YAZARA MAİL GÖNDER Arda'nın Günlüğü!..

YAZARLAR

(Sevgili Dostum Arda Uskan'ın Takvim'deki köşesinde yayınlanan "Arda'nın Günlüğü" başlıklı yazılarını sizler için derledim.
Bugün dördüncüsü..)

***

Gelelim siz gençlere verdiğim söze; yani 'İçki ve devamında gelen hastalıklar, nelerinizi kısıtlar?'
Bir kere başınıza toplaşan akraba ve komşu cadılarsız tek bir hareket yapamıyorsunuz. Çünkü her biri ileri kanser uzmanı!
Sebep-sonuç ilişkisini çoktan çözmüşler, işin tavsiye bölümündeler.
Mesela onlara kalsa iki dakikada bir başımın yüksekliğini değiştirmem gerekecek. Nefes alışım ve yutkunmam kolaylaşırmış.
Bıraksam sırayla benim yerime yutkunacaklar zaten. Ama bırakmıyorum, kendi nefesimi kendim alıyorum.
Bir de affedersiniz çiş mevzuu var. "Ben senin ablan sayılırım" diyen alt tarafıma doğru hamlediyor, bez yayacak bu sefer. En iyisi uyumak.
Ama tepemdekilere sorarsan, şuurum yarı kapalı. Peki o zaman bunları kim düşünüyor?
Yaşasın kapı zili çaldı, ziyaretçim var derken iri yarı biri içeri dalıyor. "Arda'cım ben geldim!"
Sonra karıma dönüyor "Tanımadı galiba!"
Tanımam mı lan, canım Halil Ergün'ümsün işte.
Arkasında da eskilerden bir sevda, Seyyal Taner. Son sevda karım Selda bakalım nasıl karşılayacak misafir Seyyal'i?
İster misiniz yine kıskançlığı depreşsin de kızı hırpalasın!
Aaa o da ne, sohbete koyuldu bunlar.
Hatta eski defterler açıldı beni çekiştiriyorlar.
Artık yenisi ne dediyse, eskisi diyor ki, 'Beni de aldatmıştı bu Arda.
Konsere gitmiştim, kadın atmıştı eve..." 'Sorma kardeş bana da şunları yapmıştı' şeklinde devam eden sohbeti, var gücümle 'ıh'layarak bölmeyi başarıyorum. En az beş kadın üstüme atlıyor, "Ne oldu Arda neren ağrıyor, ilaç verelim mi?"
Siz siz olun arkadaşlar henüz konuşabilirken etrafınıza vasiyet edin. Bu gibi hastalıklarda morfin bazlı ilaçlar insanın kalbini yorar ve ölüme koşarsınız.
Allah'tan karım bilinçli, "İlaç olmaz masaj gerekir" diyor? "Sen ne puştsun" demezseniz, aklımdan geçeni itiraf etmek istiyorum; "Masajı acaba hangisi yapacak?"
Masajı Seyyal yaptı, dayağı Selda'dan yedim dermişim... Yok öyle olmadı, aile büyüğü Dicle teyzemiz odaya daldı ve hepsini salona yolladı.
Galiba beslenme vaktim.
Yarım fincan ballı süt, yanında beyaz peynir ve bir şeyler...
Bu arada söylemiş miydim, sürekli digitürk'ün 444. kanalı açık. Love Song dinlersem ruhum huzur bulurmuş.
İyi hoş da adamlar bant yayın yapıyorlar, dönüp dolaşıp aynı şarkılar çalıyor. Saat tuttum, 'Wooden Heart' ki nefret ederim, 25 dakikada bir beynimde zonkluyor.
Neyse biri farkına varacak nasıl olsa.
(Arda'nın Günlüğü'nden son iki yazı, salıdan itibaren..)

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.