YAZARA MAİL GÖNDER Yüzüne bakamaz olduğum dostlarım..

YAZARLAR

Hayır, moral sebeplerden söz etmiyorum..
Bazı dostlarımın yüzüne bakamaz oluşumun sebebi tamamen fiziksel..
Dondurulmuş, ifadesiz, ruhsuz birer maske haline getirilmiş yüzlerine bakamıyorum.. Geçin canlısını..
Resimlerine dahi bakamıyorum.
Yani insan kendisine karşı böyle bir cinayeti nasıl işler?..
Yüzdeki yılların getirdiği iki üç çizgiyi yok etmek için, milyonların bakmaya kıyamadığı o anlamlı yüz, nasıl böyle robot gibi dondurulur?.
Bunlar aynaya bakmıyorlar mı?. Gördükleri donmuş surat güzel mi?.
Botokstan, o insanlık dışı kullanılan botokstan söz ettiğimi anladınız herhalde..
Kimlerden söz ettiğimi de anlamışsınızdır.
Adlarını yazmıyorum.. Yazamam..
Yıllar önce bu konudaki düşüncelerimi yazdım, hatta televizyonda da anlattım.
Ben estetik müdahalelere karşı değilim..
İnsan kendisi ile barışık olmalı.. Her sabah uyandığında aynada gördüğü yüzü beğenmiyor, aynalara bakmaktan nefret ediyorsa, niçin düzelttirmesin..
Estetik ameliyatlara karşı olmadım, eğer gerekliyse..
Mesleğine saygısı olan doktor, inanmadığı ameliyatı yapmaz zaten..
Yıllar evvel, bugün çok ünlü, durmadan resimleri çıkan bir arkadaşım ısrarla "Onur Erol senin arkadaşın.. Beni ona götür" demişti. "Yahu fıstık gibi kızsın.
Deli misin sen" dedim.
Ama nerdeyse kafayı üşütmüş.. Gittik..
Onur Hoca baktı..
Şikayetçi olduğu burnunun cepheden, yandan resimlerini çekti.
Bilgisayara yükledi. "Şimdi ne istiyorsunuz söyleyin" dedi.
Kızın istediği değişiklikleri, bilgisayarda yaptı.
Onun istediği burunlu resmi, orijinalin yanına koydu.. "Hangisi güzel" dedi. Bizimki kanmadı. Ameliyatta ısrar etti. Onur Hocam "Ben bu yüze, bu burna dokunamam" dedi. Çıktık.
Arkadaşım, yüzünü kesecek birini buldu.
Kestirdi, beğenmedi.. Gene kestirdi, gene beğenmedi..
İzini kaybettim. Kaç kez ameliyat oldu bilmiyorum.
Ama yüzünün ilk güzelliği bir daha geri gelmedi.
Bir başka ünlü arkadaşım hafif kambur burnunu düzeltmek isteyen, bunun için hatta üste para teklif eden reklam delisi bazı estetikçileri nasıl terslerdi.. "O burun benim karakteristiğim, dokundurmam" diye..
Artık yüzüne bakamadıklarımdan biri o.. O karakter veren burun gitmiş, bir yapay burun gelmiş. Kim kandırdıysa artık..
Sadece o olsa neyse.. Dünyanın en anlamlı yüzünün yerini de bir yapay maske almış. Plastik makyaj gibi..
Hele şov işindeysen, yüzünü gerdirmek için hafif estetik dokunmalara bir diyeceğim yok.. Ama arka arkaya kırk kere ameliyat olup deriyi deri olmaktan çıkaranların yüzüne yarım metreden bakmayı denediniz mi?.
Bakabildiniz mi?.
Botoks daha da beter.. Bir çeşit zehir. Bu işi çok iyi bilen uzmana, çok ölçülü yaptırırsan, fayda sağlıyor.. Ama önüne gelene bırakırsan enjeksiyonu, senin anlamlı yüzün yok oluyor.
Botoks sinirleri donduruyor çünkü. Artık ne gülmen gülmeye, ne hüznün hüzne benziyor.
Heykel müzesindeki taşa bakar gibi bakıyorsun, yaşayan bir insana.. Suratı donmuş çünkü..
Hele o çok sevdiğin biriyse, o surata artık bakamaz oluyorsun..
Hollywood yıldızlarına bakın..
Onlar yaşlanmıyor mu?. Onlar genç, taze görünmek istemiyorlar mı?. Onlar kırışıklarla mücadele etmiyorlar mı?.
Ediyorlar.. Ama önce yaşlanmayı kabul ediyor, içlerine sindiriyorlar. Sonra o yaşın güzelliği için uzmanlarla çalışıyorlar..
Makyözden, estetikçiye.. Ve kişiliklerini, kimliklerini, karakterlerini veren yüz ifadelerinden zerre kaybetmeden, güzel kalıyorlar..
Onların yüzlerine bakmaya doyamıyorsunuz..
Ben "Dondurulmuş" en sevdiklerimden fellik fellik kaçıyorum..
Karşılaşırsak, onun ruhsuz, ifadesiz yüzüne bakarken, benim yüzümdeki ifade her şeyi anlatacak, ondan korktuğum için..
Sadece artık tüm anlamını, tüm güzelliğini kaybetmiş o maskeleşmiş yüze bakmaya tahammül edemediğimden değil!..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.