YAZARA MAİL GÖNDER Çözüm önermenin faydası ne?..

YAZARLAR

Pazartesi öğleden sonra aSpor Stüdyoları'nda 90a adlı haftalık programı çekiyoruz. Erol Kaynar'ın yoğun işleri yüzünden çekilmek için izin istemesi üzerine, ekibe bir usta, Güven Taner dahil oldu.. Serkan Müdürüm sohbeti açtı.. Kemal Belgin, ben eleştirilerimize başladık..
Güven lafa girdi..
"Hep eleştiriyoruz. İşimiz bu, tamam da, biraz da çözüm önersek!.."
"Sevgili Güven" dedim,
"Çözüm önermek, çözümle ilgilenen, çözümü merak eden, çözmek isteyen biri olursa önemli.
Böyle tek kişi yoksa, önersen ne yazar, önermesen ne fark eder.."
Örnek verdim, yayında.. "Mesela İstanbul trafiği.. Bana İstanbul trafiği konusunda çözüm düşünen, bir, tek bir makam söyleyebilir misin?."
Anlattım..
"Geçen hafta okudunuz.. Sabah en yakın rakibi Hürriyet'e fark atarak, en çok satan gazete.. Bu büyük gazetede, son on yıldır, ortalama haftada iki kez trafik yazıyorum.. İstanbul halkını çıldırtan trafik konusunu yazıyorum. Çözümle ilgili makamların adını veriyorum. O makamlarda oturanların adını da veriyorum.
İsmen soruyorum. İsmen öneriyorum..
Bir tanesinin kılı kıpırdamıyor..
Türkiye'nin en çok satan gazetelerinden birinin, en çok okunan yazarlarından biri, yazıyor, soruyor, öneriyor.. Hepsi bir yerden emir, bir yerden taktik almışlar sanki.. 'Susun oturun, sakın ilgilenmeyin.' İşte İstanbul Valisi.. İşte İstanbul Belediye Başkanı.. İşte İstanbul Emniyet Müdürü..
İşte İstanbul Trafik Müdürü..
Her gün daha berbat hale gelen trafik konusunda hiçbir şey yapmamaya yeminli, makamlarında oturuyorlar.
Bunlardan bir tanesini sokakta, trafik konusu ile ilgilenirken gören var mı, 15 milyon İstanbul halkından.. Tabii çözümü çok uzun sürecek, hatta çözülemeyecek sorunlar var.. Ama öyle binlerce sorun da var ki, bir işaret, bir emirle, beş dakikada çözülecek, ama yıllardır duruyor.
Çünkü, Valinin de, Belediye Başkanının da, Emniyet Müdürünün de umurunda değil trafik, umurunda değil halkın çektikleri..
Onlar sadece Ankara'dan gelen büyükleri ağırlamak için kışın sıcak, yazın klimalı odalarından çıkıyorlar. Çıktıkları zaman da, yollar halka kesilip, onlara açılıyor.
Eskortlar, sirenlerle hız yaparak gittikleri için, halkın ıstırabından haberdar olmuyorlar. Ne kendileri gazete okuyor, ne de bu işten benim vergilerimle maaş alan basın büroları, makamla ilgili haberleri özetleyerek önlerine koyuyorlar. Şimdi bunları eleştirsen ne yazar, çözüm önersen neye yarar?."
Güven "O zaman niye bu kadar sık, bu kadar çok yazıyorsun" der gibi baktı..
Anlattım..
"Yazmasam, bir yanda gördüklerim ve çektiklerim, öte yanda, ilgili, yetkili kişilerin zerre umursamadan makamlarında keyif çatmalarını seyretmek, beni çıldırtır. Haftada bir en azından bir Ruh Doktoru'nun divanına uzanıp bir saat içimi dökmek için, seans başı yüzlerce lira veririm.. Şimdi Ruh Doktoru divanında değil, köşemde yapıyorum içimi dökme işimi. Rahatlıyorum.
Ruh Hastası olmaktan kurtuluyorum.
Yazılarımın yaradığı iş o!.."

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.