YAZARA MAİL GÖNDER Çok yaşa Lucca!..

YAZARLAR

Çağdaş Ertuna Milliyet'teki köşesinde beni yazmış.. Kendi bile bilmiyor ama yazdığını..
Bebek efsanesi, aslında sakin ve sessiz Bebek'i, İstanbul'un eğlence merkezine dönüştüren Lucca, 10'uncu yılına girmiş. Onu yazıyor Çağdaş..
On yıl önce, Mudo, kolumdan çekip götürmüştü beni Lucca'ya.. "İstanbul'da yeni bir yer açıldı, ama bugüne dek böylesi açılmadı. Daha şimdiden efsane.. Muhakkak görmen lazım" diye..
Gittik ki, tıklım tıklım.. New York'tan gelmiş Cem Mirap diye bir delikanlı, seçip seçip alıyor içeriye nerdeyse..
Yani, dünya güzeli kadınlar..
En ünlü erkekler.. İnsan nereye bakacağını şaşırıyor..
Mudo Cem'le tanıştırdı beni. Anında kanım ısındı..
Fahri vatandaşı olduğum Ortaköy'ü ve Ertekin'in yerini bir kenara koyup, Lucca'ya taşınmaya başladım.
Müzik güzel.. Duvarlar sanat galerisi gibi.. Yiyecekler farklı ve enfes.. Gelip gidenler harika.. İnsan daha ne ister..
Ünal'la resmen dadandık..
Sıkıntımız.. Dükkan öyle kalabalık ki, bir metreden ötesini görmek mümkün değil? Kim geliyor, kim gidiyor?.
Bilirsiniz, benim için "İnsan" manzaradır. Denize değil insana bakarım. En renkli insanların olduğu mekan, ama kendi masanda oturanlardan ötesini görmen mümkün değil.
Ünal'la bir taktik geliştirdik.
Her gece, her gece iyice dostumuz olan garsonu ayarladık, o da bize hep ayni masayı ayarlıyor ki gelenlerin hemen hepsini görelim.. Nasıl mı?.
Çağdaş onu yazmış işte, "Onuncu Yıl" yazısında.. "Sırf mekana hakim olabilmek için tuvaletin önünü mesken tutanlar oldu" diyor yazısında..
Tam tuvalete giden yoldaki son masa, bizimkiydi işte.. Saatlerce kaldıkları mekanda durmadan içen insanlar, eninde sonunda önümüzden geçmek zorunda kalıyorlardı..
Nice 10 yıllara Cem!..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.