YAZARA MAİL GÖNDER Sıra dışı kemancı, muhteşem tenor, harika soprano!..

YAZARLAR

Onuncu Yıl'ın son iki gecesi birbirinden güzeldi..
Üçüncü gece Vanessa Mae'yi izledik.. "İzledik" kelimesini sözlük anlamı ile yazıyorum.. People Dergisi tarafından "Dünyanın en güzel 50 kadını"ndan biri seçilen Vanessa Mae, festival programında yazıldığı gibi "Sıra dışı" bir kemancı.. 10 milyondan fazla satan albümlerini dinlediyseniz, zaten yaptığı müziği biliyorsunuz demektir. Dinlemediyseniz o zaman adının önündeki "Sıra dışı" ifadesi, bildiklerinizden farklı şeyler dinleyeceğinizi haber veriyor zaten.. Bunu niye yazdım..
O "Sıra dışı" müziğe burun kıvıran "Biz klasik dinlemeye gelmiştik" diyenler olmuş da..
Müzik bir zevk meselesi.. Seversiniz, sevmezsiniz o ayrı.. Ama eğer "Bu ne" diyorsanız, önce kendinizi sorgulayın..
Vanessa müthiş bir tempo ile müthiş sesler çıkardığı kemanı ile bir "Seyredilecek şov" da yaptı, klasik, pop ve caz karışımı müziği yanında..
Bursa Devlet Senfoni Orkestrası'na, kendi klavye, gitar, bas, perküsyon ve üflemeliden oluşan kendi ekibi de katıldı.. Harikaydı gece..
Ama final gecesi daha da harikaydı..
Nasıl olmasın..
Moskova Şehir Senfoni ve Rus Flarmoni'den karma bir dev orkestra.. Geçen sene Gün Batımı konserinde dinleyip ve izleyip aşık olduğumuz soprano Fatima Said ve müthiş kere müthiş Arjantinli Tenor Jose Cura'lı "Aşkın Dört Mevsimi" Gecesi..
Cura hem tenor, hem de harika bir şef.. Zaman zaman ikisi birden oluyor sahnede.. Dünyalar güzeli Mısırlı Fatima, daha 21 yaşında ve dünyanın yaşayan en büyük tenorlarından biriyle sahne paylaşıyor, düet yapıyor olmanın heyecanı içinde titriyor.. Cura nasıl onore ediyor kızı.. Nasıl yüceltiyor..
"Hepimiz Tanrı'ya inanırız değil mi" diyor.. "Onun meleklerine de inanırız o zaman.. Melekler şarkı da söylerler..
İşte şarkı söyleyen bir melek"
diye elinden tutup sahneye getiriyor Fatima'yı.. Ve Fatima bir Jülyet'in Aryası (Gounod) söylüyor ki..
Cura, Türkiye'de operanın belki de bu kadar erken kurulup, bu kadar hızlı gelişmesine sebep olan aryayı söylüyor.. E Lucevan le stelle.. Tosca'yı Sofya'da ataşe iken dinlerken bu aryaya bayılmış Mustafa Kemal.. E Lucevan le stelle onun en sevdiği opera şarkısı olarak kayıtlara geçmiştir.
Bir Cura, bir Fatima, mest ettiler Marinayı dolduran yaklaşık 7 bin izleyiciyi o gece.. Hayatlarının gecesini yaşattılar..
Cura biste beklediğim şarkıyı söyledi tabii..
Nessun Dorma'dan başkası söylenir mi, Zafer Gecesinde..
Ve bir kere daha Fatima'yı elinden tutup sahneye getirdi..
Böyle bir geceye yakışacak tek düet var, opera tarihinde..
Verdi.. La Traviata.. Brindisi.. "Neşe dolu kadehten içelim" şarkısı, neşenin, coşkunun şarkısıdır müzikte..
Binlerce insan ayağa fırladık.. Alkışlarla tempo tuttuk Cura ve Fatima'nın düetine..
Alkış.. Alkış.. Alkış.. Marinaya bağlı tekneler bile sallandı, kopan kıyamette ve ben Yücel Canyaran'a sarıldım, binlerce tebrik, binlerce teşekkür için..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.