YAZARA MAİL GÖNDER Turizm üzerine kafa yormak gerek..

YAZARLAR

"Bodrum'da içine 1.5 liralık malzeme koyduğun lahmacun 39 lira olur mu?." Soruyu böyle sorarsan, cevap "Hayır" olur tabii.. Bizim medyamız da, yazın başından beri, mal bulmuş magribi gibi buna takılmış kalmış. Gazetecilik zor meslek. Kimsenin uğraştığı yok.. Saldır, Maça Kızı'na, halkçılık yap.. Ne güzel değil mi?.
Şimdi biraz derin gidelim..
Turizm, hele de "Kum ve deniz" turizmi, mevsimlik bir olay.. Sadece mevsimle değil, okullarla da ilgili.. Çünkü bu tatil yoğun olarak çoluk çocuk yapılır. Bu yüzden, güneşin en uzun imkan tanıdığı sahillerde bile, yoğun sezon üç ayı geçmez.. Üç ay da "Eh işte" idare eder.. Altı ay sinek avlanır..
Yani, para, yılda üç ay kazanılır. Patronları bırakın, ama orada çalışanlar, işçi kesimi, üç ay kazandığı para ile 12 ay geçinir..
Şimdi "39 liralık lahmacunun işçi ile ne alakası var" diyeceksiniz..
İki kişi, iki lahmacun yediniz. Birer de kola.. Hesap 15 lira. Kaç para bahşiş bırakırsınız?.
İki kişi, iki lahmacun yediniz. Birer de kola.. Hesap 150 lira.. Kaç para bahşiş bırakırsınız?.
Maça Kızı'nda sabahları şemsiyeleri açan, şezlongları yayan kol işçisinin aldığı maaşla, bedava belediye plajında çalışan ayni parayı mı alırlar sanırsınız?.
Bize bir yıl için 100 lira lazım, diyelim, sembolik olarak.. Şimdi soru şu olmalı..
"100 kişiden birer lira mı kazanmalıyız, 1 kişiden 100 lira mı?."
Cevap..
Ne biri, ne öteki.. Ya da "İkisi birden.." Yani dengeyi bulmalıyız..
Bir tatil yöresinde halkın ucuz tatil yapacağı yerler de olmalı, de luxe çok pahalı olanlar da..
İki sebepten..
Bir.. Turizm dediğiniz şeyi farkında olun, olmayın, bir tüketimdir. O Ege ve Akdeniz boyu yayılan tatil köyleri, oteller, tüketirler.. Denizi tüketirler.
Deniz kirlenir. Karayı tüketirler.. Kara kirlenir.
Havayı tüketirler. Hava da kirlenir.. Farkında olalım olmayalım. Yaz boyu oraya gelen milyonların artıkları, gömün, yakın, ne yaparsanız yapın, ardında kirlilik bırakır. Dahası, istediğiniz kadar kural, yasa koyun. Paranın açmadığı kapı yok..
Yeşili tüketir..
Konumuz Bodrum. 1980'de patlama yaptı..
1970'lerdeki Bodrum'u hatırlayanlara soruyorum. Böyle miydi, Balıkçı'nın Halikarnas'ı..
Denizin rengi böyle miydi?. Havanın kokusu böyle miydi?. Karanın yeşili böyle miydi?.
Bugün, Türkiye sahilleri, "Her şey dahil sistemi" yüzünden nerdeyse tümüyle 100 kişiden birer liraya mahkum oluyor. Yüzlerce insan geliyor, tüketiyor, kirletiyor, gidiyorlar.
Alman'ı, Rus'u mesela, tatillerini, kendi ülkelerindeki günlük yaşamlarından 10 misli lüks ama, maliyeti yarıdan bile az geçiriyorlar.. Tatil, Alman için bütçeye ek değil, tersine tasarruf oluyor.
Peki, "100 kişiden birer lira tatili" olmasın mı?. Olacak tabii.. Benim halkımın büyük çoğunluğu bu sayede tatil yapıyor..
O yüzden çok ucuz, hatta bedava imkanlar da sağlanacak.. Antalya Belediyesi Konyaaltı'nı bedava yaptı bu sene mesela.. Ne güzel..
Ama pahalı, çok pahalı yerler de olacak ki, asıl para bırakacak dünya zenginlerini de çekebilesin..
Antalya sahillerinde gerçekten muhteşem yapılar var. Ama "Her şey dahil" sistemi rekabeti yüzünden, Rus, Alman en alt ekonomik sınıfından insan da oraya gelebiliyor.
Şimdi bir dolar milyarderinin böyle bir otele, tatil köyüne gelebileceğini düşünebiliyor musunuz?.
Biz turizmimizi en ucuza pazarlayacak, hızlı tüketime açtık ve bol paralıların ülkemize gelmelerini önledik.
Eğer bu ülkede, devlet, ta en başından beri devlet, turizmi bir devlet politikası olarak ele alsa ve bu haince rekabetin tüm sahillerimizin nerdeyse bedava tüketilmesini önleyecek uygulamalara önderlik edip, öldürücü rekabetin yerine, uyumlu paylaşımı getirebilse, daha az turist gelir, ama daha fazla para bırakırdı, bir.. Zenginler, bol para bırakacak yerler seçerken, fakir halk da, Bodrum'undan da, Çeşme'sinden de yararlanırdı, iki..
Mesele bu ülkede turizmin nasıl akla hayale sığmaz bir gelir ve istihdam kaynağı olduğunu görecek bir hükümet ve hele bu yaz sezonunda işinin, liderinin peşinde dolaşmak değil, turizm bölgelerini adım adım dolaşarak, sorunları içinden görüp, yaşayarak, halktan, işletmeciye, yerliden yabancıya herkesle konuşarak çözümler üretmek olduğunu bilen bir Turizm Bakanı olsaydı!..
Ben 1957'de bu mesleğe başladım. Ne böyle bir hükümet gördüm, ne böyle bir bakan..
Medyamız mı?.
Onun derdi, Türkbükü'ndeki 39 liralık lahmacun.. Yahu kardeşim Yalıkavak Ortaköy'e git. Orda Bedri Usta'da lahmacunun hem de daniskası 5 (Beş) lira.. Maça Kızı'nın lahmacununa da beş basmazsa da, para yok!.
Beğenmezsen ödeme. Söyle benim hesabıma yazsınlar..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.