YAZARA MAİL GÖNDER TV'lerimiz!.. Ya da değneklerini belleyen körler?..

YAZARLAR

Maç yayınları dışında ekran başında olduğum bir program yok.. "Habersiz haber nasıl yapılır"ı kanıtlamaya başladıklarından beri, haberleri de izlemiyorum artık. Ara ara bir haber kanalını tıklıyorum..
Önemli bir şey varsa, kırmızı kırmızı yazıyorlar zaten. Geri kalanlar, o sabah çıkan gazetelerden apartılmış bayat şeyler ve de bitmez tükenmez ve dinlenmez gevezelikler..
Bir tek kanalım var.. TRT Müzik.. Her gün öğleden sonra gazete ve dergilerimi okumak için divana uzandığımda açıyorum bu kanalı.. Her türlü müzik var.. Hele o nostaljik klipler..
60, 70, 80'ler..
Bu alışkanlığıma sezon başında Reaksiyon için istisna getirdim. Sevgili Nehir Erdoğan'ın düğününde, gençler yanıma geldiler. Nehir'in de baş rollerinden birinde oynadığı Reaksiyon adlı diziyi çeken onlarmış..
"Lütfen izleyin. Beğeneceğinizi tahmin ediyoruz. Sizin görüşünüz de çok önemli" dediler..
İlk iki bölümü izledikten sonra, oturup bu köşede yazdım. Nasıl yazdım..
Alkışlayarak..
Bir Amerikan dizisi hızındaydı çekimleri.
Ritm, tempo inanılmazdı. Öyle çay demlemeye mutfağa git, falan ne mümkün..
10 saniye ekran başından ayrıldın mı, bir şey kaçırıyordun.. Anlatılan olaylar, tam da günümüz Türkiyesi'ne oturuyordu.
İnanması zor.. Birinci sınıf da oyunculuk vardı. Sadece baş roller değil.. En popüler Amerikan dizilerinde zor rastlanır, tiplemeler çıkıyordu durmadan karşınıza.. "Yaşadı ekler, yaşadı magazin sayfaları" dedim.. "Dizide her görünen herkes konu yahu!.."
Bir eleştirim vardı..
Süre!..
Bir bölümün süresi iki saate yaklaşıyordu. Bu her hafta bir film çekmek demekti. Böyle bir tempoya dayanacak ekip dünyada yoktu..
İkincisi.. Saniyesi kaçırılmaz bir tempo içindeki dizi, seyirci için de zordu. Ekran başında mıhlanıp kalmak, bir şey kaçırma korkusu ile yanındakine bir laf bile edememek, adeta bir sinema salonunda gibi, ekrana çivili onca zaman sessiz kalmak, hele de ailenle birlikte evinin salonundaysan..
Nerden baksan, insanlık dışıydı, hem yapımcılar, hem izleyiciler için..
Sonra şaşkınlık içinde eleştirileri okumaya başladım..
Bizim dizilerin, izlerken mutfağa gidip yarım saat meyve hazırlayan, dönüşte hiçbir şey kaçırmadığını gören temposuna alışmış eleştirmenlerimiz, Reaksiyon'un baş döndürücü hızını yadırgadılar. Ayni anda en az dört beş kanalı zaplamak zorunda oldukları için, döndüklerinde Reaksiyon'da ne olduğunu anlamadılar. "Bu ne karmaşık, ne anlaşılmaz dizi" diye yazdılar..
Hemen ben de yazdım..
"Çocuklar eleştirilere kanıp sakın tempoyu düşürmeyin, ama süreyi düşürün.. Reaksiyon'u Amerikan Dizileri gibi reklamı dahil en fazla 60 dakika yapın. Hem çekimlerinizin kalitesi düşmez, hem de seyirci sofradan aç kalkacağı için öbür haftayı iple çeker" dedim.
Ama bizim TV yöneticilerimize "Farklı olma, fark yaratma" cesareti vermek mümkün değil ki.. Kör değneğini bellemiş bir kere.. Biri ne yapıyorsa, ötekiler de tıpkısının aynisi..
Yahu bu dünyada benzeri olmayan rezil sistemle birbirinizi taklit edeceğinize, içinizden bir cesur adam çıkmaz mı?..
İlle de taklitse, Amerikan, İngiliz, Alman, Fransız televizyonlarını taklit etmez mi?. Adamlar gerzek mi?. Niye bütün gecelerini saatler süren bitmez tükenmez, lastik gibi uzayan dizilerle geçirmiyor da, seyircilerine bir gecede bin alternatif sunuyorlar?.
Bir denesenize?. Ne kaybedersiniz?.
Bu ülkede 3 reyting yapan gece birincisi oluyor yahu.. Yani 100 televizyondan üçü size bakıyor ancak.. Bunu mu kaybetmekten korkuyorsunuz?. 20'leri, 30'lar yakalama hırsı, hedefi içinde olacağınıza..
Yayıncı kanal, bu müthiş diziyi, 50 dakikaya indirmedi tabii..
Yapımcılar da, eleştirilerin etkisinde kalıp, ritmi yavaşlattılar.. Sahneler öyle durağanlaştı, öyle yavaşladı ki mutfaktan çay değil, sokağın karşısındaki bakkaldan kola alıp gelseniz, bir şey kaçırmaz oldunuz.. Uzun uzun bakışlar, manzaralar..
Dakikalar boyu diyalogsuz ve aksiyonsuz sahneler.. 50 dakikada çok rahat anlatılacak bir şeyi iki saate çıkarmak için, lafı, sahneyi sakız gibi uzatmalar.. Gereksiz Yeşilçam (Ama 40 yıl evvelin Yeşilçam'ı ha) sahneleri eklemeler.. Reaksiyon'u seven de nefret etti.
Böylece tükendi dizi.. Tutmayınca, geç saatlere atıldı. Geç saatlere atılınca, fiyatı düştü. Fiyatı düşünce, baş oyuncuları öldürerek tasarruf politikasına girildi. Ve de sonunda, bitirilmesine karar verildi.
En doğru karar da bu oldu..
El birliği ile piç edilen dizinin ekranda ne işi vardı ki?.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.