YAZARA MAİL GÖNDER Bir mükemmel Broadway gösterisi daha...

YAZARLAR

"Notre Dame de Paris, izlediğim en güzel gösterilerin de üst sıralarına çıktı, bayıldım. Hele şarkılarına diyecek söz bulamıyorum. Sabahtan beri o şarkıları söylüyorum, annem bıktı 'Yeter İroş!.. Sen sus.. Onlar söyleyince daha güzel' dedi.. Umarım bir gün Fransa'ya gidince Fransızcasını da izlerim diye hayallere daldım" diye başlıyordu, İrem'in bu köşe için kaleme aldığı yazı.. Ben Zorlu Center'a adım atmıyorum ya.. Yazmak, sevgili İrem Sayın'a düştü gene.. Buyrun!..

***

19'uncu yüzyılın sonları... Dönem, Fransa'nın karanlık günleri... Victor Hugo, Paris şehrinin göbeğindeki bakımsız Notre Dame kilisesinin yıkılmasına karşı çıkarak, milletin ilgisini bu tarafa çekmek için Notre Dame'ın Kamburu isimli romanı yazar. Kitap o kadar okunur ve beğenilir ki kilise bu sayede restore edilir.
Roman hemen her dile çevrilip filmlere konu oldu önce. 1998'de de müzikal oldu..
O gün, bugün dünya üzerinde milyonlarca insan izledi.
Bizde İngilizce sahnelenen gösteriyi anlatmaya nerden başlasam bilemiyorum. Ama aklıma gelecek ilk şey 'Belle' i ve 'Le temps des Cathedral' i dinlerken tüylerimin diken diken olduğu ve gözyaşlarımın aktığı olacaktır.
Hikâye, güzel Çingene kızı Esmeralda ve ona âşık üç adamı anlatır, bilirsiniz.. Adamlardan biri kilisenin kimsenin yüzüne bakamadığı çirkin mi çirkin kambur çan çalıcısı, yani zangocu Quasimodo.. İkincisi kralın adamlarından bir genç ama başka bir kızla sözlü Phoebus.. Üçüncüsü de hayatı boyunca evlenmesi yasak, aşık olması bile günah, rahip Frollo.
Anlatılanlar ve anlatılış şekli o kadar güzel ki hem o aşkı hissediyorsunuz, hem de günümüzde de bazı şeylerin hala aynı kaldığını anlıyorsunuz.
Çingenelik, krallık, sınıf ayrımı, idamlar her şey güya kalkmış günümüzde ama aşk... O duygular, ihanet, birini uğruna ölebilecek kadar sevmeler, her şey o günkü gibi...
İzlerken beyninizdeki geriye gidiş dönüşleri ve karşılaştırmaları hissedeceksiniz. Ana karakterlerin büyüleyici sesleri bir yana, dansçıların o dansları, akrobatik hareketler, kilise çanlarının tepesinde ipsiz zıplamalar... Her şey büyüleyiciydi.
Müzikali o kadar beğendim ki tadı damağımda kaldı, elimde olsa bir daha gitmek isterdim.
Seneye de 'Operadaki Hayalet' ve 'Güzel ve Çirkin' müzikalleri gelecekmiş ve biletler satıştaymış. Gösteriler bu kadar güzel oldukça o biletlerin gişelerde kalma ihtimali gerçekten çok azalıyor. Çok reklamvari olacak ama tükenmeden alın.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.