YAZARA MAİL GÖNDER Bir dünya devi ayağımızda..

YAZARLAR

Placido Domingo.. Opera dünyasının yaşayan en şöhretli adamı..
Bir numarası.. Haftaya pazartesi, yani 19 0cak'ta Ülker Spor Arena'da olacak..
Domingo'ya 65 üyeden oluşan Flarmonia İstanbul eşlik edecek.
Ben Placido Domingo'yu 1982'de tanıdım. Dünya Kupası finalleri için Madrid'deydim. Kupanın resmi sanatçısı olarak, o sıralar çok popüler Julio İglesias seçilmişti. İglesias aslında futbolcuyken sakatlanınca bırakmak zorunda kalmıştı. Ama öyle şöhret budalası olmuştu ki, son anda kapris yapıp organizasyonu yüz üstü bıraktı. İşte o sırada New York'tan başka bir İspanyol, genç bir tenor aradı "Ben emrinize amadeyim" diye..
Placido Domingo idi, o genç..
Madrid Üniversitesi bahçesinde organize edilmişti dev konser.. 30'a yakın Türk gazeteci vardık orda.. "Hadi" dedim.. Bir tek Attila Gökçe geldi benimle.. Gittik ki, dağ taş dolmuş.. 100 binden fazla insan var, kampüste.. Basına en önde yer ayırmışlar..
Yer.. Yere oturduk, bağdaş kurup ve Placido sahneye çıktı.. Vay ki vay!..
Olmaz böyle şey..
Dalmış gitmişim bir ara Attila dürttü.. "Ağbi arkaya bak.."
Döndüm, gecenin karanlığında on binlerce çakmak, Placido'nun temposu ile sallanıyor.. İlk orda gördüm, sallanan çakmakları.. Nasıl muhteşem bir manzaraydı.. Konser alkış, kıyamet bitmek bilmedi.
1990'da, Roma'da Dünya Kupası finallerinde gene Placido Domingo vardı. Bu defa yanında Pavarotti ve Jose Carreras olarak.
Caracallas harabelerindeki tiyatroda söyleyeceklerdi. Ben Roma'ya vardığımda sadece karaborsa biletler vardı.
3 bin dolara.. Nur içinde yatsın, sevgili arkadaşım Vural (Taşkafa) Gürsoylu ile sabah Caracallas'a gidip bir keşif yaptık.
Tam harabelerin dibinde bir restoran bulduk. Bir kadın işletiyordu.
Televizyonu işaret ettik. "Tam bunun karşısındaki masayı istiyoruz.
Konserin canlı yayını bitene dek, dükkan da, ekran da açık olacak.." "Tabii" dedi kadın..
Konserden bir saat evvel yerimizi aldık. Mustafa Denizli dahil.. 50 metre ötedeki Açık Hava tiyatrosunun tüm sesleri bize canlı ulaşıyordu.
Ekranda da içeriyi görüyorduk. Konseri canlı gibi izledik. Müthişti. Zaten yer yerinden oynadı. Öyle oynadı ki, üçlü dört sene sonra, Los Angeles'ta gene Dünya Kupası konserinde bir araya geldi. Bu defa akıllanmıştım. Necdet Ağabey (O zaman FİFA Yürütme Kurulu üyesi, Çobanlı) devreye girdi.
Bana DodgeCity stadında bir tribün bileti buldu. Saha içi bin dolardı. Benim yerim 300.. En ön sırada Frank Sinatra ile Gene Kelly yan yana oturuyorlardı.
Bir muhteşem konser izledik ki, olmaz böyle şey..
Pazartesi gecesi, ilkinden tam 32 yıl sonra Placido Domingo ile dördüncü kez buluşacağım.. Artık tenor değil. Yaşı sesini kalınlaştırdı, bariton partileri söylüyor Operalarda ve gene müthiş eleştiriler alıyor..
Pazartesiyi iple çekiyorum.. Siz de çekiyorsanız, Biletix'i aramakta geç kalmayın..
Biletler tükeniyor çünkü..

Bilgi için: Karin Şamo / Artı İletişim Yönetimi 0212 347 03 30 / 0530 762 63 75 karin@artipr.com.tr

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.