YAZARA MAİL GÖNDER Şehirlerin Kraliçesi'nin doğumu..

YAZARLAR

Üstad Radi Dikici, Bizans kentinin kuruluş öyküsünü bu hafta bitiriyor. Atina'nın tehditlerinden korkan Megara kralı, göçe karar verip, fikir almak için zamanın en büyük kahinine gitmiş, Kahin ona "Kuzeye, Körler Ülkesi'ne göç" demişti.

***

Byzas kâhinin söylediklerini hiç unutmamıştır ama ne dediğini ve nereye gitmesi gerektiğini de pek anlamamıştır. Kahinin tapınağından, Megara'ya doğru yola çıktığında bütün söylenenleri kafasından geçirir, durur. Hiçbir şeyi çözememiştir. Kuzeye gidecektir. O tamamdır. Peki, Körler Ülkesi nerededir? Sonunda, "Herhalde Körler Ülkesi nerede olduğunu bilen vardır, sorar öğreniriz," diye düşünür.
Megara'ya varınca araştırır, soruşturur ama hiç kimse Körler Ülkesi diye bir yer duymamıştır. Ama kâhin ona yönü göstermiştir. Ertesi gün bir emirname yayınlar ve altı ay içinde kuzeye doğru yola çıkacaklardır. Bu seyahate gönüllü olarak katılacak ailelerin resmen başvurmasını ister. 15 gün sonra anlaşılır ki Salamis ve Megara'dan yaklaşık 5 bin kişi onunla birlikte gelecektir.
Hummalı bir faaliyete girişirler. Mevcut 500 gemi, isteklilerin yarısını alabilecektir. Gemiler elden geçirilir. Ayrıca biraz daha büyükçe 50 kadar yeni geminin inşasına başlanır. Bunlarla hayvanlar ve yol boyunca ihtiyaç duyulacak yiyecek ve içecekler taşınacaktır.
M.Ö. 659 yılının Haziran ayı geldiğinde her şey hazırdır. Bir hafta süreyle yükleme işlemleri bir düzen içinde yapılır. Hazinenin bir kısmı kaptanlık gemisine yüklenir. Karısı ile birlikte, ülkesinde kalmak istediğini belirten ikinci oğluna yönetimi bırakır. 6 Haziran Perşembe günü geride bıraktıkları ile vedalaşarak rota kuzey olmak üzere yola çıkarlar.
4 ay sonunda kışı geçirmek üzere Ege Denizindeki büyükçe bir adanın doğal limanına sığınırlar. Ertesi yıl bahar ayları yaklaşırken tekrar yola çıkarlar. Sürekli kuzeye doğru giderler ve çeşitli yerlere uğrayarak hep Körler Ülkesini sorarlar. Ama bir cevap alamazlar. Ertesi kış yine tedbirli olurlar ama iyi denizci olmalarına rağmen beklenmedik şekilde ve zamanda yakalandıkları fırtınalar gemilerin bir kısmını batırır. Yol boyunca beslenmelerini genellikle balıkla sağlarlar. Uğradıkları yerlerden altın karşılığı et, meyve ve su temin ederler.
İkinci yılın ilkbaharında bir sabah uyandıklarında bir boğazın kenarındadırlar. Byzas, kâhinin dediklerini hatırlar ve gemisini doğrudan boğazdan içeri sokar. Diğer gemiler onu takip ederler. Marmara Denizi'ne (Propontis) gelmişlerdir. Hava değişmiştir. Özellikle bol balık vardır. Ayrıca yanaştıkları sahillerde bol su kaynaklarına rastlamışlardır. Özellikle meyve bakımından çevre çok zengindir. Moralleri iyice düzelir.
Ne yazık ki, ne kadar dikkatli ve tedbirli olsalar bile yaklaşık iki yıl süren yolculuk boyunca gemilerinin ve insanların üçte birini, çoğu çocuk ve kadın olmak üzere kaybetmişlerdir.
M.Ö. 657 yılının Mayıs ayında bir sabah uyandıklarında gördükleri manzara onları şaşkınlığa uğratır. Sağ taraftaki kara parçasında yerleşim olduğu bellidir. Sol taraf ise (Sarayburnu'ndan başlayan) hafif sisler içindeki yarım ada tümüyle bakirdir. Biraz sonra güneş yükselip sis dağılınca her tarafın ormanlarla kaplı olduğunu görürler. Şırıl şırıl akan suların ve öten kuşların sesleri gemilere bile ulaşmaktadır. Manzaranın güzelliği tarif edilir gibi değildir.
Byzas karısına döner:
"Şimdi kâhinin söylediklerini anladım. Böylesine dünyanın en güzel yerini bırakıp karşıya yerleşmek için kör olmak lazım. Orası 'Körler Ülkesi'dir (Khalkedon-Kadıköy). Biz ise onun karşısına yerleşiyoruz," der.
Sahile çıkarlar ve böylece ilk yerleşim başlamış olur. Aradan on yıl kadar geçince bugünkü Eminönü, Sirkeci, Topkapı ve Ayasofya'nın bulunduğu yerleri içine alacak şekilde bir şehir kurarlar. Bu yeni kurulan minik şehir, Byzas isminden esinlenerek Byzantion olarak anılmaya başlar.
Böylece tarih, tüm dünya uluslarının içini çekerek baktığı, ele geçirmek için savaştığı "Şehirlerin Kraliçesi"nin doğumuna şahit olur. Daha sonra Roma İmparatoru Vespesian (M.S 69-79) şehrin ismi Byzantion'dan Byzantium'a çevirir.
Tarihte hiçbir zaman Bizans İmparatorluğu diye bir devlet olmamıştır. 1453'te İstanbul'un fethine kadar, onlar kendilerini hep Romalı olarak bilmişlerdir. Ancak 16. yüzyılda bir Alman tarihçi Hieronymus Wolf "Corpus Historiae Byzantinae" adlı eserinde Roma İmparatorluğu yerine Bizans İmparatorluğu tabirini kullanınca, bu isim süreklilik kazanmıştır. Yani Roma İmparatorluğu'nun 330-1453 yılları arasındaki 1123 yıllık dönemini tarihçiler Bizans İmparatorluğu olarak ifade etmekte ve kullanmaktadırlar.
Böylece kâhinin dediği doğru çıkar ve Byzas ismi bugüne kadar yaşamaya devam eder.
(Benim notum.. Tarih kitaplarımızda okuduğumuz gibi Doğu Roma, Batı Roma diye de bir ayrım yoktur. Fatih Sultan Mehmet tarafından yok edilen imparatorluk, Bizans, yahut Doğu Roma değil, "Roma" dır. Başkent'in Roma'dan Bizans'a nakledilmesi, bazı tarihçilerde bu karışıklığı yaratmıştır.)

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.