yolları arıyorlarmış.
Düşünebiliyor musunuz?. Bir üniversitenin yemek salonu.. Öğlen.. Ya da bir huzur evinde akşam yemeği.. Birden bir tenorun, ya da sopranonun şarkısını duyuyorsunuz.. Canlı.. Gidiyorlar, onlara bu sürprizi yapıyorlar.
"Çok yoruluyoruz. Doğru.. Ama izleyicilerin ilgisi, mutluluğu ve tepkisi, her yorgunluğa değer" diyor, Çınar!..
Değmez mi Aykut, değmez mi?.
Ankara'dan döneli bir hafta oldu, aile hala, telefonlarımızda, mesajlarımızda, sizi konuşuyoruz.. O Yaz Gecesi Rüyası, o Dracula, hala hayatımızdan çıkmadı. Çıkmaz da!..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.