YAZARA MAİL GÖNDER Bir muhteşem Kurtuluş Savaşı Destanı ki..

YAZARLAR

Oyun bittiğinde uzun süre yerimden kalkamadım.. Coşkumu dindirebilmek ve fonda çalan "İzmir Marşı"nı sindire sindire dinleyebilmek için.. Bu marş hiç bu kadar anlamlı, hiç bu kadar yerinde çalınmamıştı çünkü.. Sonra kulise koştum.. Sanatçıları kutlamaya.. Ama kutlayamadan ilk gördüğüm sandalyeye çöktüm.. Çünkü iyice buğulanmış gözlerim, görmemi engelliyor, boğum boğum düğümlenmiş gırtlağımdan da ses çıkmıyordu..
Nasıl bir duygu selinin altında kalmıştım, anlatamam.. Duygu seli, dört bir yandan bastırıyordu üstelik..
Bir defa Nazım'ın o artık nerdeyse ezber bildiğim Kurtuluş Savaşı Destanı, Kuvayı Milliye'nin insanın içini yakarak coşturan şiirselliği.. Öte yandan yaşadığım çocukluğum, ilk gençlik günlerimin üzerime çöken ve göz yaşı olup dökülen anıları ve nihayet sahnede sergilenen "İlahi" gösteri..
Büyük Usta, Zeliha Berksoy, Nazım Hikmet'in en büyük eseri Kuvayi Milliye/ Kurtuluş Savaşı Destanı'nı sahnelemiş, müthiş bir iş çıkararak. Fona Muammer Sun'un Anadolu ezgilerini ve Abidin Dino'nun Kurtuluş'ta Anadolu çizgilerini yerleştirerek.. ..Ve harika bir kadro, Destanı okumadılar.. Yaşadılar, yaşattılar sahnede..
Daha birinci Bab'ta Karayılan öyküsünde bittim ben aslında.. Karayılan Anteb'in, Kilis'in kahramanıdır, Kurtuluş'ta.. Dayılarım Hüsnü, Nuri Kışlalı ile savaşan Antep Savunmacılarının en ünlüsü.. Devrim Evin, Karayılan'ın öyküsünü öyle bir anlattı ki, Nazım'ın dilinden, aldı beni Kilis'e ilkokul günlerime götürdü.. Hele her Antep, Kilis Kurtuluş gününde okulca haykıra haykıra okuduğumuz türküyü mırıldanmaya başlayınca, daha açılışta vuruldum..
"Karayılan der ki harbe oturak
Kilis yollarından kelle getirek
Nerde düşman varsa orda bitirek

Vurun Antepliler namus günüdür
Vurun Antepliler kavga günüdür."

Ardından öteki Bab'lar.. Öteki öyküler.. Mehmet Ali Kaptanlar harikalar yaratıyordu sahnede.. Tamer Levent harikalar yaratıyordu.. Yurdaer Okur, Cenk Sözeri, Nişan Şirinyan, Efe Tunçer harikalar yaratıyorlardı..
Ve sonunda "Saatler"e geldi sıra.. Destanın en vurucu şiiri benim için.. Daha ilkokul öncesi yıllarında, babamdan, Aslan ve Ahmet Amcalardan dinleye dinleye ezberlemişim..
"Nurettin Eşfak baktı saatına:
- Beş otuz...
Ve başladı topçu ateşiyle ve fecirle birlikte büyük taarruz..."
..ve sonrası..
O "Sonra"yı nasıl anlatır Nazım..
"Solda, ilerdeydi Ali Onbaşı.
Kan içindeydi yüzü gözü.
Bir süvari takımı geçti yanından dörtnala.
Kaçanı kovalamıyordu yalnız ulaşmak da istiyordu bir yerlere.."

Babam geldi gözlerimin önüne, o satırları yüreğinden haykıran, Bandırma gecelerimizde..
Büyük Taarruz.. Babamın hayatını kurtaran Büyük Taarruz.. Bandırma'da camiye kilitlemiş, kasabada kalan kadın ve çocukları, kaçan Yunan.. Zincirli kapılar.. Ateşe vermişler camiyi.. 17 Eylül sabahı, Büyük Taarruz'un atlıları tam zamanında yetişmese, babam yok.. Ben yokum.. Uluçlar yok.. Okumaz mı yürekten..
Ve sonra..
"Ali Onbaşı bir şimşek hızıyla düşündü ve şu türküyü duydu:" der Nazım.. Hepimiz ezber bildiği, bilmeyenin ezberlemesi gereken türküyü..
"Dörtnala gelip Uzak Asya'dan
Akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan
bu memleket bizim.
Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak
ve ipek bir halıya benzeyen toprak,
bu cehennem, bu cennet bizim.
Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın,
yok edin insanın insana kulluğunu,
bu dâvet bizim...
Yaşamak bir ağaç gibi tek
ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine,
bu hasret bizim..."

***

"Kuvayi Milliye - Kurtuluş Savaşı Destanı biletleri. Resmi Biletix Sitesi". yazın Google'a.. Size en yakın salonda oynadığı günü bulursunuz.. Pazartesileri oynuyorlar sadece. Bu hafta yok yalnız. 21 Nisan'da Beyoğlu Ses, 28 Nisan'da Cadde Bostan Kültür Merkezi, mesela..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.