YAZARA MAİL GÖNDER Bitti de kurtulduk, işkenceden..

YAZARLAR

Dünya Kupası..
Dünya Atletizm Şampiyonası..
Olimpiyatlar..
1972'den başlayarak televizyon ekranlarından, 1980- 2000 yılları arasında, tümünü yerinden çıplak gözle, 2002'den bu yana (2003'te sırf Paris uğruna ve bir de Süreyya'nın tarihe geçecek Dünya Şampiyonluğunu izlemek hevesiyle gittiğim Atletizm hariç) gene televizyonlardan sektirmeden izlediğim spor şölenlerinin son günleri hep o ortak duyguyu yaşardım.. Daha doğrusu yaşardık, tüm dünya ile birlikte..
Dedim ya, bir şölendi o..
Kazananı, kaybedeni ile bir şölen.. Bir bayram.. Günlerdir alışkanlık haline gelen, hayatının bir parçası olan günler bitince hüzünlenmez mi insan?.
İlk defa, ama ilk defa, 2014 Dünya Kupası bittiği için sevindim.. Zil takıp oynayasım geldi desem yeridir..
Bir ay boyu uykusuzluk çektiren, ertesi gün aptal gibi dolaşmama sebep olan işkence sona erdi, nihayet.. "Yahu mecbur musun, seyretmeseydin" diyeceksiniz..
Serde gazetecilik var.. Günlük yazmasam da, meslek açısından izlemem lazım.
Serde umut da var.. Hani çıkmayan canda olan şey.. "Belki bugün.." diye ekran başına geçiyorsun..
Evde de konuklar var.. Bizim maç gurubu en az reytingle de olsa geliyor.. Ünal'la iki kişi kaç maç izledik. Ama "Gelmeyin" diyemiyorsun.. "Ya gelirlerse.." diyorsun..
Duygularıma bir örnek vereyim mi?..
Arjantin- Hollanda oynuyor mesela.. Bir tek Ünal geldi.
Dünya Kupası yarı fınal maçı..
Bir gün önce Almanya Brezilya'yı öyle dağıtmış ki.. Onun rakibi belli olacak.. Gelen sadece Ünal..
Dünyanın en sıkıcı maçını izledik.. Ekranın köşesindeki saat işlemiyor sanki.. 4 saat falan geçti, köşede hala dakikayı gösteren çerçevede "70" yazıyor.. İki saat daha geçti.. 80 oldu.. "Birisi bi tane atsa da, bu ıstırap yarım saat daha sürmese" diye dua ediyorum, bir yandan da Ünal'ın gözüne bakıyorum ki, "Ağbi ben gidiyorum" desin.. İkiletmeden ayağa fırlayacağım, o an televizyonu kapatıp yatacağım..
Umurumda değil, kimin kazanacağı..
Ertesi sabah öğrenirim ne olacak..
Meğer Ünal da bana kibarlık olsun diye, kendini sıkar otururmuş..
Dikkat buyurun, bir Dünya Kupası yarı final maçından söz ediyoruz.. Hem de rakipler Arjantin ve Hollanda..
64 maç oynandı..
Bana bir maç söyler misiniz, "Tadından yenmezdi" diyeceğiniz.. "Bitsin istemedik" diyeceğiniz..
64 maç oynandı.. Bana bir takım söyler misiniz, "Hiç bir maçını kaçırmadık.
Her maçını keyifle izledik" diyeceğiniz.. Size 11'ini ezberleten bir takım var mıydı, Kupa 2014'te..
Peki futbolcu.. Bu kupaya adını yazan futbolcu var mıydı?.. "Şu muhteşemdi.. Onu seyretmek için uykusuz kaldığıma değdi. Hiçbir maçını kaçırmadım" dediğiniz biri var mıydı?.
Yüz karası bir futbol oynayan Messi'nin En Değerli Futbolcu seçilmesi bir ölçü değil mi zaten?. O ne FİFA yalakalığıdır, Messi'ye Altın Top vermek.. Bakır bile etmezdi futbolu..
Bütün takım ona oynarken, oynamaya mecbur tutulurken, bazılarını kandırmayı başaran Messi'nin takkesi Dünya Kupası'nda düştü aslında..
Kendisi takım için oynamak zorunda kalınca, keli, kabak gibi göründü.. Maradona'nın "M" si olamaz Messi..
Kendi de Altın Topu alırken utanmıştır kesin..
Yahu o "Çirkin" Robben bile Messi'den misli misli hak etmişti Altın Topu, Hollanda'yı nerdeyse tek başına Dünya Üçüncülüğüne taşıyarak..
Bazı okurlar ona neden "Çirkin" dediğimi sormuşlar..
Sahtekarlığından..
Dünya Kupası istatistiklerinden birinin adı.. "Robben kendisini kaç defa yalandan yere attı?.."
Bir maçta hakemi kandırıp yutturdu, düşmesini, "Düşürülme" diye.. Bir maçta kandırdı hakemi, çelmeyi dışarda yediği halde, bir adım daha attı ve içeri uçtu ki, "İçerde" diye yuttursun.. Yutturdu gene.. İki penaltı çaldı, hakemlerden.. Ben sahtekarları sevmem..
O yüzden çirkin.. Ama 36 yaşındaki adamın Allahı var. Hala o enerji.. O hız.. O bilek yetenekleri ile, adam eksiltmeleri ve takımını müthiş bir hızla hücuma çıkarışı..
Kolombiyalı James, Rodriguez, Costa Ricalı Joel Campbell, Messi'den kat kat fazlasıyla hak etmişlerdi, Altın Topu, hiç değilse geleceğin yıldızları olduklarını göstererek.. "Bir adam tek başına nasıl takım olur" örnekleri vererek..
Ama başında Blatter'in olduğu bir kurumdan her şey beklenir.. FİFA'nın (Maalesef) Başkanı, "Messi" dedi ise bir bildiği vardır, bizim bilmediğimiz ve asla bilmek de istemeyeceğimiz..
Kupa 2014, Alman Kaptanı Lahm'ın elinde yükselirken, dünyada Almanlar'dan mutlu olan biri varsa, bendim herhalde..
"Bitti" diye..
Şükürler olsun, bitti!..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.