YAZARA MAİL GÖNDER Bir Rahim öldü diyeler!..

YAZARLAR

"Komşu Simitçinin film gibi hayatı" demiş Gül Kireklo, dünkü Sabah'ta..
Son yıllarda gazetelerde okumaya hasret kaldığım "Haber/ Hikaye"lerden biriydi de, benim için "Acı" bir yazıydı..
Bir "Garibin Hikayesi"ni yazmıştı Gül..
Simitçi Rahim'in.. Benim garip arkadaşım, dostum Rahim'in..
Biz Sabah'ı Balmumcu'ya taşıdığımızda, gazetenin yanındaki yolun kaldırımında bulmuştuk onu.. Bir tablada açıkta simit satardı.. Sıcacık sabah simitleri.. Ben gazetenin önünde inerdim arabamdan, ama yanından binerdim, öğlenleri. Yani Rahim'in tam önünden..
Güler yüzü dikkatimi çekti önce.. Gülen yüze hasretim ya.. Asansörde bile somurtuk insanlarla güne başlıyorum ya.. Karda, yağmurda, kızgın güneşte hep gülen, hep şakalaşan bir tombul simitçi.. İşte asıl o yüzden çok sevmiştim Rahim'i..
Bir yanını daha sevmiştim.. Hiçbir şey istemezdi.. Pardon yıllar boyu, her gün ayaküstü konuştuğum, şakalaştığım, takıldığım, bana takılan Rahim bir tek şey istemişti..
Beşiktaş Belediye Zabıtaları peşindeydi. Hemen, Başkan dostum İsmail Ünal'la konuştum. Rahat bıraktılar.
Ona bir şey vermenin yolunu Ercan'la bulduk.. O ihtiyacını tespit ederdi, ben iddiaya girerdim. Beşiktaşlı ya.. "Olmaz" bir şeyden takılırdım.
İddialaşırdık.. "Nesine.." "Sen bana her gün bedava simit vereceksin bir sene.. Ben sana bir mont alacağım.."
Sabah aldığı simitler öğleye doğru biterdi.. "Rahim, bol alsana!.."
"Simit taze sıcakken yenir ağbi.. Bitince gider tazesini alırım.."
Tablayı geliştirdi bir camlı kutu yaptı.. Sonra daha da geliştirdi, güneşlikli bir arabaya çevirdi.. Bir de sandalye koydu arkasına.. Biraz rahat etti.. Yasemin ve Ercan hep izlediler onu.. Zaten her Sabahçı izler, kollardı.. Herkes severdi çünkü.. Hep gülen, hep şakalaşan, hiç dertlenmeyen adamı kim sevmez..
Haziran ortasında görünmez oldu.. Memleketine tatile gitti sandım.. Meğer memleketi bile yokmuş.. Azerbaycan'dan kaçak gelmiş..
Kimliksiz, pasaportsuz.. Kendinden bahsetmezdi ki hiç.. Nefes darlığından hastaneye kaldırmışlar Garibi.. Kurtaramamışlar..
Onca kışın soğuğuna, ciğer mi dayanır?. Yunus'un dizeleri geldi aklıma, Gül'ün haberini okurken.. Tam da Rahim için yazılmışçasına..

"Gezdim Rum ile Şam'ı
Yukarı illeri kamu
Çok istedim bulamadım
Şöyle garip bencileyin

Kimseler garip olmasın
Hasret oduna yanmasın
Hocam kimseler duymasın
Şöyle garip bencileyin

Nice bu dert ile yanam
Ecel ere bir gün ölem
Meğer ki sinimde bulam
Şöyle garip bencileyin

Bir garip ölmüş diyeler
Üç günden sonra duyalar
Soğuk su ile yuyalar
Şöyle garip bencileyin

Hey Emre'm Yunus biçare
Bulunmaz derdine çare
Var imdi gez şardan şara
Şöyle garip bencileyin."

***

Ölümler üst üste geliyor.. Sevgili meslektaşımız, vefalı ve cefalı dost Hayati Telgeren'i kaybetmişiz.. Zafer Erdaş dostum telefon etti..
"Hıncal Ağbi Ayhan Baran'ı kaybettik" diye..
Türk Operası'nın en büyük yıldızlarından biri, yeri doldurulmaz bir "Bas" tı, Baran.. Operaları ayrı.. O davudi sesi ile okuduğu türkülere ayrı bayılırdım.. Nurlar içinde yatsınlar!..
***

Yazımı bitirdim, tam çıkıyorum, karşımda hep açık ekrana alt yazı düştü. Çolpan İlhan'ı da kaybetmişiz.. Üniversite çağında bizim bütün sınıfın ortak aşkıydı Çolpan.. "Bir Şoförün Gizli Defteri/ Aka Gündüz/ Atıf Yılmaz/ 1958" filmindeki Paşa Kızı Çiler rolüyle hepimizin rüyalarına girmişti.
Sonra Sadri ile birlikte yakın dostum oldular ikisi de..
Türk sineması ve Tiyatrosuna katkıları o kadar büyüktür ki, ikisinin de.. Bayrak uzun süredir, oğul Kerem Alışık'ın elinde.. İyi de taşıyor..
Başın sağ olsun Kerem!.. Türk sanat dünyasının başı sağ olsun!..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.