YAZARA MAİL GÖNDER Gelecek bu gençlerindir, kimse unutmasın!..

YAZARLAR

Kültür ve Turizm Bakanımız Ömer Çelik ortak dostlarımıza sitem etmiş.. Ona "Kültürsüz Kültür Bakanı" diyormuşum.. Yani böyle dediysem sitemde haklı.. İki sebepten dememem gerek..
Birincisi kaba kaçmışım demektir. Kabalaştıkça, eleştiri, derinliğini yitirir, anlamsızlaşır üstelik.. "Adam lafına güvenmiyor ki, kabalaşıyor" der, okuyucu.. Ama işte bazen tepemiz çok atınca ipin ucunu kaçırıyoruz demek..
İkincisi.. Kültürsüz insan olmaz. İnsanı geri kalan tüm yaratıklardan ayıran ilk şey, kültürüdür. Mağara devri insanlarının bile kültürü vardı.. Mağara duvarlarında izleri hala var..
Gurupların, kabilelerin, milletlerin, ırkların, ayrı ayrı kültürleri vardır. Bu da bir Kültür zenginliği yaratır dünyada, ülkede, yörede.. Kültür zenginliği de güzel bir şeydir.
Yani Kültür Bakanının kültürsüz olması mümkün değildir. Bir kültürü vardır mutlak. "Kültürsüz" demişsem ayıp etmişim. Özür dilerim.. Defalarca..
Kaç defa, peki!.
Sayın Bakana bir teklifim var.
Görevi devraldığı Ertuğrul Günay yakın dostumdu. Buna rağmen en çok eleştirdiğim bakandı. Gittiğim önemli bir Kültür /Sanat olayında, Günay yoksa, yazımın bir yerine sıkıştırırdım. "Bakanımız yoğun (!) işlerinden dolayı gelemedi gene" diye..
Günay, bir gün, uluslararası dansçımız, Bolşoy'da baş role çıkmış Meriç Sümen için Ankara'da düzenlenen çok güzel bir saygı gecesinde konuşurken, kalabalık arasında beni işaret etmiş "Bu Hıncal dostum, benim katılamadığım her şeyi yazar ama katıldıklarımda adımı geçirmez" demişti gülerek..
Günay, 24 Ocak 2013'te Ömer Çelik'e devretti koltuğunu.. O tarihten bu yana, ben sayısız Kültür ve Sanat olayının içinde oldum ama hiçbirinde Sayın Bakana rastlamadım.
Şimdi teklifim şu..
Devlet Tiyatroları, Devlet Operaları ve Devlet Baleleri, 24 Ocak 2013'ten bu yana yüzlerce temsil verdi. Sayın Bakan Özel Kalemine bir emir versin. Tüm faaliyetleri özel kalemde kayıtlıdır nasılsa.. Bana Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik'in izlediği oyun, opera, bale ve konserlerin bir listesini versinler.
Listedeki her kalem için bir defa özür dileyeceğim..
Anlaştık mı Sayın Bakanım?.
Şimdi bu nerden aklıma geldi diyeceksiniz..
Avrupa Kültür Başkenti seçilmiş İstanbul'un bir opera ve konser salonu yok yıllardır. Ertuğrul Günay'ın onarıp açmak için çırpındığı Atatürk Kültür Merkezi'ni, önce kerametleri kendilerinden menkul bir sendika ve o sendikanın her davasında "Yürütmeyi durdurma" kararı veren mahkemeler önledi. Sonra da ne olduğunu anlamadığım bir siyaset. AKM şimdi, Taksim Muhafızı Gazi Mutlu Paşa'nın baş karakolu olarak hizmet veriyor.
Terasında nöbetçi polisler selfie çekiyorlar.
Opera ve bale, Allah razı olsun, ilçe Belediyelerinin yoktan var ettiği salonlarda temsil veriyorlar. Ben Sayın Kültür Bakanımızın AKM konusunda da ettiği tek laf duymadım. Onu da kaçırdıysam, bir özür daha..
Kadıköy Belediyesi'ne bin teşekkür.. Selami Başkan, depo, ardiye, ahır olarak kullanılan tarihi Süreyya Salonunu pırıl pırıl yapıp Devlet Operasına tahsis etti de, durum kurtuldu.
İşte çarşamba gecesi ordaydım ve İstanbul Üniversitesi Konservatuarı'nın yıl sonu gösterisini izliyordum, büyük bir coşku içinde.. Gençler öylesine muhteşemdiler ki, coşmamak mümkün değil..
Bu gençler, Türkiye'nin geleceği.. Hem içerde, hem dışarda.. İçerde ülkemin, halkımın kültür ve sanatına hizmet ederken, dışarda "Türkiye" adını duyuracaklar, milyonlara, hatta milyarlara..
Nasıl coşku ile dans ediyor gençler.. Nasıl alkış, kıyamet salonda.. Daha üçüncü dansta sesim kısıldı "Bravo" diye bağırmaktan.. O zaman çarşamba gecesi. Şimdi cuma sabahı.. İnanın parmaklarım hala şiş.. Hala ağrıyor, alkışlamaktan..
Etrafıma bakıyorum.. Benden başka tek gazeteci yok.. Perşembe ve cuma sabahları tek satır da okumadım zaten, hiç birinde..
Yahu bu ülkenin yarınki gururlarını bugün kim teşvik edecek?. Bale dünyanın en acımasız sanatlarından biridir. Her gün saatlerce çalışma ister.. Karşılığı ne?. 3 otuz para maaş değil tabii.. Alkıştır, sanatçının beklediği.. Takdir edilmektir..
Hani nerde?.
Sonra bir daha düşündüm..
"Şu anda en ön sırada Kültür Bakanı otursaydı.. Bu gençler, yıllık gösterilerini, bu ülkede Kültürün en büyük yetkilisinin en önden izlediğini bilselerdi, bir başka coşkulu, bir başka mutlu, bir başka gururlu, geleceklerinden bir başka emin olmazlar mıydı?."
Ah, keşke orda olsaydınız Sayın Bakanım.. Olsaydınız da bu ülkenin muhteşem gençlerini, yani geleceğini, benim gibi izleseydiniz?.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.