YAZARA MAİL GÖNDER Birinci Haçlı Ordusu.. İstanbul'dan, Kudüs'e..

YAZARLAR

Üstad Radi Dikici, tarihin en renkli, ama en karanlık sayfalarından Haçlı Seferleri'ni bir roman kıvamında anlatmaya devam ediyor.

***

I. Haçlı Seferi'nin ilk sonuçlarına baktığımızda ortada garip bir durum vardır.
Bizans İmparatoru I.Aleksius Komnenus, Papa'dan ve Batı Hıristiyan aleminden, Anadolu'nun önemli bir kısmını ele geçiren Selçuklulardan kurtulmak için askeri yardım istemiş, buna karşılık Papa, Kutsal Toprakları kurtarmak için çağrı yapmıştır.
Bu çağrıya uyan neredeyse tümü maceraperest ve serserilerden oluşan yaklaşık 80 bin kişilik ilk güruhtan, İstanbul'u talan ettikten sonra Anadolu'ya geçebilenlerinin 40 bin kişisini yok eden Selçuklular, aslında Bizans'a en büyük yardımı yapmışlardır.
Ancak I.Haçlı Seferi'nin daha profesyonel olan güçleri geridedir. Kasım 1096'da ilk gelen Fransa kralının küçük kardeşi Hugh Vermadois olur. Sonra sırayla Loren Dükü Godfrey ve kardeşi Baldwin gelirler.
Hepsi, karılarını ve çocuklarını da getirmişlerdir. Çünkü amaçları doğuda bir krallık kurmaktır. İmparator, her üçüne de Selçuklulardan ele geçirecekleri bütün toprakları Bizans'a bırakacakları konusunda bağlılık yemini ettirir. Ertesi günden başlayarak imparatorluk donanması bunlara ait birlikleri, Anadolu tarafına taşır.
Çok geçmez Taranto Prensi Bohemund, Nisan 1097'de ordusu ve torunlarıyla Konstantinople'a varır. İmparatorun kızı Anna Komnena anılarında, Bohemund'un mavi gözleri, sarı saçları, ince beli ve geniş omuzlarıyla yakışıklı bir erkek olduğunu yazar. Bağlılık yemininden sonra onun birlikleri de Anadolu yakasına taşınır.
Daha sonra Avrupa'nın en asil ve en zengin üyelerinden biri olan Toulouse Kontu IV. Raymond İstanbul'a ulaşır.. Geri dönmeyi asla düşünmediği için onun da bütün ailesi yanındadır. 10 bin kişilik ordusu ise, çok iyi organize ve teçhiz edilmiştir.
Son gelen, Nisan 1096'da yola çıkan ve çeşitli badirelerden sonra Mayıs 1097'de Konstantinople'a ulaşabilen Fatih William'ın büyük oğlu Normandiya Dükü Robert'tir.
Son parti de Anadolu'ya geçince I.
Aleksius Komnenus rahat bir nefes alır.
İmparator mevcut haberleşme ağını genişletir ve Haçlılarla ilgili bilgiler günlük olarak özel ulaklarla imparatora ulaştırılır.
İmparatorun merakı, Haçlı ordusunu teşkil eden güçlerin, hiç bilmedikleri bir coğrafyada ve nasıl savaştığını hiç bilmedikleri bir düşman karşısında ne yapacaklarıdır.
Ama kesin bildiği bir şey vardır.. Haçlılar eğer başarısızlığa uğrarlarsa, geriye kalacaklar o kadar az sayıda olacaktır ki, onlar da artık Bizans'ın başını ağrıtamayacaktır.
Çok geçmez Haçlı ordusunun başarı haberleri gelmeye başlar..
Yeni başkent olarak seçtiği İznik yakınlarında yaptığı savaşı kaybeden Selçuklu Sultanı I. Kılıçaslan, kuşatma başladığında birliklerini geri çekerek şehri terk eder. İznik savunması zayıftır. Kent çok kısa bir kuşatmadan sonra 21 Mayıs günü 1097 Haçlıların eline düşer.. Sultan, hazinesini, karısını ve çocuklarını geride bırakmak zorunda kalır.
Haçlılar, İznik'te Bizans hâkimiyetinin tesis edildiğinin nişanesi olarak Kılıçaslan'ın karısı ve çocuklarını Konstantinople'a gönderirler. Misafir muamelesi gören Sultan Hanım ve çocuklar, daha sonra özel bir birliğin refakatinde imparator tarafından Kılıçaslan'a yollanırlar.
Bu fırsattan istifade eden Bizans güçleri sırayla İzmir, Efes ve Sardes'ı, Selçuklulardan geri alırlar. Böylece Anadolu'nun batısında Bizans hâkimiyeti tekrar kurulur.
Haçlılar da, önce Kütahya, ardından 3 Haziran 1098'de Antakya ve nihayet 15 Temmuz 1099 Cuma günü de Kudüs'ü ele geçirirler.
Ancak Haçlılar, Kudüs'te çok farklı davranırlar.
Müslümanlar çocuk, genç ve yaşlı ayırımına bakılmaksızın katledilir. Bütün Yahudiler ise sinagoglarda canlı olarak yakılır.
Bu arada Baldwin, kendini Urfa Kontu, Bohemund da Antakya Prensi ilan eder. En önemlisi Kudüs'e kimin hükmedeceğidir.
Tabii aday, en yaşlı ve en zenginleri olan Raymond'dur. Ancak onu atlatırlar ve yeni kurulan Kudüs Krallığı'nın başına Loren Dükü Godfrey geçer.
Böylece Hıristiyanlar I.Haçlı Seferi'ni başarı ile tamamlamış, kutsal topraklarını kurtarmış, Avrupa derebeyleri çeşitli unvanlarla Anadolu, Suriye ve Filistin topraklarını paylaşmış olurlar..
Ama burası Orta-Doğu'dur. Tarihin hiçbir döneminde orada, hiçbir şey istenildiği gibi gitmemiştir.
Sonra neler mi olmuştur?.. Haftayı bekleyeceğiz..

Kudüs'ün kurtuluşu.. Ressam Emil Signol (1804-1892) yapıtı..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.