YAZARA MAİL GÖNDER "Biz" olmamız için ille de felaket mi gerek?.

YAZARLAR

"Soma'da yürekleri yakan facia/ Zaman"
"Yüreğimiz yandı/
Türkiye"
"Dualarımız sizinle/ Milli Gazete"
"Türkiye ağlıyor/ Sabah"
"Kara haber/ Hürriyet"
"Kara tablo/ Milliyet"
"Canlarımız yerin altında/ Cumhuriyet"
"Can pazarı/ Radikal"
"İçimiz yandı/ Akşam"
"Yüreğimiz yanıyor/ Vatan"
"Kara gün/ HaberTurk"
"Zamanla yarış/ Star"
"Yüreğimiz yandı/ Bugün"
"Yüzlerce işçi toprak altında/ Aydınlık"
"Kapkara ölüm/ Güneş"
Masamın üzerinde günlük gazeteler takım halinde duruyor. Önüme konduğu sıra ile baktım manşetlere..
Yıllardır, her ama her konuda nerdeyse ayrı düşen, birbirlerini yiyenler, şimdi ayni acıyı yüreklerinde hissetmiş, sayfalarına, manşetlerine dökmüşler..
Düşünebiliyor musunuz?..
"Canlarımız yerin altında" diyen Cumhuriyet'i, Milli Gazete adeta tamamlıyor..
"Dualarımız sizinle.."
Yani gel de kahrolma..
Bizim bir araya gelebilmek, ayni vatanın çocukları olduğumuzu hatırlamak, yani "Biz" olabilmek için ille de bir faciaya mı gerek var?.
Bu ülkede son yıllarda korkunç bir artışla "Ötekileştirme" başladı..
Bir konuda, ucuz, pahalı fark etmez, herhangi bir konuda taraf oluyoruz.
Bizim tarafta olmayan herkesi "Öteki" ilan ediyoruz..
Sonrası, kin, nefret, öfke.. Gerilim, sinir..
Gülmeyi unutmuş asık suratlar, gıcırdayan dişler.. Ülke, dünya kabul etmiş, tarihinde olmadık bir refah düzeyine yükselirken hem de, tarihte olmadık kadar mutsuz, umutsuz insanlara dönüşüyoruz, bu "Ötekileştirme" yarışı yüzünden..
Pazar gecesi tavan yaptık, "Ötekileştirme" de..
Fenerbahçe'nin başkanı, kendisine muhalif Fenerbahçelilere, hem de şampiyonluğun kutlandığı gecede "Köpekler" diye bağırdı, mikrofondan ve televizyondan.. Düşünün ikisi de Fenerli tarafların..
Salı gecesi konserdeydim, Soma haberini aldığımda.. Eve koştum, televizyonu açtım.
Dehşet, insanın bütün hücrelerine gömülüyor... Bir yanda aşağıda, yüzlerce metre aşağıda, yüzlerce insan..
Sağ mı, ölü mü, yaralı mı bilinmez..
Hayatta kalanlar neler çekiyor, hissediyor o bitmez tükenmez saatlerde, kurtulma umutları her dakika ile biraz daha tükenirken..
Kendinizi onların yerine koyuyorsunuz, ister istemez.. Koymayan var mı ülkemde.. Ülkemin dışında, Avrupa'da, Amerika'da, Avustralya'da..
Yukarda daha da yüzlerce insan toplanmış, madenin etrafında.. Yerin altındakilerin anaları, babaları, çocukları, yakınları..
Bir de onların yerine koydun mu kendini..
Tanrım bu nasıl bir acıdır?. Bu nasıl bir gecedir?.
Amacım acının büyüklüğünü anlatmak değil. Hiç değil. Bir defa mümkün değil.. Sözcükler yetmez.. İkincisi..
Asıl mesele, acıyı yaşamak, paylaşmak değil.. Çok ötesinde.. O korkunç 400 metre kadar derinde..
Daha düne kadar "Öteki" demek için birilerine bahane üretmiyor muyduk bu ülkede, her birimiz, her konuyu kullanarak..
Peki o uğursuz, o bitmeyen salı gecesi ekranların başında haber beklerken, aşağıdakilerin kimlikleri, tarafları hiç aklınıza geldi mi?.
Yüzlerce metre aşağıda ölümü, kurtuluşu, yukarda, aşağıdan gelecek haberi bekleyen yüzlerce, binlerce kişinin "Öteki" olabileceği aklımıza geldi mi?.
AK Partili mi, CHP'li mi acaba?. Fenerli, yoksa Galatasaraylı mı?.. Türk, Kürt, Laz, Çingene, Ermeni, Rum mu, dersiniz?. Müslüman, Yahudi, Hristiyan olabilir mi?. Alevi mi yoksa?
Bu sahte, bu yapay ayrılıklar yüzünden birbirimize sövmüyor, dövmüyor, hatta öldürmüyor muyduk?.
76 milyon, haberi alır almaz, tüm bu ayrılıkları unutmadık mı?. Tüm bu ayrılıkçılar, bildiğimiz bütün duaları, güç versin, sabır versin, kurtarsın diye etmedik mi, hiç tanımadığımız insanlar için?.
Ateistler dahil..
Peki bizi birleştiren neydi, aniden?. "Milli" lafı bu ülkede aşağılama, hakaret diye kullanılır olmuştu. "Milli yas ne zaman ilan edilecek" diye beklemedik mi, nerdeyse Milli Takımdan bile nefret edecek hale gelenler, getirilenler dahil..
Bir müsibet, bin nasihatten evladır" demiş eskiler..
Ülkem, insanlarım, bu vatanın çocukları korkunç bir felaket yaşadık..
Bu felaket hemen hepimiz tarafından, hemen her konu kullanılarak bine bölünmüş insanlarıma "Biz" olduğumuzu hatırlatırsa eğer..
Dünyada tek gerçeğin "Ölüm" olduğunu, suratlarımıza yediğimiz bu müthiş tokatla fark edersek yeniden..
O zaman işte, o insanlar boşuna ölmemiş olurlar..
Başta, herhangi bir kurumun, gurubun kitlenin başında olanlar, sonra hepimiz ama hepimiz, ayrı ayrı fikirlerde, görüşlerde, kanlarda, inançlarda, eğitimlerde olmanın ayrılık değil, zenginlik olduğunu düşünemesek bile, "Ölüm" gerçeğine bakarak "Değer mi" diyebilirsek..
Alabildiğine tartışırken bir yandan, öte yandan kucaklaşabilirsek..
Tartışmanın beyinde, kucaklaşmanın gönülde olduğunu anlayabilirsek nihayet..
Önemli olan gönül birliği, önemli olanın fikir zenginliği olduğu kafamıza dank edebilirse..

***

Yazımı nasıl bitireceğimi merak ediyorsunuz..
Bu yazı bitmez.. Ne acı ki, buza bile değil, suya yazdığımı bilecek kadar deneyimliyim bu meslekte..
Bizi bir gecelik birleştiren felaket, daha şimdiden yeni "Ayrılıklar" için kullanılmaya başlandı bile.. Marangozlar keserlerini aldılar, ulusal felaketi kendilerine göre yontmaya başladılar, daha salı gecesini bitiren güneş, göğün tepesine bile ulaşmadan..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.