YAZARA MAİL GÖNDER Muhalefete "Lider" lazım!..

YAZARLAR

Önce 19 şubat tarihli yazımdan bir bölüm.. Seçimden 35 gün önce, dikkat buyurun.. Bugün değil.. Ama bugün yazılmış gibi duruyor. Çünkü görünen köy kılavuz istemiyor..

***

Onun için ülkesi, devleti, partisi önemli değildi. O, ana muhalefet liderliğini zaten hayal bile etmediği bir amaç olarak görmüştü. Hasbelkader gelmişti.
Şimdi bütün politikası orda kalmak üzerine kurulmalıydı. Olayların patladığı günlerde iktidar partisi "Gelin el ele verelim, bu anayasanın ilgili maddelerini değiştirip, sizin yıllardır şikâyet ettiğiniz, bizim yeni anladığımız devlet içinde devleti temizleyelim" teklifi yaptığında, uzanan eli "Samimi değiller" diye itti. Yahu, samimi, değil.. Sana ne?. Rüyada bile görmeyeceğin bir teklifi iktidar yapıyor.
Niye yapıyorsa yapıyor.. Boş ver.. Fırsat eline geçmiş. Tepe tepe kullan.. Politika bu değil mi?. Hayır.. Onun kafasındaki hesap başka.. Sahte CD'ler hazırladıkları TÜBİTAK raporları ile ortaya çıkan ayni ekibin dosyalarına bu defa sahiplenip, "Yolsuzluk da yolsuzluk" diye iktidarı yıpratacak..
Bu ülkenin siyasal tarihini birazcık bilmiyor ki?.
Bu ülkede "Yolsuzluk iddia ve davaları" oy kaybettirse, Süleyman Demirel diye biri olmazdı. Adam, siyasete "Morisson Süleyman" diye girdi. En ünlü gazeteciler ne dosyalar açıkladılar?. Soyadı Demirel olan yığınla insan yolsuzluktan mahkemelere verildi. Mahkûm oldu. Ama Süleyman Demirel her girdiği seçimden daha güçlü çıktı. iki kez asker tarafından tasfiye edilip, şapkasını alıp gittiği halde geri döndü. Gene iktidar, gene başbakan ve sonunda Cumhurbaşkanı oldu.
Devlet adamı bir lider, bunları bilir, iktidarın, tekrar ediyorum, her ne sebeple olursa olsun, uzattığı eli tutar, Anayasa'dan başlayarak değişikliklere girişirdi.
***

Şimdi, seçimi Recep Tayyip Erdoğan mı kazandı, yoksa kemal kılıçdaroğlu ve Devlet Bahçeli mi kaybettiler?.
Dikkat buyurun, parti adı yazmıyorum.. Çünkü bu ülkede siyaset, partiler değil, liderler üzerinden yapılır. Türkiye, politik alanda bir "Karizmatik Liderler" ülkesidir.
Şimdi bakın.. Önce Deniz Baykal, sonra da Kılıçdaroğlu, Recep Tayyip Erdoğan'a karşı her ne ad altında olursa olsun, girdikleri tüm seçimleri kaybettiler. Demokrasi geleneği oluşmuş ülkelerde, kaybeden lider gider.. Bizde kimsenin kılı kıpırdamadı. Çünkü öyle bir Siyasi Partiler Yasası yapmışız ki, bir defa liderliği ele geçireni kendi istemediği sürece indirmek mümkün değil. Partisinde kendisine rakip olabilecek adam bırakmayan Deniz Baykal'ı indiren de sistem değil, kasetler oldu.
Kaybede kaybede başı dönen, ülkenin lider partisi olma yolundaki MHP'yi hatta barajın altına düşürmeyi başaran Devlet Bahçeli'nin hâlâ, inatla, ısrarla başta kalmasına ne denebilir ki?.
Şu denir?.
Muhalefetin başında bu liderler kaldığı sürece, Recep Tayyip Erdoğan, arka arkaya yüz seçim yapsa, yüzünü de kazanır. Bir şey yapmasına gerek yok. Bunlar kaybeder nasılsa..
Yani seçim sonuçları üzerine asıl soru şu olmalı..
"Erdoğan mı kazandı, yoksa Kılıçdaroğlu ve Bahçeli mi kaybetti?."
Bence..
"Bence"si yarın!..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.